Oset Masalı

0
60

Osetya’da bir zamanlar Dombay adında güçlü bir adam yaşıyormuş. Çok kuvvetliymiş, söylenenlere göre ondan daha güçlüsü yokmuş. Yaşadığı köyün yakınında bir manda ölmüş. Mevsimlerden yazmış ve mandanın cesedi çürümeye başlayınca çok pis bir koku yayılmış. Ne yapacaklarını bilmeyen insanlar çaresizliğe düşünce Dombay’dan yardım istemişler. Dombay, cesedin yanına gidip kuyruğundan yakalamış ve öyle bir kuvvetle ileriye fırlatmış ki nereye düştüğünü bile gören olmamış.
İnsanlar Dombay’ı yere göğe sığdıramıyor, hep övüyorlarmış. Ama Dombay’ın gücünden çok kaprisli ve kibirli karısından bahsediyorlarmış.
Karısı kalabalık bir ortamda yine kocasını övmeye başlamış. Büyücü bir kadın çok sıkılmış ve “Dünyada kocandan daha güçlüsü de var” demiş.
Dombay’ın karısı bu lafa çok içerlenmiş ve olanları kocasına anlatmış.
-Benden daha güçlü birini bulmadan rahat yok bana, demiş Dombay.
Ailesi ve arkadaşlarıyla vedalaşıp yola çıkmış. Günler sonra bir dev görmüş. Devin elinde ağaç büyüklüğünde bir olta varmış ve balık avlıyormuş. Dombay devi görünce “İşte rakibim. Onu yenmem lazım” diye düşünmüş ve saklanmaya çalışmış. O anda dev ona seslenmiş.
-Heyyy, dağ kuşu, nereden geliyorsun?
-Kendime rakip arıyorum. Gücümü ölçmem lazım.
-Seninle kapışırdım ama kardeşlerimin izin vermesi lazım. Nehrin ilerisine yürü ve durumu kardeşlerime anlat.
Dombay kendisini bu duruma düşüren karısına ve büyücüye söylene söylene yürümüş. Sonra ilk gördüğü devden çok daha büyük bir deve rastlamış.
-Nereden geliyorsun dağ kuşu?, demiş dev.
Dombay niyetini anlatmış.
-Öyleyse abimize de gidip anlat durumu.
Dombay diğer devin yanına gitmiş ve ona da anlatmış.
Dev kahkaha atarak cevap vermiş.
-Ayyy, küçük dağ kuşu, seninle dövüşmekten korkarız biz. Annemize git, belki o sana bir nasihat verir.
Dombay, devlerin annesine gitmiş. Kadın dikiş dikiyormuş. İğnenin bir ucu göğe diğer ucu toprağa değiyormuş. Kadının bir memesi ön tarafta diğeri arkadaymış. Kadını gören Dombay deliye dönmüş, “Anlaşıldı. Bu devler beni akşam yiyecek. Elveda Donbay. Kurnazca bir hareket yapmazsan kaçacak yerin yok” diye düşünmüş.
Kadının arkasındaki memeyi emmiş ve “Kurtar beni anne” diye yalvarır bir sesle haykırmış.
-Ah oğlum. Bu hareketi yapmakla kaderini değiştirdin.
Dombay tüm yaşadıklarını anlatmış.
-Çok aptalsın oğlum. Oğullarım seni akşam yemeği için ayırdı. Bizler insan etinden kebap yaparız. Ama yaptığın hareket bizden daha akıllı olduğunu gösterdi. Seni kurtaracağım.
Kadın, Dombay’ı dikiş yüksüğünün içine saklamış. Akşama doğru oğulları eve dönmüş.
-Sana yolladığımız dağ kuşu nerede? Onu ver de kebap yapalım.
-Onu kahvaltıya saklayalım. Akşam için yeterince balık var nasıl olsa. Hiç merak etmeyin, onu yüksüğün içine koydum, bir yere kaçamaz.
Annelerinin teklifini kabul eden dev kardeşler balıkları yedikten sonra uykuya dalmışlar. Kadın yüksüğü kaldırıp Dombay’a seslenmiş.
-Hadi oğlum, tüm gücünle koş. Eğer tekrar oğullarımın eline düşersen seni kurtaramam.
Kadına teşekkür eden Dombay koşmaya başlamış. Sabah olmuş ama hala uzaklaşamamış yeterince… Koşarken, dağa tırmanan yaşlı bir dev görmüş. Tüm gücüyle koşup devin yanına giden Dombay, “Kurtar beni” demiş.
Dombay’ın yaşadıklarını duyan dev ona acımış. Bu arada Dombay’ı takip eden dev kardeşler yetişmiş. Yaşlı devden Dombay’ı vermesini istemişler. Yaşlı dev önce oralı olmamış ama kardeşler konuyu çok uzatınca kendi saçlarını yolup üç kardeşi bağlamış. Dombay’a gülümsemiş ve “Evine dön oğlum, kimin daha güçlü olduğunu artık anlamışsındır” demiş.
Yaşlı deve teşekkür eden Dombay köyüne dönmüş. Ama “Beni kurtaran yaşlı adam dünyadaki herkesten güçlü, üç devi saçlarıyla bağladı. Fark ettiğim kadarıyla bir gözü yoktu. Belki de gözünü bir kavga sırasında kaybetti. O halde onun gözünü çıkaran her kimse ondan daha güçlüdür. Gidip sormalıyım yaşlı adama” diye düşünüp duruyormuş.
Yaşlı adama gidip sormaya karar vermiş. Yaşlı adam anlatmış.
-Eski yaralarımı deştin. Öyleyse otur ve dinle. Biz on iki kardeştik. Gençtik ve kanımız kaynıyordu. Aynı senin yaptığını yaptık. Kendimizden güçlü birilerini bulmak için atlarımızı hazırlayıp yola düştük. Gece olunca bir mağaraya sığındık. Sabah uyandığımızda bir mağarada değil bir kafatası içinde olduğumuzu fark ettik. Atlarımıza binip kafatasından çıkmak istedik. Tam o anda kocaman bir siyah köpek koşarak geldi ve kafatasını dişlerinin arasına koyup yeniden koşmaya devam etti. Sonra kafatasını yere koydu ve çiğnemeye başladı. Devasa bir kız, “Off, bu lanet olası köpek nerede kemik bulsa buraya getiriyor” dedi ve kafatasına bir tekme attı. Ne kadar zaman geçmiş bilmiyorum. Kendime geldiğimde kardeşlerimin hepsinin ölmüş olduğunu fark ettim. Sadece ben hayatta kalmıştım ama bir gözümü yitirmiştim.
Şimdi evine git. Ve kendi topraklarında senden daha güçlüsü yok diye sevin. Ama dünyada her güçlüden daha güçlü birileri mutlaka var.
Dombay evine dönmüş ve o günden sonra gücüyle asla övünmemiş. (mirckazok.ru)

Çeviri: Serap Canbek

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here