Süreli Yayınlarımız 11

0
2

Yeni Kafkas Dergisi

Kafkas Dergisi ve Kafkas Mecmuası Dergilerinin siyasi çizgisi bu yayında da sürüyor. Önemli bir farkla ki ilk iki dergi “siyaset yok” diyerek siyaset yapıyordu. Yeni Kafkas Dergisi ise künyesinde siyasi olduğunu tanımlamış, tarihi ve edebi olduğunun yanı sıra. Derginin sahibi ve başyazarı Dr. Vasfi Güsar ilk sayı sunum yazısında bunu net olarak belirtmiş, siyasi çizginin ne olacağını da tanımlamış. Kafkas Mecmuasına atıf yok ama Kafkas Dergisinin siyasi çizgisinin izleneceği net ifade edilmiş. Sunum yazısı okunduğunda çizgi net olarak anlaşılıyor. Özetle; anti-Komünist, anti-Bolşevik bir çizgi, Çerkesler açısından Kafkasya’nın kurtuluşunun gerekliliği, bunun Sovyet sisteminin yıkılması ile sağlanacağı. Türkiye konusu da net; “Sevgili vatanımız Türkiye’ye hizmeti farz bilmek, yaşadığımız ülkeye faydalı olmak azim ve kararındayız”.
Derginin dördüncü sayısında Mehmet Ketey’in kaleme aldığı “Birleşik Amerika’nın Sovyet Tahakkümü Altında Yaşayan Milletleri Kurtarma Siyaseti” yazısı, siyasi çizgiyi daha bir netleştirmesi açısından önemli.
Kaf-Dav sitesinden:
İstanbul’da iki ayda bir yayınlanan siyasi, tarihi, edebi dergi.
Kafkas Kültür Derneği’nin gayriresmi yayın organıdır. Kafkas Mecmuası’nın (1954-1956) görünen sahip ve yayıncılarının değişmesiyle formalite gereği adını değiştirerek 1957 yılı başında yayına girmiştir.
Sahibi ve başyazarı: Dr. Vasfi Güsar
Yayın Müdürü: Mehmet Ketey (Son iki sayısında Kundeyt Şurdum)
Başlıca yazarları: Vasfi Güsar, Mehmet Ketey, Murat Yağan, Tsey Ağumko (Ömer Hilmi Tsey), Seyin Tıme (Hüseyin Şem’i Tümer), Adil Vedeh, Dr. Hilmi Tuğuj, Yasin Teşuk (Çelikkıran), Nejdet Siyuk, Hasan Amca, Uğur Dıpşov (Rahmi Uğur), Muharrem Bilgiç (Neğumzok), Aysel Alpsal, Yıldız Okyay Tlıfıj, Dr. Ahmet Bedevi Atalay, Habibe Erkan, Prof. Aytek Namitok, Refik Hızel, Cemal Aşhot, Ziyaettin Semguğ, İpek Yağan, Asım Boran, Fuat Ümit, Tembot Hatuk, Kundeyt Şurdum, Sefer Berzeg, Vahit Canbek, Ömer Beygua, Dinemis Şıbzıho.
Dergide, Kafkasya ve diasporanın sorunları ve tarihini inceleyen yazılar yanında, Jabağı Baj (Zekeriya Zihni Baj) ve Fetgerey Şoenu’nun yayınlanmamış bazı araştırmaları tefrika edilmiş, Polonya’da yayınlanmış ve Almanya’da yayınlanmakta olan dergilerden alınan Ahmet Canbek, Barasbi Baytugan, Ramazan Karça, Ali Han Kantemir gibi yazarların yazılarına da yer verilmiştir. Yeni Kafkas dergisi Kasım-Aralık 1962 tarihinde yayınlanan 33. sayısıyla yayınına son vermiştir.
http://kafdav.org.tr/yeni-kafkas-dergisi
*
Süleyman Yançatoral, Kafdağı Dergisi, 1987, Kuzey Kafkasya’ya İlişkin Süreli Yayınlar (1950-1980):
İstanbul Kafkas Kültür Derneğinin gayri-resmi yayın organı olan Kafkas Mecmuası’nın (1954-56) mayıs 1956’da yayın hayatından çekilmesinden yedi ay sonra, ocak 1957’de “Yeni Kafkas” isimli dergi yayın hayatına başlar.
Derginin sahibi Dr. Vasfi Güsar, yazı işleri müdürü Mehmet Ketey’dir. İki ayda bir çıkan dergi “Siyasi, Tarihi, Edebi” amaçlıdır.
Başlıca yazarları Mehmet Ketey, Dr. Vasfi Güsar, Seyin Time, Dr. Hilmi Tuğuj, Uğur Dipşov, M. Zahide Güsar, Dr. Ahmet Bedevi Atalay, M. Refik Hızel, Aytek Namitok, Kudeyt Şurdum vd.
Derginin çıkış amacı: “Kafkas ve Tutulan Yol” başlıklı yazıda Dr. Vasfi Güsar tarafından şöyle açıklanır:
“Kafkas dergisi yeni yazı heyeti ile yeniden intişare başladı. 1953 yılında başlayan dergi rahmetli İsmail Ziya Bersis’in himmet gayretiyle ilmi ve siyasi bir gaye ile ortaya atılmış köstekleme ve muhalefete rağmen, bir seneyi başarıyla tamamlamıştır. Daha sonra çıkan dergiler düzenli çıkmamıştır.
Asya’nın selameti, şark milletlerinin huzuru, Kafkasya’nın kurtulmasına ve orada kuvvetli bir topluluğun bulunmasına bağlıdır. Kafkasya’nın bağımsızlığı bütün dünya için sükunet ve sulh kaynağıdır. Günümüzde Kafkasya’ya hayat hakkı verilmemektedir.
Bunlara yardım Birleşmiş Milletlerin insani vazifeleri ve menfaatleri icabıdır. Merhum İsmail Ziya Bersis tarafından dile getirilen bu görüşlerin dile getirilerek, onun takip ettiği yolun takip edilmesi en büyük amaçtır. Kafkas kültür vazifesinde, hizmete devam ederken kıymetli hemşeri ve vatandaşlarımızdan maddi ve manevi yardım beklemek en büyük arzudur.”
Dergi yayın yaşamı boyunca, başlangıçta belirlediği siyasal çizgiyi sürdürmekle birlikte, şiirlerle Kafkasya özlemi sık sık dile getirilir. Ayrıca, Kafkasya’nın tarihsel açıdan incelenmesi, toplumdan haberler, Çerkesçe isim ve soyadları liste halinde yayınlanır. 1960 yıllarında ise K. Kafkasya’da oluşan toplumsal siyasal yapı eleştirilmekle birlikte, 1956 yıllarına nazaran K. Kafkasya’da oluşan yönetime daha sıcak bir yaklaşım ve yumuşama gözlenmektedir. Örneğin derginin 3. sayısında Mehmet Ketey “Kilit Taşı Kafkasya” başlıklı yazıda; Kafkasya’nın yerli halklarının tarihin çeşitli kesimlerinde saldırıya maruz kaldıklarını, 1567 yılında başlayan Rus saldırılarının 1864 senesine kadar sürdüğünü, hiç bir yerden yardım alamayan Dağlıların 297 sene saldırılara göğüs gerdiklerini ve önemli bir bölümünün göçe zorlandıklarını ileri sürerek; siyasal çalkantılar içerisindeki Kafkasya’da 1917 Sovyet devriminden sonra oluşan yeni yönetim Kafkasya’ya bağımsız bir devlet statüsü tanımalıdır” demektedir. Yazara göre yeni yapı şu şekilde oluşturulmalıdır:
“1- Kafkasya coğrafi, iktisadi, milli kültürel bir birliktir. Bağımsız K. Kafkasya Federasyonunda her milletin varlığı ve özellikleri mahfuz kalmalıdır. Bu şekil esasen Bolşevik ihtilâli sırasında Seyir namı altında kısmen tatbik edilmiştir.
2- Bağımsız K. Kafkasya Federasyonunun kuzey sınırı Kuma-Maniç hattı olmalıdır. Bu hattın güneyindeki mıntıkalara yerleştirilmiş olan Kazaklar ve Ruslar behamahal çıkarılmalı ve yerlerine her ne sebeple olursa olsun vatanlarından çıkarılmış, sürülmüş, tehcir edilmiş Kafkasyalıların eski yerlerine iadesi temin edilmelidir.”
1957 yıllarında ileri sürülen bu görüşlere benzer, birçok yazıya derginin diğer sayılarında rastlanmaktadır.
Dergide zaman zaman Kafkasya’da oluşan yeni yönetimi eleştiren veya yapıya yön vermeye çalışan siyasal içerikli yazılara rastlanmakla birlikte, ağırlıkla Kafkasya’nın tarihi, toplumsal yapısı irdelenirken, Türkiye’de yaşayan K. Kafkasyalı aydınlar, devlet adamları, sanatçılar tanıtılmaktadır.
Daha önceki süreli yayınlarda gözlenen, siyasal yapı ile bütünleşme olgusunu bu dergide de gözlemek mümkündür. Örneğin zamanın Başbakanı Adnan Menderes’e uçak kazasından dolayı övgüler düzenlenirken, 27 Mayıs ihtilali coşkuyla karşılanmıştır. “Beklenen Güzel Günün Ufkunda” başlıklı bir yazıda, eski hükümet ağır bir şekilde suçlanırken Milli Birlik Komitesi ve yeni hükümete şükran duyguları beslenmektedir.
1961 senesinden sonra oluşan yeni anayasa ve demokrasinin yeniden şekillenmesi, dünyada ABD ve Sovyetlerin soğuk savaş etkilerini karşılıklı azaltmaları, Türkiye’nin sosyo-ekonomik nedenlerle Sovyetler Birliğine yakınlaşması vb. nedenlerle derginin anti-sovyetik siyasal çizgisinde eskiye göre bir yumuşamanın oluştuğu gözlenmektedir, örneğin Kabardey- Balkar Cumhuriyetindeki tiyatro çalışmaları geniş bir şekilde anlatılmıştır.
Oluşan yeni demokratik ortamda, bazı konuların cesaretle ele alınıp işlendiği ve eleştirildiği görülmektedir. Örneğin 1961 yılında Çanakkale’nin bir köyünde Atatürk resmini yırtan bir öğretmenin K. Kafkasya kökenli olmasını, resim yırtmanın bir nedeni gibi gösteren Dünya Gazetesi ve Akbaba Dergisine, o günkü siyasal koşullara rağmen cesurca cevap verilir. Derginin 49. sayısında “Bu da mı Fırsat” başlıklı bir yazıda, Dr. Vasfi Güsar, Akbaba Dergisinin 9 Şubat 1961 tarihli sayısında Yusuf Ziya Ortaç’ın “Edebiyatı olmayan millet olur mu?.. Tek Çerkes Romancı, tek Çerkes bestekar gösterebilir misiniz?” şeklindeki sözlerine uzunca bir cevap verir. K. Kafkasya kökenli yazar, çizer, müzisyen, devlet adamlarına ilişkin geniş bir isim listesi ile Kafkasya’nın tarihine ilişkin açıklamalarda bulunur.
Derginin 32. sayısında, Kundeyt Şurdum yazı işleri müdürü olur ve okurlara ilk çağrısını yapar. Kafkas kültürüne ilişkin derleme çalışmaları yapılarak dergiye gönderilmesi ve Kafkas Kültür Derneğine üye olmaları istenir. Cezayir’in hürriyeti ve bağımsızlığı yolunda barış adına can vermiş olanların, bir ilanla saygı ile anıldığı bildirilir.
Derginin 1962 yılının aralık ayında yayınlanan son sayısının kapağında Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Kuzey Kafkasya’nın Yüzü Geçkinler Korosu” başlıklı bir resim yayınlanır. Sovyet Abhazyasında yüz yaşını geçenlerin bir dernek ve koro kurdukları bildirilir.
1957 yılında başlayan yayın hayatını 1962 aralık ayında sona erdiren “Yeni Kafkas” dergisinde:
1) Kafkas tarihi, toplumsal yapısı, coğrafyası, yoğun bir şekilde irdelenerek, bu konulara ilişkin iktibas yazılara yer verilmiştir.
2) Diğer süreli yayınlarda gözlenen anti-sovyet çizgide bir yumuşama gözlenmiştir.
3) Esir Milletler konusu zaman zaman işlenmiş ve Kafkasya’nın bağımsız bir devlet olma istemi tekrarlanmıştır.
4) K. Kafkasyalılara ilişkin isim ve soyadları bir liste halinde yayınlanarak, unutulan geleneksel isimler yeni kuşaklara hatırlatılmıştır.
5) K. Kafkasyalıların muhacerette yaşadıkları çeşitli ülkelerden haberlere yer verilerek, bilgilenme sağlanmıştır.
6) K. Kafkasya kökenli yazar, çizer, devlet ve bilim adamları detaylı bir şekilde tanıtılmıştır.
7) K. Kafkasya’ya ilişkin yayınlar, tarihi günler liste halinde yayınlanarak bu konuda bir kaynakça sağlanmıştır.
Dergide ileri sürülen bazı görüşleri, günümüzde değişen ve gelişen uluslararası ilişkilere ve yeni fikirlere göre değerlendirerek, eleştirilecek yönleri bulunabilir. Derginin K. Kafkasya’ya ilişkin ileri sürdüğü siyasal tezlerin günümüzde değişen ve gelişen dış ve iç politik yapıya ters ve anlamsız gelen tarafları bir yana, Kafkasya’nın tarihi, kültürü, toplumsal yapısı ve muhaceretteki sorunlarının irdelenmesi, yeni kuşaklara geleneksel kültür birikimini aktarması açısından önemli bir görev yaptığını söyleyebiliriz.
Yeni Kafkas Dergisinin yayın hayatının sona erdiği 1962 yılından 2 yıl sonra Ankara’da mayıs 1964’te “Kafkasya”, İstanbul’da ağustos 1964’te “Birleşik Kafkasya” dergileri yayın hayatına girer.

Yeni Kafkas Dergisi
Sayı: 1 Ocak-1957

Kafkas ve Tutulan Yol

Dr. Vasfi Güsar

Kafkas dergisi yeni bir tahrir heyeti ile yeniden intişare başladı. 1953 yılı başında dergi; kıymetli yazar merhum üstat Ziya Bersis ağabeyimizin himmet ve gayretleriyle ilmi ve siyasi bir gaye ile ortaya atılmış, ufak tefek köstekleme, tek tük muhalefete rağmen muhitin gösterdiği sevgi, alâka, büyük kitlede tebarüz eden bağlılık ile bir seneyi muvaffakiyetle tamamlamış, fakat ne hazindir ki, senenin sonuncu günü bir beyin kanaması, bir pnömoni hecmesi Ankara’daki akrabalarını ziyarete giden Bersis’i aramızdan almıştı.
Vatansever Bersis’in genç denilecek çağda hayata gözlerini yumması bizleri hayli ezmiş, fakat onun tuttuğu yol, takip ettiği gaye bizim de hizmete koşmamıza sebep olmuştu. O zamandan beri diğer bir dergi de bazı sebeplerden muntazam çıkamamıştı. Bolşevik sürüleri güzel Kafkasya’daki zulmü, itisafı bu gün de Macaristan’da yapmakta, yüz sene evvelki Kafkas istilâ ve tedhiş temposu da aynen orada devam etmektedir. Bugün tedhiş, tehcir yalnız orada değil demir perde arkasında ve muhabere imkânları olmadığı için kim bilir daha hangi memleketlerde bu hal aynen tatbik edilmektedir.
Asya’nın selâmeti, şark milletlerinin huzuru Kafkasya’nın kurtulmasına ve orada kuvvetli bir topluluğun bulunmasına bağlıdır. Kafkas stratejik ve petrol bakımından çok önemli bir ülkedir. Kafkas istiklâli bugün yalnız Türkiye, İran ve Arap milletleri için değil, bütün dünya için bir sükunet ve sulh kaynağıdır. Komünistler dünyada ihtilâf ve ihtilâl çıkarmak, Bolşevizmi dünyaya yaymak için çalışmaktadır. Kâh Mısır’a, kâh Suriye’ye zayıf milletlere yardım arzusile hareket ettiğini ilân etmekte, fakat hakiki hedefinin müstakil milletleri kendi idaresi altına almak ve Türkiye ile Irak ve İran’ı komünist çemberi ve çerçevesi içine almaktan başka ne gayesi olabilir. Bugün Suriye Ruslar tarafından silah deposu haline getirilmiştir. Müstakbelde Süveyş’e, aynı zamanda İran, Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan petrollerine de sahip olmaktadır. Rusların bu sinsi ve soğuk harbi İngiliz ve Fransızlar tarafından sezilerek Süveys’e girmişlerdir. Gönül isterdi ki, Rus tehlikesi Birleşmiş Milletlerle Mısır tarafından anlaşılarak beraberce bir karara varılmalı idi. Bu şekil ile bugün gördüğümüz tehlikeler belirmezdi. Rusya Kafkasya da dahil olmak üzere idaresi altındaki milletlere hayat hakkı vermemekte onları köle gibi kullanmaktadır. Bunlara yardım Birleşmiş Milletlerin insani vazifeleri ve menfaatları icabıdır. Merhum Ziya Bersis’in Aralık ayı sonundaki son yazısı bugün; 1954 senesi ocak ayı başında matbaada idi. Bu yazısında Rusların hareket yolu şiddetle tenkid edilmekte, Kafkas aşkı, kalbinin ıstırapları orada terennüm edilmekteydi. Makale Ruslara karşı kin ve nefretin bir tebarüzü idi. Bugün üstadın ölümünün dördüncü senesidir. Dergiye daha fazla hız verilmesi, onun takip ettiği yolu takip etmesi en büyük amacımızdır. Sağdan, soldan gördüğümüz teşviklerden kuvvet alarak, milli hizmetimize daha büyük bir enerji ile çalışmak, sevgili vatanımız Türkiye’ye hizmeti farz bilmek, yaşadığımız ülkeye faydalı olmak azim ve kararındayız.
Dergi eskisi gibi olgun, dolgun mündericatla çıkacak, selâhiyetli yazarların eserlerini şükranla karşılayacak, zevkle okunacak mevzuların değişikliği dolayısiyle herkes bilhassa münevverler arasında büyük bir alâka uyandıracaktır. Kafkas; kültür vazifesinde hizmette devam ederken kıymetli hemşeri ve vatandaşlarımızdan maddi ve manevi yardım beklemek en büyük arzu, güzel temenni olmakla beraber yakınlıkları bizlere sarsılmaz bir kuvvet ve kudret kaynağı, gayeye yürümeye de bir destek olacaktır.

 

Tahrir: Yazma, kitabet, kompozisyon
İntişar: Gazete veya dergi çıkarma, yayımlanma
Tebarüz: Belirme, görünme
İtisaf: Zulüm ve haksızlık etmek. Doğru yoldan ayrılmak
Terennüm: Anlatma, ifade etme
Mündericat: İçerik
Selahiyet: Bir şeyi yapmaya izni ve hakkı olma, bir işi yapma veya yapmama gücüne sahip olma, yetki.
Münevver: Aydın

Yeni Kafkas Dergisi
Sayı: 4 Temmuz, Ağustos-1957

Birleşik Amerika’nın Sovyet Tahakkümü Altında Yaşayan Milletleri Kurtarma Siyaseti

Mehmet Ketey

Basın yayınına göre 22 Nisan’da Mr. Con Dalles, Birleşik Amerika Cumhurreisi Mr. Ayzenhaver tarafından tasvip edilen bir siyasi nutuk vermiştir.
Mr. Dalles bu nutkunda milletleri kana boyayan komünizmden bu milletlerin kurtuluş yollarını göstermeye çalışmış ve Amerika’nın dış siyasetini üç esas prensip üzerine dayamıştır.
1. Dünyada sulh ve adalet.
2. Milletlere ve ferdlere hürriyet.
3. Komünizm zulmü altında inleyen milletlere hürriyet ve bağımsızlık.
Dünyanın aldığı geleneğe ve görülen emarelere dikkat edilirse mahkûm milletlerin gayeleri kurtuluş ve bağımsızlıktır. Amerika da bu milletleri kurtarmak için çalışıyor. Bölünmüş milletler ve devletler birleşmedikçe, esir devletler hürriyete kavuşmadıkça ve hürriyet kelimesi gülünç bir tabir gibi kullanıldıkça, dünya sulha kavuşamayacaktır.
Evet, Amerika esir milletleri komünizmden kurtarmak istiyor. Fakat kuvvet kullanarak inkılâb suretiyle veyahut hükümet darbesiyle değil, gayesi hürriyet olan tekâmül temayülleri usulleriyle ve değişiklikler yaparak yani tedrici evolusyon yolu ile bu emel ve arzusuna nail olmak istiyor. Birleşik Amerika, Birleşmiş Millet ler teşkilâtının anayasasına uygun hareket ediyor, onun prensiplerinden ayrılmıyor. Fakat Sovyet Rusya o nizamnamenin altında imzası olduğu halde onu tutmak şöyle dursun onu hiç dinlemiyor, dinlememekte ısrar ediyor. Hatta aksine olarak boyunduruğu altındaki milletleri tazyik ve işkence altında bulunduruyor ve eziyor, yaşamak isteyen milletlere hak tanımıyor.
Mr. Dalles’ten sonra 30 Nisan’da Birleşik Amerika Cumhurreisi muavini Dr. Richard Nixon da Şikago şehrinde bir nutuk irad ediyor. O da nutkunda, dünyayı komünizmden kurtarmak için takip edilecek yollar hakkında birçok fikirler ileri sürüyor. Nutkun en dikkate değer kısmı: Hürriyeti komünizm emperyalizması tehlikesinden koruyacak esaslardır. “Biz büyük iktisadî ve askeri kuvvete malikiz. Biz her hangi agresyon (mütecaviz) taarruzunu durduracak ve kendimizi mağlubiyetten koruyacak savunma ittifakların çemberini yarattık. Fakat mağlup olmamaklığımız için gerekli her tedbiri almış ve hazır vaziyette bulunduğumuz halde mütecaviz sulh yoluna yanaşmıyor”. Evet, dünya bu yüzden onun hâkimiyeti altında korkulu yaşamakta devam etmektedir.

Amerika’yı idare eden büyük adamların bu iki nutku, dünyayı komünizm boyunduruğu altından kurtarmak için Birleşik Amerika tarafından takip edilen siyasetin anahatlarını açık olarak ifade etmiş bulunuyor. Bununla beraber bu siyaset yeni bir şey değildir.
Bu siyaset Jorj Waşington, Cafferson, Linkoln gibi meşhur Amerikan devlet adamları ta rafından çok senelerden beri ortaya atılmış ve bütün Amerika milleti tarafından kabul edilmiş prensiplere dayanıyor. Bu devlet kurulduğundan beri bu ana kadar her zaman mazlum ve ezilmiş insanların tarafını tutmuş ve her zaman milletlerin hürriyet ve istiklâline olan bağlılığını müdafaa ettiği gibi dünyanın hangi köşesinde olursa olsun bir felâket, bir yoksulluk zuhur etti mi muhtaç olan o insanlara (hangi milletten ve dinden olursa olsun tefrik etmeden) maddi ve manevi yardıma koşmuştur.

Amerika mütecaviz olmadığı için komünistler tarafında esaret altında bulunan milletleri silah kuvvet ile, atom bombalar ile kurtarmak istemiyor. Amerika istiyor ki; Sovyetler hududu dâhilinde ve haricinde bulunan milletler kendi kuvvet ve gayretlerile kendilerini komünizm canavarından kurtarsınlar. Evet, bu kurtuluş mümkün, fakat uzun zamana, büyük fedakârlıklara ve Birleşik Amerika hür demokrasi milletinin maddi ve manevi yardımına, Kızılordunun müzaheretine muhtaçtır. Ne zaman Kızılordu, halk tarafına geçer, kütleyi tutar ve komünizmi devirmeye hizmet ve yardımda bulunursa; Sovyetlerin sonu gelmiş ve Bolşevizmin idaresi altında inleyen milletler de hürriyete kavuşmuş olurlar.

Kanaatımızca her ne kadar Amerika hükümeti harp istemiyorsa da Sovyetlerin sinsi ve şeytani siyaseti üçüncü dünya harbini Amerika’ya zorla kabul ettirecektir. Çünkü dünyaya hâkim olmak isteyen komünistler, komünizm ile hürriyet iddiasile yürüyen demokrasi mefkürelerinin bu dünyada beraberce yaşamak imkânına sahip olmadığını çoktan anlamış bulunuyorlar.

 

Önceki İçerikYaşasın DÇB!
Sonraki İçerik“Bu yasak, hak ihlalidir, Yasak kaldırılmalıdır”
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here