Hissizleşmek

0
31

Kendi bloğum üzerinden benimle iletişime geçerek oır suredir e-posta-laştığım, postalarımızın içerisinde birbirimize sık sık “sen ne düşünüyorsun?” diye soru sorabildiğimiz, düşüncemi açıklayabildiğim, düşüncesini öğrenebildiğim güzel insanlar var hayatımda. İnsan tek başına çok aciz bir mahluk, ne yaptığının ve kim olduğunun hiçbir önemi yok. Ne kadar çabalarsa çabalasın bilmek için her şeyi, ne kadar bakarsa baksın etrafına, onun tek başına bildiğinden ve tek başına gördüğünden çok ama çok fazlası var. İşte bu yüzden bana ne düşündüğünü söyleyen ve benim ne düşündüğümü soran insanları çok önemsedim. Geçtiğimiz günlerde e-posta kutumda çok güzel bir mesaj vardı. Bu ayki köşemi o mesaj üzerinde geliştirdiğimiz tartışmadan doğan bir ilhamla yazmaya karar verdim.

Yaşadığımız diasporanın siyasi atmosferi çok ağır, bir sürü iz birbirine karışıyor. Biz bu izleri takip ederken bir kalıba dökülüp başka bir iz olmaya başlıyoruz. Çok global hedefler peşinde, insanlık enstrümanına bir nota gibi. İnsanlar Orkestrasının Barış korosunda ara sıra çalan bir nota… Duyulup duyulmadığımız muamma, bilinip bilinmediğimiz meçhul, kendi bestelerimiz olmadığı kesin, hangi çalgıdan çıktığımız bir soru işareti. Bu yalnızca birimizin, ikimizin değil; hepimizin şu anda oynayan kaderi. Fakat konumuz bu değil. Bununla biraz ilintili, biraz içinde, biraz karışık..

E-postam da bir soru: “Egemen toplumu dahi yozlaştıran bu savaş hali, sizi nasıl etkiledi?” diye bana soru soruyor. Kısacası Türkiye’de savaş hali durumu oluştuğundan bu yana, toplumda gözlemlenen bir şiddet hali var. Siz Çerkesler bunun neresindesiniz diye soruyor.

Ben bana soran kişiye bir cevap verdim ama şimdi bu soruya biz kendi içimizde bir cevap vermeliyiz.

Belki savaş politikalarının Çerkesler içerisinde tartışılan en büyük meselesi “Rusya-Türkiye” kriziydi. Bu kriz üzerinden baktığımız zaman Türkiye’nin kitle iletişim araçlarıyla oluşturduğu algıdan etkilenen çok fazla Çerkesin olduğunu görebilmiştik ancak bunu yeteri kadar kendimize yönelik ele almamıştık. Bu konuyu tartışan kesimlerin neredeyse tamamı kendilerini “Çerkesler” yerine koyarak Türkiye-Rusya toplumuna yönelik bir yol izledikleri görüldü. Halbuki bu krizin esas anlatılması gereken toplum Çerkes toplumuydu. Bu krizde kendisini kendisi olarak ele almaktansa, yaratılan algının bir parçası olmayı tercih eden yapı yine çoğunluktaydı. Dolayısı ile savaş politikaları ile yaratılan algıda Türkiye Çerkeslerinin çoğunluğunun, Çerkeslik aidiyetlerinden çok uzakta, yaratılan Türkçülük-İslamcılık aidiyetleriyle dirsek temasında takındığını görmüş olduk. İşte bu krize değinirken kendisini “Çerkesler” olarak ifade eden yazar-çizer takımının mesajını Türkiye’ye veya Rusya’ya anlatma girişimleri ne yazık ki, Çerkeslerin esasta durduğu noktadan ele alındığında aciz girişimlere dönüştüğü söylenebilir. Rusya-Türkiye Krizi, Savaş politikalarında Çerkeslerin en fazla hissettiği bir konu, doğrudan kendilerini yani Çerkesliklerini ilgilendiren bir konu. Halbuki savaş politikalarının genel toplumla birlikte Çerkesleri de dolaylı olarak etkileyen yönleri de var ve belki bu etkiler Çerkesler için hem bireysel hemde topluımsal alanda gelecek için daha fazla kriz yaratıyor olabilir. Bugün de yazar-çizer takımı yine kendilerini bir kalıpta “Çerkesler” olarak ifade ediyor ve bu politikaları ele alırken ne yazık ki genel topluma yönelik global söylemler içerisinde tutmaya çalışıyor. Bugün de yapılması gereken Çerkesleri de sarmalayan algıya esir olmuş Çerkes çoğunluğuna hitap etmek. Ancak bugün de ihmal ettiğimiz şey tam olarak bu, çoğunluk yaratılan algının frekansında, Çerkesleri de doğrudan etkileyen tüm krizlerin tam içinde sanki hiçbir şey olmuyormuşçasına “asalet ve nezaket” masallarıyla yaşıyor ve biz sadece birbirimizi anladığımız dili sanki herkes anlıyormuş gibi kullanmaya devam ediyoruz.

İşte bu herkesi etkileyen kirli savaş Çerkes çoğunluğu hissizleştirirken farklı sesler çıkarmayı becerebilen bir grup azınlığı da körleştirdi. Tıpkı ülkenin tamamı gibi…

Sayı:2016-11

Yayın Tarihi:2016-11-01 00:00

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here