Paralı Askerlik Amaçlı Göçler ve Suriye’ye Yönelik Hicret

0
2

Kuzey Kafkasya’dan Suriye’ye giden gençlerin sayısının tehlikeli bir şekilde artması bağlamında, ortaçağlarda ve günümüzdeki Çerkes askeri göçleri konusu bu yılın sonunda kaçınılmaz olarak gündeme geldi. Aralarında asırlar olan bu iki olgu, amaçları, motivasyonları ve sonuçları bakımından karşılaştırılabilir midirler?
Ortaçağ kaynakları, Osmanlı sultanlarına, Kırım hanlarına Mısır sultanlarına ve keza Rusya, Polonya, İran ve Gürcistan hanedanlarına hizmet eden Çerkes paralı askerlere dair bilgilerle doludur.
Mesela 1501 yılında Venedik’te Corcio İnteriano’nun “Çerkes adıyla anılan Zih’lerin günlük yaşamı ve ülkeleri” başlıklı bir raporu yayınlandı. Bu İtalyan, Adigeler arasında neredeyse 25 yıl bulunmuştu. “Onlar, Bosfor’un (Kerç yarımadası- ç.n.) ötesine, ta Tavrida Hersones’ine (Kırım’da günümüz Sivastopol şehri civarı- ç.n.) kadar giderler…” der İnteriano.
Asırlar öncesinde genç erkekleri öz yurtlarından dünyanın en güçlü imparatorluklarının ordularına çeken şey ne idi? Gurbette neyin peşinde idiler? Şan-şöhret? Para? Sosyal kazanımlar? Daha iyi bir hayat?
Hemen söyleyelim ki, bu şemada para ve maddi çıkar meselesi en son sıradadır. Çerkesya günümüzde olduğu gibi orta çağlarda da çok verimli bir ülke idi. Yolu Kafkasya’ya düşen Avrupalı seyyahlar, alimler ve maceracılar bu yöreyi cennet misali bir bolluk ülkesi olarak tasvir ederler. Temiz ve güçlü ırmaklar, verimli topraklar ve harika bir iklimin yarattığı ortamda, sağlıklı gıdalar, iklime uygun giysiler üretmek ve ıslah yoluyla neredeyse dünyanın en iyi at ırklarını yetiştirmek mümkün olmuştu.
Bu nedenle Çerkeslerin Çerkesya dışına askeri göçü, şüphesiz ki, meteliksiz şövalyelerin nüfuzlu hamilerin kanatları altına girebilmek için zengin topraklara koşmasına dair bir hikaye değildir. Ayrıca, şövalyelik, riyazeti (nefis terbiyesi amacıyla insanın kendini dünya nimetlerinden mahrum bırakması-ç.n) gerektiriyordu: akıncıların seferden getirdiği tüm eşyalar akrabalara, dostlara ve komünün fakir bireylerine cömertçe dağıtılırdı.
Yabancı bir orduya kendini kiralayan süvarinin amacı kendini denemek, kendini gerçekleştirmek, idrak ufkunu genişletmek ve yeni bir dünyayı tanımaktı. Ama asıl sebep kendi benliğine meydan okumak, şöhret kazanma, kalabalık arasından sıyrılma, kendisine İsim yapma ve böylelikle kendi adını ve soyunu tarihe yazdırma güdüsüydü.
Çerkes askeri göçü fenomenini anlamlandırabilmek için öncelikle savaşçı-erkeğin genel sosyal ilişkiler sistemindeki yeri hakkında fikir sahibi olmak gerekir. O zaman, B. Bgajnokov, A. Marzey, S. Hotko gibi tarihçilerin neden bahsettiği daha iyi anlaşılacaktır: Atlı-savaşçı kültünü toplumun tüm katmanları benimsemektedir.
S. Hotko, “Daimi dış tehdit tüm Adigeleri veya neredeyse tümünü profesyonel askerler haline getirmişti” diye yazar.
Profesyonel asker kitlesi arasında, kendi grup kültürü olan, gizli bir iletişim diline, rafine bir etikete, kadınlara karşı neredeyse Avrupa’nın Our Lady kültüyle aynı davranış şekline sahip profesyonel bir şövalye kastı öne çıkıyordu. Şövalye şeref raconunda ölümü hakir görme ve savaşta ölümü, rahat ve uzun bir hayata tercih etme konusu neredeyse anahtar konumundaydı.
Hotko’ya göre, Çerkesya’dan kiralık asker talebi, bu askerlerin yüksek askeri eğitim düzeyinden kaynaklanıyordu. Atlı-savaşçı eğitimi için çocukların daha 5-6 yaşlarından itibaren eğitilmesinden başlayıp, erişkinlerin eğitiminde de süvari savaşına mükemmel uyumlu at cinsleri yetiştirmek gibi beceriler kazandırmaya varana kadar aynı tempoyla devam eden tüm sistem, iyi ayarlanmış bir mekanizma gibi işliyor ve savaşçı sınıfını düzenli olarak yeniden üretiyordu.
Askeri göç ideolojisini oluşturan etmenlerden birisi de, Nart hikayelerinin devamlı şekilde tekrarlanması idi. Destansı Nart kahramanları, çocukluk, ergenlik ve gençlik çağı boyunca erkeğin hayatında devamlı olarak yer alıyorlardı. Uzaklardaki meçhul masal ülkelerinde eşit olmayan şartlarda cenk eden Nartların yiğitlikleri toplum tarafından şeref ve yiğitlik timsali olarak kabul ediliyordu. S. Hotko’ya göre, “Nart hikayelerinin askeri göç konusunda bir çeşit ders kitabı olduğunu söylemek mümkündür”. Nart eposunun yeniden üretilmesi ve sağlam bir şekilde aktarılması, epik olayların şahsi düzeyde devamlı olarak yaşanmasını sağlıyor, insanın mitolojik düzlemde mevcut olması gibi bir etki yaratıyordu.
Çerkes atlısını göklerde özel bir ilah koruyordu, Зекотх (Зек1уатхь). Hem uzun seferlere ve hem de Çerkesya içerisindeki savaşlara giderken onun himayesini elde etmeye çalışırlardı. Özel kahinler Зекотх’a başvurarak seferin sonucunu tahmin etmeye çalışırlardı: göğe bir ok fırlatılır ve okun yere düşüş şekline göre sonucun ne olacağı konusunda kehanette bulunulurdu. Kehanet başarısızlığı işaret etse bile Çerkesler seferi iptal etmezlerdi, psikolojik olarak yenilgiyi de kabul etmeye hazırdılar.
“Seferden dönen akıncılar kutsal bir koruda koruyucularının şerefine kurban keserler ve elde ettikleri ganimet silahların bir kısmını hemen orada ağaç dallarına asmak suretiyle ilaha sunarlardı” diye yazar M.Gubjokov.
Çerkes askeri göçü, inişler ve çıkışlara göğüs germiş sağlam bir sosyal kurum idi. Bu kurum Çerkesya sınırları dışında, Orta Doğu’daki yabancı devletlere mükemmel surette entegre olmakla birlikte kendi kapalı yapısını ve korporatif kültürünü koruyan sosyal gruplar üretiyordu. Bu kültür, eğerde oturuş tarzı ve sembolik el kol işaretleri gibi nüansları bile kapsıyordu.
Günümüzdeki Suriye’ye Müslüman hicretinin askeri göç bağlamında tarihsel bir dayanağı var mıdır? Hayır, yoktur. Pek çok sebepten. Burada yalnızca bir tanesinden bahsedeceğim. Orta çağlardaki Çerkes paralı askerliğindeki ana motivasyon, kendi adını duyurmak, vatandaki akrabalarının da gurur duyacağı bir şöhret sahibi olmaktı, yani Hayatın galip gelmesi esastı. Oysa günümüzdeki Suriye hicreti, apriori yabancı bir ülkedeki insan kıyımında malzeme olacak meçhul bir Ölüm arayışından başka bir şey değildir. Bu ölüm, vatandaki ebeveynleri yalnızca gözyaşı ve ıstıraba mahkum etmekle kalmayacak, marjinal durumuna düşüren ve gereksiz toplumsal ilgiyi ve dedikoduyu davet eden bir kötü şöhret doğuracaktır.
Bu çalışmada, S. Hotko’nun “Çerkeslerin askeri göçü meselesine dair” başlıklı makalesinden yararlanılmıştır.

(Naima Neflyaşeva’nın ”Kavkazskiy Uzel” sitesindeki“ Asırlar Ötesinden Kafkasya” adlı blogundan)

Çeviri: Uğur Yağanoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here