Kitap Fuarından İnternet Televizyonuna

0
206

Lazika Yayın Kolektifi, 34. İstanbul TÜYAP kitap fuarına bu yıl dördüncü kez katıldı. Kısaca yaşadığımız süreci anlatmak istiyorum ki bir not düşmüş olayım.

Fuar öncesi gene yeni kitapları fuara yetiştirmek için canhıraş çalıştık. Bu yılın en önemli kitabı hiç şüphesiz 2008 yılında kaybettiğimiz Nurdoğan Abaşişi’nin “Şina-Laz Öyküleri” adlı kitabıydı. Abaşişi, Lazların gerçek hayatından kesitleri bir araya getirip keyifli ve eğlendirici bir eser ortaya koymuş.

Bu arada, gene Abaşişi’nin derlemelerinden oluşan Laz Halk Masalları kitabını tekrar bastık.

Üçüncü kitap ise Hasan Helimişi’nin hayatı ve şiirlerinden oluşan Mu P’at E Skiri/Helimişi Xasani adlı eser oldu. Her üç kitaba da eser diyorum zira Laz literatürü açısından nasıl ki Helimişi ve Abaşişi mihenk taşıdır, bu kitaplar da klasik değerindedir. İlgili herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunması gereken kitaplardır.

Neler gördük, neler yaşadık kısmına gelirsek…

Lazika’nın en çok satanları hangileridir dersek;en çok Lazca sözlük ve Lazca Ders Kitabı satıyor. Sonrasında ise, Türkçe yazılmış kitaplar daha çok ilgi görüyor. Buradan çıkan sonuç, okuyucu ya Lazca öğrenmek istiyor ya da en iyi bildiği dil üzerinden özellikle Laz tarihini, Laz kültürünü öğrenmek istiyor.

Lazca kitaplar hiç mi satmıyor? Az da olsa satıyor elbette ve en çok ilgiyi de Murat Murğulişi’nin Didamangisa adını taşıyan Lazca korku romanı alıyor, özellikle gençler arasında.

Okuyucu profiline gelince… Pek çok Lazın özellikle standımıza geldiklerini, çok sayıda kitap satın aldıklarını, bunu yaparken de aslında yapılan işe destek olmak istediklerine tanık olduk. Teşekkür ederiz ve gerçekten de fuara katılmaya devam edebiliyorsak bu destekten dolayı olduğunu söylemekte fayda var. Destek demişken, Lazika’nın standına hayat katan gençlerimizi de anmış olalım.

Fuar süresince beni en çok mutlu eden 15 yaşındaki bir kızın standımızı ziyareti ve Lazca kitaplar satın almasıydı. Henüz Lise 1. sınıf öğrencisi bu genç kız Lazca biliyordu, Lazcayı seviyordu ve Lazcanın yaşamasını istiyordu. Bu aslında Türkiye dillerinin ne hallerde olduğunun da bir göstergesi.

Bu arada ilginç ziyaretçilerimiz de oldu. Orta yaşlı bir hanım (Muhtemelen Karadenizliydi) “İyi de Lazca kitapları ne amaçla çıkarıyorsunuz?” diye sordu. Aslında “bölücü müsünüz? diye sormak istedi ama nezaketen o kadar açık konuşmadı.

Yaşlı bir amca ise Türkçedeki ulaşım kelimesinin karşılığı olarak kullanılmış “transporti” kelimesine taktı. Bu kelimeden rahatsızdı, anlayamıyordu. Yerine “ulaşım” denmeliymiş.

Trabzon-Maçkalı bir amca ise açık açık yaptığımız işin ilerde bölücülüğe gitmeyeceğinin garantisini istedi. Ne dediysek de ikna olmadı. Hangi cevap sizi ikna eder diye sorduk, ona da cevap veremedi.

Elbette bunlar en çok akılda kalan anılar. Bu arada, standımızı Hemşinli, Türk, Kafkasyalı dostlarımız da ziyaret etti, bizimle sohbet etti. Birçok insan Lazları tanımak amaçlı sohbete girdi bizlerle.

Bu arada, Lazca yayın yapmaya başlayan bir internet televizyonu ilk röportajını Lazika ile yaptı. Lazca sorular soruldu, Lazca yayınevimizi anlattık, kitaplarımızı tanıttık. Sanırım bu kitap fuarı için de bir ilk.

Noğatv’nin Lazca röportajını internet sayfasından izleyebilirsiniz.

 

Sıra Lazca internet televizyonunda

Bugüne kadar dil ve kültür meselesi üzerine pek çok çalışma yürütüldü.Mesela 90’lı yıllarda dergicilik daha öndeydi. Dergi çıkartmak cesaret işi olduğu gibi ciddi bir entelektüel çabaydı aynı zamanda. Dergiler birer eğitim merkezi gibi işlev de görüyordu. Özellikle Laz cephesinde yeterince bilgi birikimi olmadığı için, kitap/yıl oranı oldukça düşüktü. Bu durum 2007’ye kadar böyle devam etti.

Derken, dernekleşme ve dernekçilik öne çıkmaya başladı. Dernekçilik derken, elbette kültür derneği demek istiyorum. Ancak kültür dernekleri bir süre sonra kötü birer yöre derneği kopyasına dönüştüler ve işlevsizleştiler.

Ben artık Laz mıntıkasında 2010’dan sonra şiddetlenen kitapçılık serüveninin de gözden geçirilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Lazika tek başına bugüne kadar 60 civarında çoğunluğu Lazca kitap yayımladı. Elbette bu iyi bir gelişme ancak gelinen aşamada yeni bir kitabın Lazcanın kaderini fazlaca etkilemeyeceğini düşünüyorum. Literatürün gelişmesi adına kitap önemli, ama dilin yaşaması için yeterli değil.

Bence zaman teknolojik gelişmenin sunduğu fırsatlardan yararlanma, mesela internet televizyonuna yoğunlaşma zamanı. Elbette bunun altını iyice doldurmak lazım. Yani, Lazca bir internet televizyonunun birkaç Lazca bilen muhabiri olmalı. Başlangıçta en az 1 saat Lazca içerik yayınlayabilmeli ve bu süre zaman içinde daha da artmalı.

İnternet televizyonunu sadece masamızın üzerindeki bilgisayarları kastederek söylemiyorum. Bilakis cep telefonlarını kastediyorum. Artık cep telefonları herkeste ve her yerde. İnsanlar artık televizyondan çok cep telefonlarının ekranlarına baktıklarına göre anadillerimizi de buraya taşımalıyız.

Biz bunu becerebilirz…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz