Çerkesya’nın batı vilayeti Nathokuac

0
621

Toprak, nüfus, jeostratejik önemi, siyasi liderleri

“İlk oluşum bölgesi Psezuzape Nehri vadisidir. Burada Natuhay ve Şapsığların erken ortaklığı, daha sonra Nathokuac bünyesine dahil olan büyük Adige birliği olan Goaiye ile temas kurdu”

“Şimdi Çerkes kabileleri arasında en güzeli sayılan bir halk olan Natuhayların bölgesinde seyahat ediyorum; onlar bu sıfatı sonuna kadar hak ediyorlar, zira tüm geçtiğim yollarda güzelliğiyle dikkati çekmeyen tek bir sima görmedim… Natuhayın genel yüz hatları tamamen klasiktir, profilde uzmanların ideal güzellik saydığı o zarif yumuşak kıvrımlı hattı çizer. Uzun kirpiklerle kaplı genellikle koyu mavi büyük gözleri, Çerkesya’ya ilk gelişimde beni çok şaşırtan o vahşi acımasızlık ifadesi olmasaydı, şimdiye kadar gördüklerim arasında en güzeli olurdu, anlaşılan bu acımasızlık cesur dağlının bebeklikten yaşlılığa kadar tehlikelere ve mücadeleye maruz kalışının bir sonucudur.”  

Edmund Spencer. Çerkesya’ya Seyahat, 1839 

 

Coğrafya 

Kuban ağzından Adagum’a kadar olan sahayı işgal eden Nathokuac veya Natuhay, Çerkesya’nın en batısındaki toprakları teşkil eder. G.İ. Filipson 1857 yılında şöyle yazıyordu: “Zengin Adagum Vadisi, Nebercay Nehri ağzının alt tarafında, 5-8 verst genişliğinde olup, Natuhay arazisinin doğu sınırını teşkil eder.”1 

Nathokuac’ın sahil arazisi çok uzundu, Buu ve Loo (Leup) ırmaklarının ağızlarına kadar ulaşıyordu. Konfigürasyonu, aynı şekilde kuzeyde (kuzeydoğuda) karada ciddi bir derinliği olup, Adriyatik kıyısında dar bir şerit halinde uzanan Hırvatistan’ı andırıyor.  

1830 yılında, Pşad’daki R. Skassi misyonunda görevli olup, bölgeyi çok iyi bilen teğmen Karl Tauş “Kafkas hattının sağ kanadına ait olan Kubanötesi Çerkes kabilelerinin tasviri: Abzehler, Natuhaylar ve Abazinler” başlıklı çalışmayı hazırladı: 

“Kafkas hattının sağ kanadında, Kuban’ın ardında yaşayan Çerkes kabileleri şunlardır: Abzehler, Şapsığlar, Natuhaylar ve Abazinler: Yerleşimleri Belaya Çayı’ndan Kuban üzerinde ırmak ağzına kadar 270 verst boyunca; Karadeniz sahili üzerinde Gagra istihkâmına kadar 250 verst boyunca uzanır. Bunların işgal ettiği arazinin alanını, tabanı Kuban olan, bir yanı Karadeniz, diğer yanı da aynı Belaya Çayı’ndan Gagra’ya kadar, lehçe ve gelenekler bakımından farklı oldukları çeşitli dağlı kabileleriyle komşu oldukları bir hat şeklinde uzanan bir üçgen olarak tasavvur etmek mümkündür. Bu dört kabilenin nüfusunu, Abzeh, Şapsuğ ve Natuhay boylarının her birinin yuvarlak hesapla 12 biner hane, Abazinlerin de 4 bin hane olacağı hesabıyla yaklaşık olarak 40 bin hane olarak tahmin edebiliriz.” 2 

Daha ileride Tauş şöyle devam ediyor: “…diğer kısmı ise (Natuhayların), Anapa Kalesi civarından başlayan dağ omurgasının güney yamacında Karadeniz’e dökülen çayların kaynaklarında yaşar: Sucukale Körfezi’ne akan Henderey, Sukho, Dirsüye, Ozereyk, Mıshako, Tsemez; aynı körfeze akan Dob, Kutleziy veya Gelecik, Mezip, Hapetsay, Canhotiy, Nahapş, Pşad, Beşe, Çebsin, Bjid, Cubg, Şapsuho, Nigepsuho, Tu, Nebug, Aguie, Tuapse, Sepse, Mokupse, Aşe, Psesüape, Galiyah, Tsükuh, Şimitokuac, Subeş, Şahe ve Hize; burada kıyısında Abazinlerin meskenlerinin yer aldığı çaylar başlar: Vardane, Saşe, Ubıh, Hamiş, Artıkuac, Geş, Şçemtokuac, Giagierh veya Gagra istihkâmı.” 3 Tauş’un önemli bir tespiti daha: “Natuhaylar Karadeniz sahili boyunda yaşarlar, 200 verstlik bir alana dağılmışlardır.”4 

Nathokuac arazisi Adige etnosunun oluştuğu ve yerleştiği en kadim habitattadır. Ortaçağlarda batı Kubanötesi’nin büyük kısmında, gücünün zirvesine XVI. yüzyılda ulaşan Jane Prensliği yerleşikti. Anapa civarındaki arazide Zanoko prens sülalesinin idaresi altındaki “Hegayk kabilesi” (Lyülye) veya “Hehhadç boyu” (Han-Girey) yerleşikti. Daha sonraları bu prenslikler dağıldı, prenslik iktidarı zayıfladı, arazisi de komşu kabile kardeşliğinin work ve tfokotl aileleri arasında dağıtıldı. 

Nathokuac arazisi coğrafi ve siyasi bakımdan bariz şekilde iki ana kısma bölündü: Adagum ile Kızıltaş lagünü arasındaki araziyi ve Gelencik’ten sonraki sahili kapsayan Kuzey Natuhay ve Pşada ile Bu arasındaki Karadeniz sahilini kapsayan Güney Natuhay. 

Nathokuac ismi, Han-Giray ve Lyülye’ye göre, bu büyük sülale ve arazi ittifakının doğuşuna kaynaklık eden Natho soyuna dayanır5. Bu ismin Adige etnonim ve toponimleri için tipik bir elementi olan ikinci bileşeni kuac ise, köy, köy halkı olarak tercüme edilir6. Han-Girey, terimin Natuhay ve Şapsığ telaffuzlarını doğru yansıtabilmek için “Natho-kkoad, yani Nathho’nun köyü” formunu kullanıyor. İlk başlarda Netaho7 veya Netdaho⁸ ailesinin Natho ailesiyle ittifak içinde olması ilginçtir. 

Hem Han-Girey ve hem de Lyülye, başlangıçta Natuhay ve Şapsığların beş klandan oluşan bir birlik teşkil ettiklerine işaret etmişlerdi: Natho (Nathho), Netaho (Netdaho), Koble, Shapete (Sşhhapete), Sotoh (Sevotoh veya Sottohho). 

İlk oluşum bölgesi Psezuzape Nehri vadisidir. Burada Natuhay ve Şapsığların erken ortaklığı, daha sonra Nathokuac bünyesine dahil olan büyük Adige birliği olan Goaiye ile temas kurdu. 

Lyülye kendi zamanındaki Natuhay-Şapsığ ortamında, kendilerinin bir olduklarına dair kanaatin hâlâ var olduğuna işaret ediyor: “İsimleri farklı olduğundan dolayı, Natuhay ve Şapsığlar farklı milletler olarak sayılsalar da, gerçekte onlar aynı kabiledir. Bu görüş, onların Adige kökenli oluşlarına, aynı dili konuşuyor olmalarına ve kendilerini Aguçips olarak adlandırmalarına dayanıyor. Bu ismin özel bir anlamı yoktur, ama karşılaştıklarında bir nevi parola işlevi görür.” 9 Han-Girey, Natuhay ve Şapsığların “Ahgutçipse” ortak adıyla bilindiklerine de işaret ediyor.10 

Han-Girey’in naklettiği söylenceye göre ilk Natuhay-Şapsığ birliğinin kıyıya yerleşmesi, Kabardeylerin Kırım’dan Çerkesya’ya efsanevi göçü neticesinde olmuştur. “Kabardey hükümran veya lider soylarından birinden gelen Abat adlı birinin önderliğinde o beş sülale genel kitleden ayrılmıştır. Ardından üç sülale, Koble, Shapte ve Sevotoh, Abat önderliğinde Şaypshgo Nehri kıyısına yerleşmiştir, “Şapshg adının da buradan geldiği tahmin ediliyor.”11 

Lyülye’ye göre Şapsığ soylusu Abatlar “Halihazırda ilk derece Kabardey özdeni “Tambiylerle, Natuhay soylu ailesi Syupakolar da Kudeneytlerle olan “akrabalık ilişkilerini muhafaza ediyorlar”. 

Lyülye’ye gore Natho klanına, bizatihi Natholardan başka aşağıdaki soylar da dahildi: Atsok, Bayge, Tuko, Aykez, Yerguz, Yemezog, Sohte, Votaha, Hathe, Tu, Hatyuev, Kof, Nemetloh, Bzim, Meliş, Carim, Sootoh, Kyouh, Mafeude, Somyuz, Hapiy, Tleças, Çian, Hudoko, Bogoguzv, Birk, Takiyak, Şehetl. 

Netaho klanına şu soylar dahildi: Shabe, Hurum, Süayge, Alase, Abere, Şyüzok, Dejerece, Evstatle, Tjyaş, Boos, Hezik, Haturate, Shahumede, Pooh, Diz, Thiz, Çatsoh, Mezergu, Gguriz. 

Natuhay soylu sülaleleri: Syupako, Myogu, Zeya, Kaz, Yegoroko, Çah. Bu soylu sülalelerinden başka, Goaye ittifakının soylularını da anmak gerekiyor: Karzeyk, Kuyetsük, Dirsüye, Hatirame, Birc, Çerç.12 

1839 yılında yapılan “Natuhay, Şapsığ ve Abzehlerin belli başlı soylu sülaleleri ve tescilli aileleri listesinde” Natuhaylarda beş soylu ailesi gösterilmiştir: Supako, Kezerç, Kuytsuk, Mug, Kazı. “Sıradan tescilli aileler” kategorisinde “Natuhay adının kaynağı olan Natho-Nettahlar” gösterilmiştir; “Goeler dışında bunların arazisinde yaşayan tüm diğerleri de bu aileye dahildir.” 13 

1833 yılı civarında yapılan “Kuban’ın ardında yaşayan dağlı halkların tasviri” adlı çalışmada “Nathojey veya Natugaylarda genel halk idaresinde de çok etkili olan sıradan halktan en maruf nesiller” arasında gösterilenler: “1. Natho; 2. Netah; 3. Koblı; 4. Şgapete; 5. Goie.” 14 

Buradaki yenilik Şapsığ klanı Koblenin Natuhaylar kapsamında gösterilmesidir ki, herhalde bu keyfiyet bu klanın bir kısmının Nathokuac’a göç etmesinin bir sonucuydu. Bu çalışmada Natuhayların 2.000 hane nüfus olduğu ve 3.000 savaşçı çıkarabildikleri bildiriliyor. Çok ciddi düşük sayılarla karşı karşıyayız.  

1830 yılında feld mareşal Paskeviç’in talimatıyla Çerkesya’nın demografik durumunu araştıran asteğmen G.V. Novitskiy, 12.000 hane ve 240.000 nüfus buldu.15 

Tarihi Kuzey Nathokuace’nin ancak yaklaşık yarısını teşkil eden Krımskiy rayonunda yaklaşık 130.000 kişinin yaşadığı hesaba katılırsa, Novitskiy’in verilerinin gayet gerçekçi olduğu görülür. Krımskiy rayonundan başka tarihi Kuzey Nathokuace’ye bugünkü iki rayon daha rahatlıkla sığmaktadır: Anapskiy ve Gelencikskiy. Ayrıca tarihi Kuzey Nathokuace’nin bir zamanlar yoğun nüfuslu kuzeybatı kısmının günümüzde bir sulama sisteminin altında kaldığını da unutmamak lazım. Gene aynı şekilde, tarihi Çerkesya’nın ekonomik faaliyetler ve doğayı kullanma koşullarında Nathokuace’nin hem ovalık ve hem de dağlık kısımlarının aynı derecede yoğun nüfuslu olduğunu unutmamak lazımdır. 

Şimdi ise nüfus birkaç merkezde yoğunlaşmış olup (Gostagayevskaya, Natuhayevskaya, Rayevskaya vb. stanitsaları) neredeyse tüm dağlık sektör boştur. 

Novitskiy’in verilerini vis-amiral Serebryakov komutasında 1851 yılında Natuhay topraklarında Hops, Hudako, Psif, Şips, Geşepsin ve Adagum ırmakları vadilerinde yürütülen yedi günlük bir seferde yok edilen 2.500 “konut” haberiyle karşılaştırmak öğretici olacaktır. Psif Vadisi’nin “zengin ve kalabalık nüfuslu” olduğu bildiriliyor.16 Natuhay’daki Hudako Vadisi de söz konusu seferden önce “çok nüfuslu ve verimli” olarak nitelendiriliyor.17 

Görüldüğü üzere, Natuhay gibi ciddi bir Adige vilayetindeki hanelerin 1/6’sı tek bir cezalandırma seferinde yakılabilmiştir. Natuhay’ın 30-50’li yıllar boyunca yoğun olarak askeri ve tenkil baskısına maruz kaldığı ve buna rağmen 1862 yılına kadar direniş yeteneğini koruyabildiği hesaba katılırsa, Novitskiy’in verileri tamamen gerçekçi görünüyor. 

Novitskiy’in verileri kabul görmedi ve 1840 yılında mesela, tuğgeneral Mend “Kafkasya’daki siyasi duruma bakış” adlı yazıda Natuhay nüfusunun 140.000 kişi olduğunu söylüyordu18. Mend’e göre Ubıhların nüfusunun hepi topu 7.000 kişi olduğu hesaba katılırsa, Natuhay’a dair verilerinin çok da gerçekçi olmadığı görülür. 

 

Kuzey Nathokuace’nin jeostratejik önemi 

Kafkas Savaşı döneminde Kuzey Nathokuace’nin durumu çok zordu. Hem Kuban yönünden (Karadeniz Kazak ordusu üzerinden ve Kuban’a bitişik olup, sözde Karadeniz ülkesi denilen arazi dolayısıyla Karadeniz Kordon hattı olarak adlandırılan) ve Karadeniz yönünden (Karadeniz sahil hattı). 1852 yılında baron Stal şu tespitte bulunuyordu: “Natuhay arazisinde şu istihkâmlara sahibiz: 1) Nepsıhe Nehri kıyısında Zastagay, 2) Meskagua Nehri kıyısında Rayevskiy tabyası, 3) Anapa Kalesi, 4) Novorossiysk Kalesi, 5) Kabardinskoe istihkâmı, 6) şahane koyuyla Gelencik istihkâmı, 7) Pşad Nehri kıyısında Novotroitskoe istihkâmı.” 19 Anapa’ya komşu Nikolayevskoe istihkâmı ve Kuban’ın sol yakasında bulunan Varenikovskoe istihkâmı. Natuhaylarla mücadelede, Büyük Şapsığya topraklarında kurulmuş olan Abinskoe istihkâmı da önemli bir üs idi. 

