Geçmişten ders çıkarmak

0
43

Dildaşlarım, arkadaşlarım ve yurttaşlarım, defalarca yazdım. Ben, TC yurttaşıyım. Ve şu anda, bu kimlikle yaşıyorum. Siyasi kimliğim, budur. Kültürel kimliğim yasal kabul görmemiş olsa da ben kendimi “Çerkes insanı” olarak kabul ediyor ve öyle yaşıyorum. Ve öyle yaşamaya kararlıyım. 

Bundan yüz yıl önce yaşanmış olayları, o günün anlayış ve koşulları içinde, değerlendirmeye çalışıyorum. Ve şu sonuca varıyorum; eğrisi ve doğrusuyla, insanlar bir taraf oldular. Kimi padişahçı kimi de Kuvayı Milliyeci… Bu taraflılıkta, etnik kökenden öte, dinsel inanç ve biraz da çıkarcılık etken olmuştur. Günümüzde ve hemen şu anda, TC geneline tarafsız bir bakışınız olabilirse, hemen hemen benzeri manzaraları görürsünüz. Demek ki değişen çok şey yok. Hem de bu teknoloji çağında…  

O halde ne yapacağız? Yanıt; geçmişten ders çıkaracağız. Benzeri veya aynı hatalara düşmeyeceğiz. Bunları, kime ve kimlere söylüyorum? Yanıt; inanınız, en yakınlarıma. Yani, çoluk ve çocuklarıma, akrabalarıma. Zira karşı olduğum her şey bu aile çevremde mevcut. Şimdi ben, kendi kapımı temiz tutamazken kimin kapısına karşı olma hakkım olabilir. Bu anlamda, “Çerkeslik” ve kurtuluş reçetesi yazan, yakinen tanıdığım pek çok dildaşım ve kardeşim, lütfen bir boy aynasında kendini test et ve şu soruyu kendine sor; korkma!  

“Ben kimim? Neredeyim? Ne yapıyorum?”  

Kendi ölünü emsal alma. Karamsarlık tohumlarını ekme. Konuyu, yani “Çerkeslik” kimliğini, uluorta kullanma. Kendince, suçu bir başkasına yükleyerek, Çerkesliğini koruyamazsın. Ne ararsan, kendinde ara. Biraz da Theodor Herzl oku. Ve nasıl kurtulunur, görürsün. Para, şöhret ve karşı cins üçgeninde debelenme. Din tacirlerine itibar etme. “Takke, tekke (teke değil) ve urba dinciliği”ni ve Arap kabile kültürel yaşantısı için “Тхьа, Тхьамадэ ve Хабзэ” kavramlarını feda etme. Sürgün öncesi zaman ve sürgün sonrası, Anadolu Kurtuluş Hareketi’nde, defalarca yıkandığımız o suda, tekrar yıkanma. 1864 öncesi tarihimizi, şöylesine de olsa, bir daha gözden geçir. Mümkünse, rahmetli emekli General İsmail Berkok’un “TARİHTE KAFKASYA” kitabını bir daha gözden geçir (Okumuşsundur ama tekrarında yarar vardır). Zira hafıza nankördür. Mümkünse, Tanrısal buyrukları, bildiğin dille oku. Tanrı, tüm insan dillerini anlar diye düşünüyorum. 

Sevgili dildaşlarım ve değerli araştırmacı-yazar yurttaşlarım, “Hain Çerkes Ethem” meselesi neden bitmeyen bir senfonidir? Ondan başka, hain olan, hiç kimse yok mudur? Neden onların kök ve kökeni söylenmez ve yazılmaz? Bu konuda, “Hain Çerkes Ethem”i onlardan ayırt eden özellik nedir? En önemlisi, ÖVÜLEN, GÖKLERE ÇIKARILAN, MECLİS’TE KAHRAMANLIK ŞİİRLERİ OKUNAN ÇERKES ETHEM, nasıl birden “HAİN ÇERKES ETHEM” oluvermiştir? Kahramanlık mı ağır gelmiştir ona? Veya soyundan gelen, genetik kodlar mı mevcuttur? Büyük yazarlarımızdan, bu konularda, bizleri aydınlatmalarını istirham ediyorum. Tanrı’dan dileğim, bu güzel ülke ve insanlarına “HAİN ÇERKES ETHEM”i unutturacak ve “ONU” aratacak gün ve zaman vermesin.  

Notlar 

1- Türk milliyetçisi iddialı bir siyasi partinin genel başkanı Sn. “X” beyefendi, Afgan göçmenlerin içinde TÜRK ASILLI olanların, Doğu ve Güneydoğu bölgelerine iskân edilmesi tavsiyesinde bulunmaktadır. Be dostum, bırak “ASILLI”yı, sen “ASIL”sın, o söylediğin bölgelere neden kendin yerleşmezsin? Osmanlı cinliğinin, Çerkes sürgünlerine uyguladığı, politika mirasçısı mısın? Herkes aptal, sizler akıllı ve bulunmaz liderlersiniz. Her türlü milliyetçiliği, ayakları altına alana, itaat ve biat. Maşallah. Başarılar diliyorum. 

2- Değerli araştırmacılar ve hatta kendisini, herkesten daha çok, yurtsever ve milliyetçi sayanlar, dün, “Kürt diye bir halk yoktur. Dolayısıyla Kürt Meselesi de yoktur” diyordunuz, şimdilerde ise “Kürt Meselesi”nin var olduğunu ve çözülmesi gerektiğini dile getiriyorsunuz. Yapmayınız, etmeyiniz. “Dün dündür, bugün bugündür” tekerlemesini artık terk ediniz. Bu memleket hepimizin. Ona gelecek en küçük zararın, hiçbir kişi, halkı ve toplumu ayırt etmeksizin, hepimizi etkileyeceğinin bilincindeyiz. Ayrıştırıcı, yok sayıcı ve inkâr edici tutum ve davranışları artık bırakınız. Şu anda meselelerimiz, çok daha farklı bir boyutta. 

3- Benim, bu yazdıklarım ve söylediklerim, birilerine akıl vermek ve yön vermek amaçlı değildir. Sadece, fikir ve düşüncelerimi, söylüyor ve yazıyorum. Bir yurttaş olarak, vekillerimle, başka türlü konuşmak, dertleşmek ve anlaşmak mümkün değildir. Susmak istemiyorum. 

4- Göksel inanç, buyruklarında mevcuttur. Küçükleri sevmek, önce doğmuşlara hürmet ve ana – babaya saygı ve Tanrı’ya inanmaya öncelik verir. Çerkeslik, işte budur. Bazı küçüklerimiz ve kardeşlerimizin, bu anlamda konuşurken, yazarken, bu kurallara dikkat etmesi, ilerisi için kendileri için de yararlı olur. Değerli büyüğümüz Sn. Necmettin Karaerkek Ağabeyimize ve Sn. Kuşha Doğan’a karşı kullanılan dil ve üslup, kullananları yüceltmediği gibi, onları da küçültmez. Çünkü, her devirde, bazı kişi ve şahsiyetler vardır ki, ikincisi yoktur. Sizler de, yarınların kişi ve şahsiyetlerisiniz. Lütfen, hoşunuza gitmeyen ve yeterli bilgi sahibi olmadığınız konularda, sadece karşı çıkmış olabilmek için kullandığınız üslubu terk ediniz. 

Varsa bir sıkıntınız, o kişilerin telefonlarını açınız ve derdinizi anlatınız. Aksi durumda, belli bilinç ve bilgi düzeyinde olanlarla, dostumuz olmayan, kişi ve çevrelere malzeme olursunuz.  

Küçük not: Değerli büyüğümüz Necmettin Ağabeyimizin, kadim dostum ve kardeşim Kuşha Doğan’ın benim avukatlığıma ihtiyaçları yoktur. Onlar, ne zaman, nerede, neyin, nasıl yazılıp nasıl konuşulacağını, hepimizden daha iyi bilirler. Bu değerli insanlarımıza, bazı kişilerce gösterilen tepki, aynı kişiler tarafından Çerkeslere yapılan hakaretler karşısında, neden sus pusturlar. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here