Kama

0
79

Değerli dostlarım, “KAMA!” Çerkes milli kıyafetinin bir aksesuarıdır. Savaş aleti değildir. “KAMA!” sözcüğünün etimolojik anlamı ve tarihsel yolculuğu hakkında “Söz eden” ve “Yazı Yazan” pek çok dildaşım ve yoldaşım olmuştur. Bendeniz de “SÖZCÜKLERİN DİLİNDEN ADİGHELER” kitapçığımda, o yazılanlara kendimce bir şeyler ekledim. Ve Hatti-Hititler döneminden bu yana kullanıldığını kanıtlamaya çalıştım.  

Şimdilerde “Ali Çurey, bu çağda ve ekonomik kavga ve savaşı içinde olan insan ve toplumlar için ‘KAMA’nın ve dahi benzeri kavram ve objelerin anlatımının kime yararı vardır?” deme hakkınız saklı kalmak üzere, ben de “Sana veya kime, ne zararı vardır?” diyorum. Ne dersiniz?  

Her konuda kısmen veya tamamen “egemen” olan mevcut toplumlar ve yetkilileri “Aidiyetlerini” ve kültürel kimliklerinin tarihsel yolculuğunu, övünç içinde, göklere çıkartırken, bir kısım kardeşimin, onu görmezlikten gelip, kendi varlığını, havai meseleler içinde boğması, enteresan ötesi, çok düşündürücüdür!? 

İnsanlık tarihi gösteriyor ki, ister “Dinsel inanç” ve isterse “İdeolojik” çekişme ve sunumlar “AİDİYET” kavramı ve kapsamını, yok edememiştir. Her mücadele ve kazanımın sonunda “Ben kimim?” sorusu taze kalmıştır. Bu konuda, yazan ve konuşanların, bilgileri somut belgelerle kanıtlaması inandırıcı olur. O anlamda, hiçbir meseleyi, mevcut insan toplulukları ve insan dışı canlıların ilişkilerini, örneklemeden, izah edilmemelidir. Kısaca, tekrar edersek, “Bilgi” belge ile doğrulanmadıkça, her şey muhayyel bir iddia olarak kalacaktır. Onun için, bazı “OBJE” ve “KAVRAMLARI” açıklarken, dilbilimsel kurallara uygun olmalıdır. 

Dildaşım büyüklerimden, akranlarımdan ve küçüklerimden, özellikle istirham ediyorum. Anne ve babalarınızdan öğrendiğiniz, kısıtlı Çerkesçenizle (küçümsediğim için değil), halkımızın kadim mirası, olmazsa olmazımız ve tarihimizin ve kültürümüzün, gizemli şifreleri olan kavramları, uluorta tartışmayalım. Onların taşıdığı “Bilgi” varlığımızın ve yarınımızın teminatıdır. Özellikle, IуэрыIуатэ, пцIысэ, Тхыдэ, Тхьа, Тхьамадэ, Хабзэ den sonra “Зэхэс – Зэхуэс – Хасэ” kavramlarını. Çerkesçede “Тхьахэр” diye, bir kavram yoktur. “Тхьашхуэ” vardır. “Iубых” cada “уэ” Тхьа anlamındadır. (Rahmetli Tevfik Amcada tespit ettiğim 100 sözcükten biridir) Adighecede ise “GÖK” anlamındadır. “уафэ” ise “Gökyüzü”dür. “уэмрэ – шIымрэ” сытчIэ зэпхаш? “унэ” sadece, barındığımız bir mekân mıdır? Demem şu ki, içinde “Тхьа” kavramı olan her sözcük, “Тхьа” değildir. Örnek, “Мэзытхьа – зауатхьа – псытхьа” vb. Bunları daha iyi anlayabilmek için Hatti-Hititlerdeki “Kutsal Onikiler”i anlamak gerekir.  

Hint-Avrupa anlayışı ve dayatması, tüm tarihsel değerleri, kendisine uygun hale getirerek, hepimize kabul ettirmiştir. Maazallah onun dışında, bir şey mi söylediniz. Tuu kaka? Хабзэ, örf, âdet içerikli, dar bir kavram değildir. O, bir sistemin adıdır. “Demokrasi” dediğimiz sistemin nihai amacı nedir? Bu soruya, Хабзэ içinde yanıt aradığımızda, Çerkes insanının “Шхьахуит Ныгъэ” yani, bireysel özgürlük aşamasında yaşadığının ve yaşıyor olmasının belgesidir. Bu tutum, “başıbozukluk” değildir. İnsan olmanın kaçınılmaz gereğidir. Уэ ра? Уэрэ – сэрэ. гурыIуэгьуэйуэпIэрэ? 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here