Yalnızca, güçlü bir askeri güce sahip bir müstahkem mevki olan Anapa yönünden gelen harekât bile zaten Nathokuace halkı için çok ciddi bir tehdit teşkil ediyordu. 1840 yılında Rayevskiy Anapa civarında yaklaşık 50 köyün yok edildiğine işaret ediyor.20  

Nathokuace ile ilgili olarak Çarlık Hükümeti Edirne Anlaşması’ndan hemen sonra, yalnızca ilhak değil, doğal olarak halkının kovulmasını da öngören, fiili olarak onu yok edecek bir plan hazırlamıştı. Savaş bakanı Çernışev 1836 Kasım’ında Velyaminov’a şu talimatı veriyordu: “Zat-ı âlinizin ilettiği Kuban’ın ardında harekât yapan birliğin harekât ceridesini ayrıntılı olarak inceleyen ve harekâtların gidişi ve gelişimini dikkatle takip eden Majeste İmparator, bana bu harekâtlarla ilgili olarak, Gelencik hattının çizdiği bölgenin itaat altına alınmasını hedefleyen ve halen devam etmekte olan bu harekâtların neticelendirilmesine aciliyet ve güç kazandırma amaçlı bazı mülahazalarını size iletmemi buyurdu. 

Majestelerinin 1834 başında çizdiği Kafkasya’nın rahatlatılması ana planında bu alanın itaat altına alınması öncelikliydi. Bu amaca ulaşılması için öncelikle hattın ardında yerleşik dağlı kabilelerden itaat ve uyrukluğun tüm şartlarının tam olarak yerine getirilmesini temin edecek yeterli garantilerin talep edilmesi ve ardından silah gücüne başvurularak, koşulsuz itaat edene ve silahlarını teslim edene kadar ısrarlı bir şekilde konutlarının ve tarlalarının tahrip edilmesi ve sınırlarımız dahilinde buğday ve tuz satın almalarının engellenmesi öngörülmüştür. Natuhaylara karşı girişilecek harekâtlara dair bu ana esaslara ek olarak, bunların çoğunun konutlarını terk edip yeni hattın ardına geçerek, kendi kabiledaşlarına katılacağı tahmin ediliyor ki bu durum bölgeyi temizleyerek Karadeniz ve Malorosiya (Bugünkü Ukrayna arazisi-ç.n.) Kazaklarını iskân etmeye yönelik hedefimize hizmet edecektir ve bu ani nüfus artışından dolayı komşu Şapsığlarla aralarında olabilecek gerginlik, yiyecek gıda teminini güçleştirerek, zamanla bize direnmelerini daha da imkânsız hale getirecektir. 

“Han-Girey’in naklettiği söylenceye göre ilk Natuhay-Şapsığ birliğinin kıyıya yerleşmesi, Kabardeylerin Kırım’dan Çerkesya’ya efsanevi göçü neticesinde olmuştur”

Şimdiye kadar Natuhaylara karşı harekâtlar bu doğrultuda yürütüldü. Yeni hat bu harekâtlara temel dayanak olmadı, ama farklı yerlerde duruma ve imkânlara göre hatta doğru yürütüldü, bu sene ise müstakil müfrezelerle Anapa yönünden Natuhay topraklarının içine doğru yapılıyor, bunlar verilen görevi yerine getirdikten sonra bu kaleye dönüyorlar. Muhtemelen bu yöntemle bu yılın başında Anapa civarında oradaki yerleşimcilerden müteşekkil ilk Rus yerleşiminin kurulması mümkün olsa ve müfrezenin harekâtı Anapa’nın ihtiyaçlarının çoğunun denizyoluyla karşılanmasını kolaylaştırsa da, Majesteleri İmparator bu harekât yönteminin Natuhayların itaatini sağlamada uzun vadede başarısız olacağı kanaatindedir. 

Sizin 21 Ekim tarihli geçmiş raporunuzdan dağlıların bizim müfrezelerimize neredeyse hiçbir yerde karşı koymadıkları, köylerinin ve sınırlı miktardaki gıda stoklarının yok edilmesini sanki kayıtsızca izledikleri anlaşılıyor. Gerçekten de ailelerini ve eşyalarını askerlerimizin ulaşamayacağı yerlere gizledikten sonra, üç paralık konutlarını savunmaya değer göremezler, askerlerimiz Kuban’ın ardına döner dönmez kolaylıkla yeni konutlarını kurabilecekler ve böylelikle askerlerimizin insanüstü gayretine eşlik eden uzun bir yıkım süreci, öngörülen hedefe ulaşmadan, yalnızca dağlıları kızdıracak ve belki de, üzerine titredikleri hürriyetlerini korumanın mümkün olacağı düşüncesine götürecektir. 

Kendi arasında hiçbir bağlantısı olmayan bu ferdi harekâtlar yerine, Majesteleri İmparator Natuhayların itaatini gelecek yıl içerisinde mutlaka sağlayacak daha kararlı başka tedbirler alınmasını arzu ediyor, bu hedefe ulaşılması aynı yıl içerisinde Gelencik’ten Cubga’ya kadar olan noktaları ve daha ötesini işgal etmemiz için gereklidir… 

Majesteleri İmparator’un düşüncesi Natuhaylara karşı ana harekât üssü olarak Gelencik hattının seçilmesi yönündedir. Harekâta katılacak kuvvetler bu hat üzerinde Abinsk Kalesi, Nikolayevsk istihkâmı ve Gelencik gibi uygun yerlerde toplanmalı ve bu noktalardan birkaç müfreze şeklinde Natuhay arazisine ilerlemeye başlanmalıdır. 

Dağlıların yaşadığı vadi ve boğazlarda kademeli olarak ilerleyerek ve ülkenin tüm nüfusunu Anapa’ya doğru, sahil ile Kuban’ın kaynakları arasındaki dar alana sürerek, bu müfrezeler nihayet dağlıları vuruşmadan kaçınamayacakları veya hükümetin tüm taleplerini koşulsuz kabul ederek itaat etmek zorunda kalacakları bir pozisyona getirmeliler. Bu arada Gelencik hattı, bir taraftan diğerine geçmeye uygun her yerde faal müfrezelerden ayrı olarak onların yedeği olacak şekilde yeterli kuvvetlerle işgal edilmelidir. Böylelikle Natuhayların komşu arazilere serbestçe geçmelerini önleyecek ve Şapsığlar tarafından gelebilecek her türlü yardımı püskürteceklerdir.” 21 

1. Nikolay’ınbu talimatı üst düzey yönetimin Nathokuac’ın nüfusu ve nüfus yoğunluğu hakkında gerçeğe yakın bir fikri olmadığını bize gösteriyor. Herhalde 1833 tarihli “Dağlı Halkların Tasvirinden…” alınan, bu Çerkes vilayetinin nüfusunu 2 bin evden ibaret gösteren veriler gerçek olarak algılanmıştır. Çar, savaş bakanı üzerinden Kafkasya kumandanlığına bu vilayetin halkına karşı bir çeşit sürek avı yürütmesini, onların hepsini Anapa’ya doğru süpürerek koşulsuz itaate zorlamasını teklif etmektedir. Onların ilerideki akıbeti hakkında talimat bir şey söylemiyor. Planda bariz bir çelişki vardı. İlk başta Natuhayların Şapsığya’ya kaçmaya zorlanmasını öneriyor, sonunda ise kaçabilecekleri tüm yolların kesilmesini emrediyor. 

“Kırım Savaşı’ndan sonra çarlık kabinesi, Nathokuac’ın ortadan kaldırılması planına geri döndü ama bu defa daha esaslı bir biçimde. Bu defa bu iş tüm Çerkesya’nın ortadan kaldırılması yönünde bir adım olarak görülüyordu”

Talimat, Çernışev üzerinden doğrudan, Kafkas hattına kumanda eden Velyaminov’a gitti. Ama kendisi bölgede uzun süre bulunmuştu ve anladığımız kadarıyla Petersburg’da hazırlanan bu güzel planın uygulamada pek bir değeri olmadığını gayet iyi biliyordu. Onun 1837’deki saldırıyı yapış şekli, çarlık talimatını uygulamaya teşebbüs etmeyi aklından bile geçirmediğini gösteriyor. Velyaminov tüm kuvvetlerini bir bütün halinde toplayarak Kuban’dan Gelencik’e kadar gitmeyi ve kıyı boyunca Pşada ve Vulkan’a kadar inmeyi çok büyük bir başarı sayıyordu. 1837 yılındaki harekâtlarında Nathokuac’da total bir sürek avı yapmak istediğini gösteren hiçbir şey yok. 

Nathokuac’ın anında olmasa da peyderpey ilhakı fikri I. Nikolay’ı sonraki yıllarda da terk etmedi. 1841 yılında şu emri verdi: 

“Gostagay’da bir istihkâm kurulsun ve Anapa’nın çevresi, kırpılan üçgeni nihai olarak iskân etmek amacıyla emniyete alınsın: 

Bu yerleşimden Kazak alayları teşkil edilsin ve düzenli birliklerden gerekli yedekler verilerek kendi bölgelerinin savunmasını üstlensinler.”22 

Gördüğümüz gibi, Çerkesya’dan Kuzey Nathokuac’ın “büyük bir üçgenini” bir defada koparmak mümkün olmadığı için, daha küçük boyutlarda “üçgenler” koparmaya başladılar. 

Kırım Savaşı’ndan sonra çarlık kabinesi, Nathokuac’ın ortadan kaldırılması planına geri döndü ama bu defa daha esaslı bir biçimde. Bu defa bu iş tüm Çerkesya’nın ortadan kaldırılması yönünde bir adım olarak görülüyordu. 

1857 Kasım’ında Kafkas ordusu kurmay başkanı D.A. Milyutin (1861 yılından itibaren savaş bakanı) bu hedefi çok açık bir biçimde ifade etti: “Bu vadilerde hiçbir yerli nüfusun varlığı kabul edilemez, yani Teberda’nın yukarı havzasından Belaya’ya kadar ve ardından Pşiş’a kadar tüm dağlık şerit tamamen boşaltılmalıdır. Ancak bu şekilde Kafkasya’nın merkezi kısmındaki itaat etmiş kabileleri itaat etmeyen Kubanötesi nüfusundan ayırmak ve Kazaklar tarafından işgal edilen ovalık kesimi vahşi düşmanın sızmalarından korumak mümkün olur. Diğer taraftan da en kısa zamanda Natuhayları Aşağı Kuban, deniz kıyısı ve yeni Adagum hattı arasındaki üçgen sahadan çıkarmak gerekir. Bu saha da Azak, Karadeniz ve Don Kazaklarıyla iskân edilecektir: Azaklılar münhasıran sahilde oturacak ve esas işleri denizcilik olacaktır; Karadenizliler ve Donlular da bölgenin iç taraflarını işgal edeceklerdir, Karadeniz ülkesi (18. yy sonunda dağıtılan Zaporoj Kazak teşkilatı, Kuzey Kafkasya’ya, Kuban’ın sağ yakasına iskân edilerek, Çerkesya’nın işgalinde önemli bir potansiyel güç kaynağı olarak kullanıldı-ç.n.) için bu, özellikle orman bolluğu açısından çok önemli bir kazanım olacaktır; Adagum’a kadar tüm alan Kazaklar tarafından işgal edildikten sonra, ön hattı daha ileriye taşımak ve böylelikle adım adım asi dağlıları doğudan ve batıdan sıkıştırmak mümkün olacaktır.”23 

Milyutin ne yazdığını biliyordu, zira şefi ve koruyucusu yaver-general prens A.İ. Baryatinskiy 1857 yılının ilk yarısında şu öngörüde bulunuyordu: “Sözü edilen işlerin öneminden dolayı, Natuhayların nihai olarak sürülmesi ve ülkelerinin geniş ölçüde iskân edilmesine ancak 1860 yılında başlanabilir. Bu sonuncu husus Kafkasya’da ileride atacağımız adımların genel planında en önemli yeri işgal etmelidir, zira yeni bir dış savaş durumunda Kuban ağzı ve Gelencik Koyu arasındaki deniz sahili, eğer bu yöreyi iç düşmanlarımızın elinde bırakırsak, düşmana bize karşı çok uygun bir harekât üssü olacaktır.”24 

Nihayet 1862 Mayıs’ında Kuban vilayeti başkanı Kafkasya naibi şunları yazıyordu: “Natuhay okruguna Kazak nüfusun yerleştirilmesi ve bu yüzden yerlilerin tamamen uzaklaştırılması gerekiyor. Daha 1856 yılından itibaren bu tedbir devreye sokulmuştu ama ancak 1862 yılında gerçekten uygulanmaya başladı.”. Ve mektubun sonunda bir kez daha: “Natuhay okrugunun coğrafi konumu, bir dış savaş durumunda daha hazırlıklı olmak açısından Kazak nüfusla iskân edilmesini ve bundan dolayı yerlilerin tamamen uzaklaştırılmasını gerektirmektedir.”25 

Natuhay tlekotleş sülalesi Şupako (Çupako, Supako ve diğer yazılışları) 

Komiserler, Tauş ve Lyülye 1826 başında Çerkesya’dan bildiriyorlar: “Geçen 1825 yılı sonunda Supako adıyla anılan en tanınmış Natuhaylar diğer taraftaki Abazinlere gidecek ve onlara Ruslarla ticaretin Çerkesya halkına sağladığı faydaları anlatacaklar ve onları da aynı şekilde davranmaya ve bizimle iyi ilişkiler içinde olmaya ikna edeceklerdi; diğer taraftan Abazya’nın tanınmış ailesi Berzek ve Dezşenler, geçenlerde Hacı Dokum-oglunu (Hacı Dogumuko Berzek, Ubıh soylu ailesi Berzeklerin en tanınmış temsilcisi –S.H. n.) anılan Natuhaylara temsilci olarak gönderip, Ruslarla ticari ilişkiye girmek için aracılık yapmalarını istediler… Anılan Berzek ve Dezşen aileleri Abazya’nın tam ortasında, Subeşe, Vardane, Saşe’nin yukarısında ve malumumuz olan diğer sahil noktalarında yerleşiktirler.”26 

Burada Abazin ve Abazya ifadelerinde kastedilen Ubıhlar ve Ubıhya’dır. 

Komiserlerin sözünü ettiği Supakva, Han-Girey’de Vvpako biçiminde geçen ilk derece soyluları Çupako idi (Bell’de Tshuako).27 

Bu çift vv bizi şaşırtmamalıdır. Han-Girey Adige sesi ts yu bu şekilde yansıtmıştı. Mesela Çepsin (Vulan) Han-Girey’de Vvpsin olarak nakledilmiştir. Han-Girey Vvpako’nun Nathokuac kabilesinin en önde gelen soylu ailesi olduğuna işaret ediyor. 

İndaroko’nun Supakva ailesine dahil olduğuna Rafael Skassi’nin Yermolov’a yazdığı rapor tanıklık ediyor: “Şimdi Natuhaylar arasında en önde gelen, Supakva ailesinden İndar-oglu, mahkemelerimize ve tüccarlarımıza gösterdiği himaye yüzünden Şapsığlar tarafından her türlü hakarete maruz kalmış ve zarara uğramıştı.”²⁸ 

Nathokuacın diğer hükümran sülaleleri gibi Şupako sülalesi de, neredeyse tüm mülklerinden feragat eden ve halk üzerindeki iktidarlarını yitirmekle birlikte, önemli bir pozisyonda kalmaya devam eden Zanoko ve Bastoko ailelerinin ayrıcalıklarına saygı göstermek zorundaydı.²⁹ 

Şupako ailesinin önemine şahadet eden birçok kaynak vardır. Mesela, ajan Andrey Hay onlar hakkında şu görüşü dile getiriyor: “Şapsığlar ve Natuhaylar arasında en önde gelen prens Tsiferbey, vatana dönmek istemiyor, çünkü halkın başı olarak yerini Çipuaklara kaptıracağından çekiniyor.”30 

Şupako sülalesinden Natuhay tlekotleşi İndaroko, Mehmed (yaklaşık 1737-1838), Pşad Vadisi’ndeki en büyük feodal mülk sahibi. Marigny’de Türk tarzında İndar-oglu (İndar-oglou) ve İndar-ku (İndar-kou) olarak geçiyor.³¹ Dışarıdan bakan gözlemcilerin nazarında Mehmed İndaroko’nun statüsü prenslikti. Marigny onu prens, eşini de prenses olarak adlandırıyor. İndaroko’nun kendi vassal soyluları olduğu bildiriliyor.  

İndaroko’nun statüsünü açıklığa kavuşturmak açısından, J. Bell’in kanaati şayan-ı tercihtir. Pşemaf Bastoko’nun nüfuzundan söz ederken Bell şöyle diyor: “Söylendiğine göre onun soyu çok kadimdir, soyun kurucusu da iddia edildiğine göre bu yöreye ilk yerleşen olmakla kalmayıp, tartışmasız bir üstünlük sahibi olduğu güney sahilinin önemli bir parçasına da sahip olmuştu; 

Bu prensin itibari iktidarı bugün de Çapsin’e kadar, yani başka bir ifadeyle yaklaşık 70 mil mesafeye kadar uzanıyor. 

İndaroko-Şupako sülalesiyle sıkı bağları olan Taitbout de Marigny’in çizimi (yaklaşık 1818 yılı), çok muhtemelen bu sülalenin fertlerini gösteriyor.

Şeklen, “pşi”, yani prens olmayan İndara-oku’dan daha üst pozisyondadır.”³² 

İşin doğrusu İndaroko, Pşad Vadisi’nin en saygın ve güçlü sakini idi. Ama yasal ve siyasi açıdan yalnızca biraz daha fazla hak ve imtiyaz sahibi idi. Marigny, Pşat Deltası halkının tamamen yasal gerekçelerle kendisinden gümrük vergisi ödemesini talep etti. Bunu önlemek için, Mehmet ona depolarını kendi arazisinde, evinden yarım liyö (4.444 metre değerinde eski bir Fransız uzunluk ölçüsü) uzaklıkta inşa etmesini önerdi, böylelikle hem güvenlik içinde olacak ve hem de “Çerkeslerin ithalat müsaadesi karşılığında bizden talep ettiği ödemeden de kurtulacaktı.”33 

Pşat halkı İndarokolardan memnuniyetsizliğini düzenli olarak ifade ediyordu, ama aynı zamanda ondan liderlik ve himaye de bekliyordu. O Rus makamlarıyla ilişkilerde vadi halkının (veya an azından bir kısmının) yasal temsilcisi idi. Mesela Rus memurlara, Pşat doğumlu karısını terk eden Rus uyruklu Grek Mudrov’u, kadının ailesine taahhüt edilen mehiri ödemeye zorlamalarını talep eden bir mektup yazar.34 

İndaroko’nun iktidar yetkileri, ona hükümdar veya hükümran prense has görevler de yüklüyordu. Mesela, Marigny’e göre 1820 yılında İndaroko, Anadolu’dan taşınan vebadan korunmak için kendi arazisinde karantina ilan etmişti.35 İlginç bir ayrıntı: İndaroko’nun gelen misafirleri selamlamakta kullandığı “yarım funtluk (funt-410 grama karşılık gelen eski bir Rus ağırlık ölçüsü-ç.n.) küçük bir topu”vardı.36 

İndaroko’nun nüfuzu Pşat sınırlarını aşıyordu. Mesela, Marigny’nin istifasından sonra kendisinin inşa ve kumanda ettiği tekne -“Çerkes” uskunası- 1819 yılında Pşat’ta kazaya uğradığında, mürettebat kurtuldu, “İndarku onların Rusya’ya gitmek üzere Natuhay arazisini sorunsuz geçmelerini sağladı. Anapa paşası da buna yardımcı oldu.”37 1828 yılında dışişleri bakanı kont Nesselrod, İndar-oglu’nun sadakatini vurgulamayı mümkün görüyordu: “Bize en çok yardımcı olan halen Pşad prensi olan İndar-oglu ve çocuklarıdır.”38 Pşat Deltası’ndaki köyü, çevresindeki muhteşem koruluk gibi Velyaminov müfrezesi tarafından 1837’de yok edildi. Simanovskiy buranın prens köyü olduğunu tahmin ediyor. 1 Haziran tarihli notundan: “Karadeniz kıyısındaki muhteşem koruluk tamamen kesildi, ne yazık! Böyle bir koruluğa ender rastlanır; bu koruluğun ortasında muhtemelen bir prense ait olan küçük bir köy vardı, herhalde Çerkesler boş zamanlarında, asma dallarıyla sarılı ağaçların gölgesinde dinleniyor veya temiz, sağlıklı havanın tadını çıkararak eğleniyorlardı. Bu mevkiyi anlatmaya kelimeler yetmiyor, ancak büyüleyici olduğunu söyleyeyim, şimdi sanki hiç var olmamış. Asırlık ağaçlardan ve güzel kokulu fındıklıktan sadece kökler kaldı ama onları da zamanla sökerler. Balta her şeyi yok etti.”39 

İndaroko’nun baş köyünün yeri konusunda 1837 yılındaki Velyaminov seferine katılmış olan G.İ. Filipson yeterince net bilgi veriyor: “Pşad Nehri kıyısında muhteşem bir platoda, bir zamanlar De-Skassi’nin meşhur ticaret merkezinin olduğu Yandar-oglunun köyünde geceledik. Köy tabii, boştu. Ertesi gün denize kadar geniş ve muhteşem Pşad Vadisi üzerinden 12 millik bir yol yürüdük.”40 

Dağlılarla ticareti himaye komiseri, Çerkesya’ya dair çok önemli bir dizi etnografik çalışmanın yazarı L.Y. Lyülye, Pşat’ta beş yıl ikamet etmiştir, 1837 Velyaminov seferine katılan asteğmen N.V. Simanovskiy bu konuda şöyle yazıyor: “Bölüğüm, kimse bir şeye dokunmasın diye büyük köyü işgal etmişti. Kulübeleri dolaştım ve onları pek beğendim, özellikle Lyülye’nin beş yıl oturduğu prens konutunun temizliği olağanüstü idi.”41 

1837 haritasında Yendarov köyü Pşad Nehri’nin ana sağ kolu Doob’un (günümüz haritalarında Dogu-ab) Pşad’a karıştığı yerde gösterilmiştir.⁴² İndaroko’nun çiftliğine J. Bell 12 Mayıs 1837 tarihinde geldi. Kendisi Cubga’lı Natuhay tlekotleşi Zazioko (Zazi-oku) ile birlikte Pşat’ta karaya çıkmış ve “bu yerlerin lideri” İndaroko’nun denizden 4-5 mil mesafede olan çiftliğine hareket etmişti.⁴³ Bell’in onun hakkındaki intibası: “Başka şeylerin yanında Kehri-ku (Şamuz Şupako-S.H. n) bazı Türk geleneklerini benimsemeye meyilliyken, İndaroko’nun esas olarak Çerkes âdetlerine bağlı kaldığını fark ettim.”⁴⁴ Bell, İndaroko ailesinin Çerkes direnişine aktif olarak katıldığına işaret ediyor. Mehmet İndaroko’nun büyük oğlu -Nogay- 1836 yılında Velyaminov müfrezesiyle Tsemez’de yapılan çatışmada göz doldurdu.⁴⁵ 8 Temmuz 1837 tarihinde İndaroko’nun torunu ve iki vassalı Velyaminov müfrezesiyle Pşat’ta girilen çatışmaların birinde yaralandı.⁴⁶ Daha sonraları, 4 Kasım tarihli bir notta Mehmet’in büyük oğlu Nogay’dan olan torununun Pşat’ta garnizonla girilen bir çatışmada öldüğünü haber veriyor.⁴⁷ İndar-oglu Nogay, Lazarev tabyası alınırken oradaydı ve büyük ihtimalle çatışmaya katılmıştı.⁴⁸ 1837 yılı sonunda İndaroko ailesi Semez’e (Tsemez) göç ediyor.⁴⁹ 

 

Şamuz Kehriko-Şupako 

Bell’e göre, Mehmet İndaroko Şamuz Kehriko’nun kuzeni idi.⁵° Bell, Şamuz-Kehriko Çupako’yla ilk karşılaşmasını şöyle anlatıyor: “Bu büyüleyici vadiye günbatımından yaklaşık bir saat önce ulaştık ve Vardan’dan benimle görüşmek için gelen habercilerden biri olan Kehri-Ku Şamuz’la (Kehri-ku Shamuz) karşılaştık… Bu, uzun boylu, zayıfça ve düzgün vücutlu, kar beyaz sakallı, geniş alınlı, açık kahverengi ve biraz sarkastik de olsa, delici bakışlı birisi… Onun en nüfuzlu soylu sülalelerinden biri olan güçlü Çupako sülalesine mensup olduğunu öğrendim.”⁵¹ 

Şamuz’un 1837 yılında oldukça ileri bir yaşta olduğunu unutmamak lazım. Bu, şu açıdan önemlidir ki, Filipson’un notlarında Velyaminov’un beş Natuhay starşina-yaşlısıyla görüşmesinden bahsediliyor. Çok muhtemeldir ki, bunların ikisi Şamuz Kehriko ve Mehmet İndaroko idi. 

“Şamuz geçen gece bana bu yıl içerisinde iki kardeşini Ruslara karşı savaşta yitirdiğini söyledi, ama onun sözleriyle bu kendisini kederlendirmiyor: onlar şanlarına yakışır şekilde öldüler ve kendisi de aynı şekilde ölmeyi umuyor. Toplamda bu savaşta otuz iki akrabamı yitirdim diyor. Bu, Mısır’da Fransızlara karşı savaşıp ciddi şekilde yaralanmış, tecrübeli eski bir asker: Amiral Duckword, Çanakkale Boğazı’nı ele geçirdiğinde kendisi bir Türk savaş gemisinde bulunuyordu. Akrabası İndar-oku’nun bir zamanlar çok cesur ve tavizsiz bir savaşçı olduğunu söylüyor.”⁵² En azından, Şamuz’un anılan 32 akrabasının bir kısmı Çupako ailesine mensuptu. Bell güneydeki (yani Çerkesya’nın güneyinde, Ubıhya’da) bir çarpışmada Şamuz Çupako’nun üç damadının birden öldüğünü yazıyor.⁵³ 

Şamuz’un aile tarihiyle ilgili olarak Bell tarafından nakledilen ilginç bir ayrıntı: Şamuz Şupako’nun kızı Trabzon paşasının kardeşiyle evliydi.⁵⁴ 

 

Kalabatoko-Şupako 

Güçlü Şupako sülalesinin bir kolu, Kalabat (Kalabatoko, Kalabat-oglı) sülale adıyla biliniyor. 

Kalabatokolar, hükümran soylu ve sıklıkla prens olarak anılıyorlar. Mesela, 1802 yılında Karadenizlilerin, Kuban’ın Çerkeslerin arazisinden geçen büyük debili bir kolu olan Karakuban üzerindeki bir yük teknesini ateşe tutup ele geçiren 300 kişilik müfrezenin lideri olarak “Narthaç vilayetinin prensi” Kalabat-oglının adı, akrabası Bazeşko-Smail ile birlikte geçiyor.⁵⁵ 

Natuhaylar 200 pud (pud-16.38 kg’lık eski bir Rus ağırlık ölçü birimi-ç.n.) barut ve 200 pud kurşun ele geçirdi. Kazakların zayiatı; 2 subay, 2 topçu, 9 Kazak, “kalan mürettebat ağır yaralı idi”. 1 topçu ve 10 Kazak esir olarak götürüldü. 

Ataman Bursak 11 Kasım 1804 tarihinde bir mektupla Şupako Harzen ve Kuyuzun’a başvurarak “hem kendilerinin ve hem de diğer mülk sahiplerinin Karadeniz ülkesiyle iyi komşuluk ilişkisi içerisinde olacaklarına dair antlaşmaları ve verilen andları hatırlattı.”⁵⁶  

Gelencik Koyu civarındaki topraklar da Kalabatoko’nun mülkü idi: “O koyun sahibi (Gelencik-kale-S.H. n.), önceleri Anapa paşasının desteklediği Çerkes prensi Kalabat-oglıdır ve bu koy, Sucuk’tan Suhum’a kadar tüm Çerkes sahilinde, Çerkeslere tüm ihtiyaç maddelerini ulaştıran ana koydur. İkinci koy Kodos… : sahibi: aynı Çerkes prensidir.”⁵⁷ Bell’de: “Ev sahibimiz, Kalabat-oku Hatukvoy, Gelencik’in ata mirası lideridir.”⁵⁸ 

Skassi, İndaroko ve Kalabatokoların akraba olduklarına işaret ediyor. Karadeniz atamanı Vlasov’un Natuhay “prensi” Saat-Girey Kalabat-oglı’nın köylerini 1826 yılında yağmalamasından sonra Skassi, Çerkeslere verilen zararın tazmin edilmesini ve atamanın cezalandırılmasını talep etmişti. “Karadeniz Kazakları bizatihi Saat-Girey’in köyüne saldırıp, tüm hayvanlarını ve eşyalarını aldılar ve iki teyzesini, kız kardeşini ve küçük yaştaki kardeşini esir alıp, konutunu yaktılar. Bu prens Saat-Girey, en güçlü Natuhay prenslerinden biri olup, 1810 yılında herkesten önce Ruslarla barış imzalamış ve o tarihten vefatına kadar bize sadakatle hizmet etmiş olan rahmetli Kalabat-oglu’nun yeğenidir. 1812 yılında ölen iki oğlu Odessa’da eğitilmişti. Prens Saat-Girey’in akrabaları uğradıkları bu talihsiz olayla ilgili olarak yardımcı olmamız için Pşat’tan memurumuzu (Anlaşılan, Tauş’u-S.H. n) bize gönderdiler.”⁵⁹ 

Ataman Vlasov tam da Rusya’ya en çok bağlılık gösteren hükümrana ve halkına darbe vurmuştu. Kalabat-oglu Skassi’nin yardımıyla Ruslarla geniş ölçüde ticaret yapıyor ve sürekli olarak Rus idaresinin Çerkesya’nın batı vilayetlerindeki çıkarlarını temsil ediyordu. Kalabatovlar aynı şekilde, görüldüğü gibi Natuhay’ın Kuban’dan Pşat’a kadar olan tüm sahasında Skassi misyonuna aktif olarak yardımcı olan Çupako ailesinin bir kolu idiler. Bir sonraki raporunda Skassi şunları yazıyor: “Prens İndar-oglu ailesi yakın akrabalarına ve bizim en sadık taraftarlarımıza yapılan kötülüklerden dolayı fena halde kızgındır.”⁶° 

“Gruba liderlik eden, cesareti ve Kuban’a yaptığı akınlarla tanınan hükümran prens Satug-Halaş-İbin-Tsako, Anapa savunması sırasında 17 Mayıs 1828 tarihinde hayatını kaybetti.⁶¹ 

“Zengin zırhı imparatora takdim edilen” Prens Temryuk, 17 Mayıs 1828 tarihinde Anapa’yı savunurken hayatını kaybetti.⁶² 

Kalabatoko-Şupako ailesi mensuplarından Tsıgamiz, Çerniok, Saat-Girey, Yekubok, Kalabot, 1828 Eylül’ünde Nepitl Irmağı’nda toplanan bin kişilik savaşçı grubuna liderlik etmişlerdi.⁶³ 

Çok muhtemeldir ki Tsıgamız, Bell’deki Şmuz’dur. L.M. Serebryakov’un A.S. Menşikov’a 6 Temmuz 1839 tarihinde Tsemes’deki kamptan yazdığı mektupta “en katı özdenler” arasında Keri Oglu Tsagmıç’ın adı geçiyor.⁶⁴ 

Bell’in Kehriko Şamuz’un Mehmed İndaroko’nun kuzeni olduğunu yazdığından hareketle Keri-oglu Tsagmıç, Tsıgamiz ve Şamuz’un aynı kişi olduğunu kabul etmek gerekir. 

Kalabatoko-Şupako sülalesi fertlerinden Naurzan Davlet Murza, Tsıgamiz ve Çerniok Supague, Kuban’ın sağ yakasına 6 Şubat 1829 tarihinde akın yapan “800 kişilik Kubanötesi grubuna” liderlik yapmışlardı.⁶⁵ 

Tuğgeneral Bezkrovnıy’ın Emmanuel’e yazdığı 14 Haziran 1829 tarihli raporunda “Seyid-Ahmed Paşa’nın fanatik taraftarı” Supako Nauruz’un adı geçiyor.⁶⁶ 

Şokon’lu Smayl Nauruz Supako’nun adı, Gastakoyevskoe istihkâmına 26 Temmuz 1853 tarihinde yapılan saldırıda “esas elebaşılar” arasında geçiyor.⁶⁷ 

1828-1829 olaylarında adı geçen Tsegamız Supago’nun öz yeğeni Abdula Supago’nun oğlu Hasan, öksüz kalınca amcası tarafından Konstantinopol’e, oradan da Mısır’a satılmıştı. 1861 ilkbaharında 18 yaşındaki Hasan, Mısır’daki Rus elçisinin yardımıyla Çerkesya’ya döndü.⁶⁸ İfade tutanağından, Hasan’ın önceleri “Psebeps köyünde yaşadığı” ve yaşıtı ve köylüsü Murat Hakar Abrek’in de Mısır’da kendisiyle birlikte bulunduğu anlaşılıyor. Murat da aynı şekilde yetim kalarak öz amcası Pşemaf Abrek’in himayesinde iken onun tarafından Konstantinopol’e satılmış ve Hasan Supako ile birlikte kendisini Mısır’da bulmuş.⁶⁹ 

“Suvorovskiy beldesi halkından” Supaggo Kazbiy’in adı, 1866 Mayıs’ında “1864 yılı Temmuz’unda akrabalarıyla birlikte Türkiye’ye giden karısını geri getirmek için Trabzon’a gitmek üzere” yurtdışına çıkış izni istemesi dolayısıyla anılıyor.⁷° 

 

Mansur Haudoko-Şupako 

Bu sülalenin neredeyse en güçlü üyesi daha, “bu vilayetteki esas askeri önder, soylu ve nüfuzlu Çupako kardeşliğinin bir mensubu” olan Haudoko Mansur’dur.⁷¹ 

Bell onun köyü Psebeps’i 1 Kasım 1837 tarihinde ziyaret etti. O sırada Mansur 60 yaşında idi.⁷² Çağdaşı kaynaklarda Mansur Haudoko-Şupako’yu konu eden pek çok haber vardır, özellikle Rusya askeri raporlarında. N.N. Rayevskiy “Karadeniz’in doğu sahiline toplu bakış” (1839 yılı Nisan ortası) başlıklı raporunda ona özel bir yer ayırmıştı: “Toplantının başkanı (1838 Aralık ayındaki Şapsığ- Natuhay toplantısı-S.H. n) Haud-Oglu Mamsır idi. Mamsır’ın babası Türk, annesi Natuhaydır. Novotroitskiy’e 10 verst mesafede yaşayan Yandar-Oglu, ondan önce bu kabilenin başı idi; her zaman Rusya’ya sadıktı, zenginliğine ve soyluluğuna rağmen itibarını yitirdi. Bunlar olurken, kökeni karanlık, ama girişimciliği, kurnazlığı, akınları ve özellikle Ruslara karşı nefretiyle tanınan Mamsır, bu itibarı elde etti.  

Shupako kabilesi and içerek onun liderliğini kabul etti. Mamsır Anapa’ya 50 verst mesafede Psebeps Çayı kıyısında yaşıyor. Kubanötesi’nde, Şamil’in Dağıstan’da kazandığı gibi bir şöhret ve itibar kazanma peşindedir. Mamsır, müfrezenin Tsemes ve Anapa arasındaki yürüyüşü sırasında karşıda toplanan gruplara liderlik etmişti.”⁷³ 

Rayevskiy’e göre kalabalık tlekotleş sülalesi Şupako’larda liderlik ileri yaştaki Mehmed İndaroko’dan Haudoko’ya geçmişti. Pek çok bakımdan bu durum, tüm Natuhaylar arasında lider pozisyonları demekti. A. Hay’e göre: “Tüm mektuplar toplantılarda Şapsığlardan Gaci-ula Magomet ve Gaydu-Kumamsırov tarafından törensel olarak açılıyor ve okunuyor. Her ikisi de halk nazarında büyük nüfuz sahibi ve Ruslara karşı amansız düşmandırlar.” Vrevskiy’in Hay’dan naklettiği bilgiler Olşevskiy tarafından tashih edildi: “Supalo ailesinden Mamsır Gaydo-kur… Çok cesur bir adamdır, bu sayede Natuhaylar arasında büyük nüfuz sahibidir.”⁷⁴ Anılan Gaci-ula, Bell ve Longworth’un notlarında Haci-Oli olarak sıklıkla adı geçen Şapsığya ve Natuhay’ın baş kadısıdır.  

(academia.edu) 


Литература 

  1. АктыКавказской археографической комиссии. – Тифлис, 1904. – T. XII. Ч. 1,- С. 715.
  2. РГВИА. Ф. 13454.Оп. 2. Д. 102:Описание черкесских закубанских племен, принадлежащих к правому флангу Кавказской линии, именно: абадзех, шапсух, натухажцев и абазинцев. 1830 г. Л. 2. 
  3. Тамже. Л. 2 об. 
  4. Тамже. Л. 3 об. 
  5. Хан-Гирей.Записки о Черкесии. Вступительная статья и подготовка текста к печати В. К. Гарданова и Г. X. Мамбетова. – Нальчик: «Эльбрус», 1978. – С. 203; Люлъе Л.Я. О натухажцах, шапсугах и абадзехах // Записки Кавказского отдела императорского русского географического общества. Книжка IV. – Тифлис, 1857. – С. 228. 
  6. Толковый словарь адыгейского языка. Составители A.A. Хатанов, 3. И. Керашева. Под ред. А. Н. Абрегова, H. Т. Гишева. – Майкоп, 2006. – С. 219. 
  7. ЛюлъеЛ.Я. О натухажцах… – С. 228. 
  8. Хан-Гирей. Записки… – С. 203. 132 
  9. ЛюльеЛ.Я. О натухажцах… – С. 228
  10. Хан-Гирей. Записки… – С. 203. 
  1. Тамже. 
  2. ЛюльеЛ.Я. О натухажцах… – С. 233. 
  3. РГВИА. Ф. 13454.Оп. 6. Д. 1132. JI. 89.Документ предоставлен М. Н. Губжоковым. 
  4. РГВИА. Ф. 846. Д. 6244. JI 101.Документпредоставлен М. Н. Губжоковым. 
  5. НовицкийГ.В. Топографическое описание северной покатости Кавказского хребта от крепости Анапы до истока реки Кубани. Записка штабскапитана Новицкого, составлена 15 сентября 1830 г. // Фелицын Е. Д. Черкесы-адыге и западно-кавказские горцы. Материалы для изучения горцев ипринадлежавшей им страны. – Екатеринодар: Типография Кубанского Областного правления, 1884. – С. 13. 
  6. AKAK. – Т. X. Тифлис,1885. – С. 612.
  7. AKAK. – Т. IX.Тифлис, 1884. – С. 685.
  8. РГВИА. Ф. 846.Оп. 16. Д. 6382. Л. 4об. 
  9. Этнографическийочерк черкесского народа. Составил генерального штаба подполковник барон Сталь в 1852 году // Кавказский сборник / Под ред. генерал-майора Потто. – Т. XXI. Отд. II. – Тифлис, 1900. – С. 96. 
  10. АрхивРаевских. -Т. III. СПб., 1910. – С. 340. 
  11. Предписаниеграфа Чернышева ген.-л. Вельяминову, от 14 ноября 1836 г .//AKAK.-Т . VIII. Тифлис, 1881.-С . 647. 
  12. Собственноручнаязаписка императора Николая. 1841 г. // AKAK. – Т. IX .-С . 266. 
  13. AKAK.-Т .XII.-С. 763.
  14. РГВИА. Ф. 846. Д. 6669:Предположениео действиях и занятиях войск Отдельного Кавказского корпуса с осени 1857 по осень 1858 г. Л. 15. 
  15. Трагическиепоследствия Кавказской войны для адыгов. Вторая половина XIX – начало XX века. Сборник материалов и документов. Составители: Р.Х. Гугов, X. А. Касумов, Д. В. Шабаев. Научный редактор Р. У. Туга-нов. – Нальчик: «Эль-Фа», 2000. – С. 53 – 54. 
  16. Извлечениеиз донесений комиссаров, находящихся в Черкесии: Тауша и Люлье, с 25 января по 11 февраля 1826 года // AKAK. – Т. VI. Ч. II. Тифлис, 1875. – С. 492. 
  17. Хан-Гирей.Записки… – С. 208. 
  18. Рапортк. с. Скасси ген. Ермолову, от 4 апреля 1826 года, № 63. -Керчь // AKAK. – Т. VI. Ч. II. – С. 495. 
  19. БеллДж. Дневник пребывания в Черкесии в течение 1837 – 1839 годов. Пер. с англ. К. А. Мальбахова. – Т. 1. – Нальчик: «Эль-Фа». – С. 216. 
  20. РГВИА. Ф. 13454.Оп. 6. Д. 232:Рапорта о перевербовке английского агента у горцев Андрея Хая, о поступивших сведениях от него. 16 марта 1839-27 мая 1840. Л. 6. 
  21. Маринъи Тэбу де. Поездки в Черкесию. Пер. с франц. К.А. Мальбахова. Нальчик: «Эдь-Фа», 2006. – С. 148-152; Marigny, Taitbout de. Three Voyages in the Black Sea to the Coast of Circassia. L.: J. – Murray, 1837. P. 184 и др.
  22. Белл Дж. Дневник… – С. 216.
  23. Маринъи Тэбу де. Поездки в Черкесию. – С. 95 – 96.
  24. Там же. – С. 150.
  25. Там же. – С. 151.
  26. Там же. – С. 80.
  27. Там же. -С. 150-151.
  28. Отношение гр. Нессельроде к гр. Дибичу, от 16 января 1828 года, № 67 // AKAK. – Т. VII. – Тифлис, 1878. – С. 877. 
  1. Дневник поручика Н. В. Симановского. 2 апреля – 3 октября 1837 г., Кавказ // Гордин Я. А. Кавказ: земля и кровь. Россия в Кавказской войне XIX века. СПб.: Журнал «Звезда», 2000. – С. 399 – 400.
  2. Воспоминания Григория Ивановича Филипсона. – М., 1885. – С. 135.
  3. Дневник поручика Н. В. Симановского. – С. 404.
  4. РГВИА. Ф. 846. Оп. 16. Д. 6733: Карта следования действующего отряда за Кубанью под начальством г-на генерал-лейтенанта Вельяминова в 1834, 1835, 1836 и 1837 годах. Чертил роты топографов № 3-го топограф 2-го класса унтер-офицер Спицын.
  5. Белл Дж. Дневник… – С. 98.
  6. Там же. – С. 312.
  7. Там же. – С. 128.
  8. Там же. – С. 207.
  9. Там же. – С. 286.
  10. Архив Раевских. – Т. III. – С. 404.
  11. Белл Дж. Дневник… – С. 302.
  12. Там же. – С. 312.
  13. Там же. – С. 72.
  14. Там же. – С. 107.
  15. Там же. – С. 225.
  16. Там же. – С. 225.
  17. Короленко. Черноморцы. СПб., 1874. – С. 125.
  18. Там же. – С. 133.
  19. Рапорт ген.-м. Симоновича ген. Тормасову, от 5 сентября 1811 г. // AKAK. – T. IV. – С. 453.
  20. Journal of a Residence in Circassia during the Years 1837, 1838 and 1839 by James Stanislaus Bell. Vol. I. L.: Edward Moxon, Dover Street, 1840. P. 122.
  21. Письмо к. с. Скасси к ген.-м. Власову, от 8 марта 1826 года, № 51 //AKAK. – T. VI. Ч. II. – С. 496.
  22. Там же. – С. 497.
  23. Филонов С. Кавказская линия под управлением генерала Емануеля // Кавказский сборник. – T. XV. Тифлис, 1894. – С. 385.
  24. Там же. – С. 386.
  25. Там же. – С. 406.
  26. Адмирал Л.М. Серебряков: Документы. / Составители: А. О. Арутюнян, В. А. Микаелян, О. С. Баликян // Вестник архивов Армении. – Ереван, 1973. № 1 (35). – С. 36. 
  1. Томкеев В. Кавказская линия под управлением генерала Емануэля //Кавказский сборник. – T. XIX. Тифлис, 1898. – С. 131.
  2. Там же. – С. 149.
  3. ЕАЕСК. Ф. 260. On. 1. Д. 1522. Л. 12 об. Документ предоставлен М.Н. Еубжоковым.
  4. Архивные материалы о Кавказской войне и выселении черкесов (адыгов) в Турцию (1848 – 1874). Проект, археография документов и составление T. X. Кумыкова. — Нальчик: «Эль-Фа», 2003. – С. 68.
  5. Там же. – С. 69.
  6. Проблемы Кавказской войны и выселение черкесов в пределы Османской империи (20-е – 70-е гг. XIX в.). Сборник архивных документов. Выявление материалов, археографическая обработка, вступительная статья, редакция и комментарии T. X. Кумыкова. – Нальчик: «Эльбрус», 2001. – С. 399.
  7. Белл Дж. Дневник… – С. 282.
  8. Там же. – С. 284.
  9. Архив Раевских. – T. III. – С. 49.
  10. РЕВИА. Ф. 13454. Оп. 6. Д. 232. Л. 11.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz