Anavatan

0
475

Size çocukluk yazayım biraz. Hani şairin “anavatan” dediği çocukluk. Belki bir yerinde yüzünüz bir gevşer “hakkat haa” dersiniz içinizden. İçimizden geçen sıkıntılı günlere bir omuz atmak gibisinden…

Ve lambalı radyooo!.. Buzdolabı üstünde çay bardağında rakı. Yaslanma yeri kütüphaneli kanepe, horozun her saniye eşelendiği çalar saat, duvarda uçmayan kuşlu bir saat, uçan adamlı bir poster, prize sıkıştırılmış Deniz Gezmiş resmi. Yer yatağı, kenarı arabacılık oynamaya müsait yollu halı, duvarda köpeklerin saldırdığı geyik, kahverengi soba, çay ve ilk öğrenilen Kevser suresi için aldığın kay-na-na-şe-ke-ri eşliğinde geliyoor; “Yeşil ördek gibi daldım göllere”.

***

Komşunun kızına âşıksın, ama filmlerdeki gibi acı çekeyim diye söylemiyorsun. Pide almaktan nefret ediyorsun, tüpgazdan deli gibi korkuyor, mahallenin resmi sarhoşunu seri katil sanıyorsun. İki tekerlekliyi henüz süremiyorsun, bir küfür duymuşsun annenin kulağına anca söyleyebiliyorsun. Her akşam “Marko başlıyoor” diye bağırarak eve koşuyorsun, bütün silahların tahtadan ve feci tehlikeli bahçelere dalıyorsun! Küçük bir şey çalmışsın, 20 gün olmuş hâlâ unutamıyorsun. Vee dünyanın enn kötü çocuğu olduğunu kimse bilmiyor! Top patladı…

***

Koltuğa bırakılan bir çift örgü şişi, topuksuz dayak terlikleri, komşudan çağrıldığın gurbet telefonları, özlemle bakılan ve sırta asılan okul çantaları, tek çift ayakkabı, Ruhi Su plakları… Arpa şehriye çorbası, unlu anne elleri, reçel kavanozları, buzdolabı üstü yufka yığınları, radyo tiyatroları, sokak destancıları, bekçi düdükleri, tren garları, telli arabalar, çizgili çoraplar ve “Orkid” demenin ayıp sayıldığı gergin gümüş günü dedikoduları ile birlikte geliyoorr; “Senin en güzel yerin kahverengi gözlerin”.

***

Bit taramaları, verem taramaları, kahve taramaları… Kafan karmakarışık! Tam öpüşürken kesilen sahneler, tam top sendeyken eve gelen babalar, tam büyürken ölen abiler, tam tamken yarım kalan bir şeyler. Zengin ansiklopedileri, Oya ile Kaya, Cin Ali, Kemalettin Tuğcu, dördüncü sahibi olduğun ders kitapları ve tırnaklamakla bitmeyen etiketler. Düğünlerde taşıdığın anlamsız notlar, sigaralar ve yemeden götürmenin zulüm olduğu çikolatalar eşliğinde geliyor; “Gitti cananım gelmedi”…

Önceki İçerikNatho Kadir
Sonraki İçerikDuruşma yeniden ertelendi
Cihan İşbaşı
Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Resim Ana Sanat Dalını bitirdi. Karikatür, illüstrasyon ve tiyatro ile profesyonel olarak ilgilendi. Marje dergisinde tasarımcı, yazar ve karikatürist olarak çalıştı… 90’lı yılların sonunda İletişim tasarımı ve reklam yazarlığı yapmaya başladı. Antalya’ya yerleştiği ‘97 yılından itibaren sadece bu alanda çalışan İşbaşı, farklı üniversitelerde “Reklamda Yaratıcılık” ve “İletişim tasarımı” dersleri veriyor. Son 20 yıldır, kurucu ortağı olduğu Graphx’in Yaratıcı Yönetmenliği görevini sürdüren İşbaşı evli ve bir kız babasıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz