Vayvay Türkiye

0
4

Memleketin halini düşünürken Yaşar Kemal’in “İnce Memed” romanındaki Vayvay köyü geldi aklıma. Romandaki bütün köyleri çok iyi tanımlayan bir isim Vayvay. Hatta bu isim şimdi tüm memleketi tanımlıyor. Vayvay Türkiye.
Mezhepçiliğin sonuna kadar körüklendiği, memleketin savaşa sürüklendiği,
Zenginle yoksul arasındaki uçurumun her geçen gün derinleştiği,
İşsizlik ve gelecek korkusuyla beyin göçünün hızlandığı,
Dinci terör örgütlerine, başka tarikatların alternatif yapılmaya çalışıldığı, laikliğin rafa kaldırıldığı,
Kadınların ve emeğin köleleştirilmeye çalışıldığı,
Yapboz tahtasına döndürülen eğitim sisteminde elde kalan başarılı birkaç okulu, nasıl başarısız kılabiliriz hesaplarıyla projelerin hayata geçirildiği,
Cunta dönemlerini bile gölgede bırakacak adaletsizliklerin kol gezdiği, korkunun hâkim olduğu memlekette tüm bu sorunların yanı sıra, içinde küçük bir azınlığın asimilasyona karşı savaş verdiği Vayvay Çerkesler.
Televizyonda Çerkeslerle ilgili ne olursa telefonlara sarılıp birbirini arayan ama karşılaştıklarında önce o selam vesin diyerek selam vermeyi bile onur meselesi haline dönüştüren Vayvay Çerkesler. Abhazlar Kabardeyleri onlar Çeçenleri velhasıl hiçbirimiz bir diğerini beğenmiyor, birbirimizi Çerkes olmamakla suçluyoruz. Ne yazık ki çok özel ve güzel bir espriymiş gibi sık sık bu konuda espri yapıyor sonra da bir birimizi yanlış anlayıp dernekte gerilim yaratabiliyoruz. Oysa çoğunlukla danslarımızın ve yemeklerimizin anlatıldığı kısacık görüntülerin bile tadı damağımızda kalarak yitip giderken içimizdeki coşkuyu hüznü paylaşmak istiyoruz. Aynı şeyle, okuduğumuz kitaplarda da karşılaşıyoruz. Kendi adıma bir satır da olsa onu etrafımla paylaşıyorum. Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” kitabında bir cümleyle geçmişti adımız. Orada bir altın sikke konuşuyordu. Birçok kişinin elinden geçtikten sonra Çerkes bir kadının eline geçtim de beni fırçalaya fırçalaya bir iyi yıkadı diyordu. Ahmet Altan’ın “İsyan Günlerinde Aşk” romanında saraya satılan bir Çerkes kızın intiharından söz ediliyordu. Geçen yıl kaybettiğimiz değerli yazarımız Yaşar Kemal kitaplarında bu konuda bizi doyuruyor desem yeridir. Sık sık Çerkeslerle ya da Çerkeslikle ilgili bölümler buluyorsunuz. “Bir Ada Hikâyesi” dörtlemesinde ana karakterin, Uzunyaylalı bir Kabardey olduğunu Mart 2015 tarihli yazımda Yaşar Kemal’i anlatırken yazmıştım. Yazar, “İnce Memed” dörtlemesinde de sık sık hem bizim hem de memleketteki diğer halkların kulaklarını çınlatıyor. Ne zaman okursanız okuyun memlekete ışık tutacak nitelikte. İnsanın nelere katlanabileceğini, nasıl susabileceğini ve en çok sessiz çığlıklarını, garip direniş şekillerini görüp şaşırıyorsunuz. İnsanların her zaman kaybetmekten korkacakları bir şeyleri oluyor ve tarihin her döneminde doymak bilmeyen varsıllar ilginç bir şekilde hem kendilerine hem de yoksul çoğunluğa dünyayı dar etmekten geri kalmıyor. “İnce Memed” romanının Murtaza ağa karakterinde varsılın korkusu o kadar güzel işlenmiş ki. Korktukça çıldıran, etrafına saldıran ağanın kılıktan kılığa girişi okunmaya değer.
Bıçak kemiğe dayandığı için bir ağayı öldürüp, hiç ona göre bir iş olmadığı halde eşkıya olmak zorunda kalan İnce Memed bir ara bu işin sonu olmadığını düşünüyor. Bizim de umutlarımızın tükenme noktasına geldiği şu günlerde bu ayki köşe yazımı hayatının son anına kadar direnen Yaşar Kemalin, ince Memede iki kitap boyunca sordurduğu ve benim gibi birçok okuyucunun da cevaplayamadığını tahmin ettiğim soru ve ustanın üçüncü kitapta tüm inancıyla verdiği cevabı paylaşarak bitirmek istiyorum. “Benim derdim büyük dert . Allah kimsenin başına vermesin böyle bir derdi. Düşman başına bile… Ben Abdi Ağayı öldürdüm, onun yerine Kel Hamza geldi. Onu da öldürdüm, bakalım kim gelecek… Ali Safa Beyi öldürdüm. Şimdiye kadar onun yerine birisi gelmiştir, onu da öldürdüm diyelim, bak Kerimoğlunun da başına Sabit Bey konuvermiş, hem de gökten inmiş. Senin başında da Molla Duran Efendi var… Benim bütün bu öldürmelerim neye yaradı, bunu desene bana Battal Ağam? Binini öldürsem, iki bini gelecek…”
Battal ağa kahkahalarla gülünce Memed bir tuhaf oldu.
“Şimdi anladım senin derdini, dedi battal Ağa. “Bir iyice anladım.” Hem konuşuyor hem de gülüyordu. “Sen de beni iyi dinle İnce Memed… Diz üstü çöküp sesini dikleştirdi. “İnce Memed öldürülecek onun yerine Ali Memed gelecek, o da öldürülecek onun yerine Hasan Memed gelecek… O da öldürülünce Veli Memed gelecek.
… Bir İnce Memed giderse bin, on bin, yüz bin İnce Memed gelir, Ağalar biter de İnce Memedler bitmez”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here