Aynıyla Vaki Nisan 2015

0
254

Bir genç kız tecavüze uğrar ya da hunharca öldürülür ve isyan ederek katili eleştirirsiniz. Yorumlar gecikmez: “O da düzgün giyinseydi, tahrik etmiştir”, “Bu erkekleri yetiştiren annelerdir, anneler oğullarınızı düzgün yetiştirin” vs.

Bir başka gün, kadınlara “yollu”, “müsait”, “kuyruk sallayan” gibi sıfatlar yükleyen anlayışı eleştirirsiniz. Yorumlar yine gecikmez: “Bu söylemlerin yerleşmesine kadınlar da neden oluyor”, “Bunu söyleyenleri de yetiştiren annelerdir, anneler oğullarınızı düzgün yetiştirin” vs.

Yani “maktül ve mağdurun kadın olduğu suçların nedeni yine kadındır” gibi bir algıya evriltiliyoruz. Kadın, oğlunu iyi yetiştirememekle suçlanırken, sanki “erkek” babalar çocuk yetiştirme sorumluluğundan da muaf tutuluyor adeta.

***

Aile bireylerimin sağlık sorunları nedeniyle, yaklaşık son iki yılımın çoğunu hastane koridorlarında geçirdim ve her saniyesinde “sağlık sistemi mükemmelleşti” haberlerinin hayal mi gerçek mi olduğunu sorgulamak zorunda kaldım. Henüz sadece bir arpa boyu yol alabildiğim için bir süre daha devam edecek bu süreç.

“Artık sıra beklemiyoruz” diyen ama doktorun odasında eskiden olduğu gibi sadece birkaç dakika kalabilen emekliler, maaşlarındaki sağlık kesintilerinin giderek arttığının farkında değiller mi acaba? Maaşlarına yapılan minicik zamlardan çok daha devasa oranlardaki kesintilere bile sessiz kalmalarının nedeni, sözüm ona mükemmelleşen sağlık sistemine bir tapınma belki de…

Sağlık hizmetlerinin kamusal alandan çıkarılarak özel sektöre devredilme işlemleri hız kesmeden devam ediyor. Özel hastaneler, adı üstünde “özel” bir yatırım gerektiriyor. Yatırımı yapan da şüphesiz ki kazanmak istiyor. Yani sağlığımız da arabalarımız gibi bir nevi özel yetkili servislere emanet ediliyor. Birçok özel hastanede doktorlara aynen dev otomobil markalarının yetkili servislere dayattığı “günlük ya da aylık ciro” baskısı yapıldığını sadece ben mi duyuyorum? Hiporat yeminli doktorların maruz bırakıldıkları kısır döngü bir cendere değil midir bu?

Özel sağlık sigortalarının yaygınlaşmaya başladığı dönemlerdi, ben de sigortacılık sektörünün içindeydim. Hastaneler, sigorta şirketlerinden “astronomik ücretler” talep ediyordu. Hastanede iki gece kalan bir sigortalımız için talep edilen ödemenin detayları çok ilginçti. Sigortalının hastalığıyla hiç ilgisi olmayan tahliller eklenmiş ve “75 adet enjeksiyon” açıklamasıyla bir ücretlendirme de yapılmıştı. Bir hastaya İki günde 75 enjeksiyon yapılmış olması mümkün değildi tabi ki. Buna benzer örneklerin daha “usturuplu ve kitabına uydurulmuş” şekliyle bugün de devam ettiğine eminim.

“İstediğiniz tahlili SGK dahilindeki bir kurumda yaptırabilir miyim?” dediğinizde, “Hayır, şurada yaptıracaksınız, ben her yere güvenmiyorum” cevabını siz hiç almadınız mı? Gittiğiniz kuruluşta tahlil talebinizin, doktorunuz adına açılmış bir nevi kalamoza defteri sayfasına işlendiğine hiç şahit olmadınız mı?

Eğer sizler “sağlık sistemi mükemmelleşti” inancındaysanız ya ben başka bir ülkede yaşıyorum ya da “hayaldi gerçek oldu” diyenler yalancı…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz