Unutmadılar! Unutturmayacaklar!

0
11

23 Şubat 1944

72. Yıl
23 Şubat 1944’te çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan yaklaşık bir milyon kişi hayvan taşımacılığında kullanılan trenlere bindirilerek meçhule gönderildi.
Joseph Stalin, Nazilerle işbirliği yaptıkları gerekçesiyle Çeçen ve İnguşların Orta Asya ve Kırgızistan’a sürülmelerini emretmişti ama Stalin’in bu suçlaması hiçbir zaman ispat edilemedi.
1956 yılında “Bireylerin veya bir grup insanın yaptığı hareketlerden sorumlu tutularak kadın, çocuk, yaşlı, komünist ve komsomol ayrımı yapılmaksızın tüm milletin toplu halde sürgün edilerek cezalandırılmasını aklı başında bir insanın anlaması zordur” diyen Nikita Kruşçev, sürgüne gönderilenlerin haklarını iade etti ve ülkelerine dönmelerine izin verdi ama Çeçen ve İnguşların ülkelerinde geçmişlerine ait hiç bir iz kalmamıştı.

***

Şu anda Almatı şehrinde yaşayan 84 yaşındaki Hazbikar Akiev, 1944’te annesi, babası ve yedi kardeşiyle birlikte İnguşetya’nın Bazorkino (bugünkü Çermen) köyünden sürgüne gönderilmişti.

“Yanlarına su ya da yiyecek almalarına izin verilmeyen insanlar vagonlara dolduruldu. Her vagonda en az beş aile vardı. Tuvalet yerine bir kova vardı. Yolculuk sırasında durulan istasyonlarda bir ibriğe su doldurması ve tuvalet yerine kullanılan kovayı boşaltması için vagondan sadece bir kişinin dışarı çıkmasına izin veriliyordu.”
Akiev’in ailesi Kazakistan’da Makinka Akola bölgesine gönderilmiş. Henüz 12 yaşında olan Hazbikar ağaç işleme işinde çalışmaya başlamış. Açlık yüzünden üç kilo buğday çalan abisi on yıl hapse mahkum olunca her şey daha da kötüye gitmiş.
Babası bir ayakkabı imalatçısının dükkanında bekçilik yapıyormuş. Hazbikar orada ayakkabı yapmayı öğrenmiş. Yaptığı ayakkabılar karşılığında Kazaklar buğday ve ekmek veriyorlarmış. Sürgün sonrasında açlık nedeniyle üç erkek kardeşini yitiren Hazbikar’ın babası 1947’de ölmüş.

***

1939 doğumlu Aza Vitaev Şahidovna, Datta Nozhai-Yurt köyünden sürgüne gönderilmişti.

“Annem, babam ve iki kızkardeşimle sürgüne gönderildiğimde beş yaşındaydım. Hayvan vagonlarına tıkıştırılmıştık. Korkmuş insanlar, ağlayan çocıklar ve bebeklerine süt veremeyen annelerle dolu kirli vagonlarda geçirdiğimiz o günleri kelimelerle tarif etmek imkansız… 14 gün süren yolculukta açlık ve soğuk nedeniyle birçok insan öldü.
Tren bir istasyonda durduğunda askerler vagonlardaki ölüleri ve hastaları dışarıya atıyordu. Ben de soğuk almıştım ve öksürüyordum. Tren Kazakistan’daki bir istasyonda durduğunda beni korumak isteyen annem sessiz olmamı, öksürmememi söyledi. Ama hastalığı bulaştırmamdan korkan biri beni ele verdi. Annemin kucağından beni almaya kalktılar. Anneme iyice tutunarak direndim. Babam da beni kurtarmaya çalıştı ama başaramadı. Annemin sözleri hala kulağımda: “Kızım, bizi unutma!”
Dışarıya atılanlarla birlikte karların üzerindeydim. Sonrasını hatırlamıyorum ama sağ kaldığımı gören doktorlar tarafından hastaneye götürülmüşüm. Hastanede ne kadar kaldığımı hatırlamıyorum. İyileşince yetimhaneye gönderildim. Çok zorlanmıştım çünkü Rusça bilmiyordum ve adımı, soyadımı, ailemin kimler olduğunu ve nerede doğduğumu bir türlü anlatamıyordum.
Kazakistan Kızılorda’da okudum ve 1953’te Ziraat Okulu’na gönderildim. Okulu bitirdikten sonra Shamad Dombaev’le evlendim. 1957’de kocamın Çeçenya’daki köyü Shali’ye taşındık. Tüm bu yıllar boyunca ailem beni aramıştı. Babam Kazakistan’a gitmiş ve kayıp kızının izini sürmüştü. Yetimhane çalışanlarından biri babamım tarifinden beni hatırlamıştı. Babam kocamı tanıyan yaşlı bir adamla da tanışmış ve evlenip Shali’ye yerleştiğimi öğrenmişti. Hemen Çeçenya’ya dönerek Shali’ye gelip beni bulmuştu.
Tam 45 yıl sonra 1989’da bir araya gelmiştik. Beni gören annem hıçkırarak ağlamaya başladı ama ben aile fertlerimin yüzlerini bile unutmuştum. Tek hatırladığım annemin avucunda bir iz olduğuydu. ‘Avucunda bir iz varsa ben senin kızınım’ dedim. Evet, vardı. Aileme kavuşmak ne güzel bir şeydi. Çocukluğumu geçirdiğim köyümüze gittik ve her şeyi hatırladım.” (bbc.com, rus.azattyq.org)

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here