AB Üyesi Rusya

0
750

Fena mı olurdu şimdi.

Putin döneminden itibaren hâkim olan ‘istikrar’, Ortadoğu petrollerinin özgürce piyasa oluşturamaması vs. nedenlerle, petrol ve diğer enerji fiyatlarının çılgınca yükselişi Rusya’yı çok fena zenginleştiriyor. Enikonu kendisi de bir hammadde olan petrol fiyatlarının artışı, gecikmeli olarak da olsa, diğer her türlü hammadde fiyatlarına da yansıyor ve ülkeden, gaz ve petrolde olduğu gibi, nikel milyarderleri gibi tuhaf zenginlerin de çıkmasına neden oluyor. Tahıl fiyatları bile 2006’da, bir önceki yıla göre iki misli artmış durumda. Bütün bu; eski sosyalistlerin çıkardığı petrol, maden ve kurdukları tarımsal düzenlemelerden kaynaklanan zenginlik, Rusya’ya akmaya devam ediyor.

Üretici ve girişimci orta sınıflara gereksinim duymadan, Körfez ülkelerindeki zenginliklere benzeyen ve eski sosyalist mirasa dayalı bu zenginleşme türü, kendini geliştirip, bir hizmet ve üretim ekonomisine dönüşebilirse eğer, zenginliklerden payını alarak oluşacak olan girişimci orta sınıf, Rusya’nın kaderini değiştirebilir. Bunu beceremez ise, bütün zenginliklere ve pek de kötü olmayan gelir dağılımına rağmen, demokrasi ve yaşam kalitesi bir türlü inşa edilemeyen Körfez emirliklerinden pek farkı olmayacaktır. Bugün sayıları onlarla sayılan ve dünya zenginleri sıralamasında, pek de hak ederek yer almayan eski komsomollara rağmen gelir dağılımı, muhtemelen felakettir üstüne üstlük. Yine de ciddi bir eğitimden geçmiş, hak hukuk konusunda en azından teorik bir geçmişi olan Rus halkının, Suudi halkından farklı bir çizgi izleyebileceğini ümit etmek, çok yanlış olmasa gerektir.

Rusya’da oluşmaya başlayan pazara yatırım yapan yabancı sermayenin oluşturacağı ücret ve çalışan hakları, kaçınılmaz olarak yavaş da olsa yaygınlaşacaktır. Bugün Adıgey toprakları üzerinde kurulan İKEA mağazası, İstanbul’da kurulu olandan daha görkemli görünüyor. Bugün büyük bir bölümü ithalatla başlayacak olan faaliyet, birkaç yıl sonra Adıgey orman endüstrisini, rantabl kullanılan bir üretici güce dönüştürebilir ve üretim; bütün dünya İKEA’ları içine dönüşebilir. Çerkesk’te, sahipleri iki Adıge kardeş olan, Çin markası bir otomobil fabrikasının üretime geçmiş olması sevindirici bir şeydir. Sadece Efes Pilsen firmasının, Rus borsası değerinden 2 milyar dolar olarak bahsedilmektedir. Zenginliğin halk katmanlarına, piyasa ekonomisi ile yayılmaya başlaması ve halkın bir kesiminin diğer batı dünyası ile en azından turist olarak ilişkiye geçmiş olması umut vericidir ve hızla yaygınlaşmaktadır.

Rus halkı bugün, yıllardır yoksun bırakıldığı satın alma özgürlüğünü bir doyuma ulaştırabilirse eğer, eksikliğini çokça duyacağı özgürlükler ve insan hakları meselesini gündeme getirebilir. Bu, iktidarın isteyeceği bir şey değildir, halkın talep edeceği bir şey olsa gerektir.

Hızla gelişen piyasa ekonomisi, Rusya’nın hapishanelerini, özellikle de, batılı birisi içeri düştüğü zaman sorgulamaya başlamak zorunda kalacak ve muhtemel ki, Rus halkının en azından bir kesimini, utançlar içinde bırakacaktır. Çeçenya’da savaşanlar ile ilgili, Asker Anneleri Hareketi bu konuda umut verici idi. Bu ve buna benzer kıpırdanmalar özgür basının yolunu ister istemez aralamak zorunda bırakacaktır. En azından bu umudu taşımak isterim. Özgür basın ise uzun vadede bütün kusurların ortaya dökülmesi anlamına gelecektir. Felsefi derinliği tartışılmayacak, itelenmiş kakalanmış o koca halktan böyle bir şey beklemek, çok fazla hayalperestlik olmasa gerek.

Batı, gelirse hâkim olacağı korkusu ile, kendi birliği içine almak istemese de, batı normlarında bir Rusya’nın oluşması için çok ciddi fedakarlıklar yapabilir. Kuşku ile bakıp durduğu silahlı büyük bir gücü artık tehlikeli olmaktan çıkaracak olan bu duruma, Amerikan dayatmalarından zaman zaman şikâyet eden AB, bir dengeleyici unsur olarak destek verebilir. Çok yakın tarihte birliğe alınan dokuz eski Sovyet ülkesinin toplam nüfusu neredeyse yüz milyonun üzerinde olduğu ve din açısından da bir problem olmadığı düşünülürse, yüz elli milyonluk zengin ve eğitim seviyesi yüksek Rusya projesi çok da hayali bir durum olmayabilir. Böyle bir durum, insanlık için umut verici olduğu kadar, Çerkesler için de umut verici olabilir.

Bir an için, Rusya ve Türkiye’nin AB üyesi olduğunu düşünelim. Bu durumda biz Çerkesler’in tartışa durduğu şeylerin nasıl tepetaklak olacağını, hayretler içinde görebiliriz.

Bütün ülkelerin Çerkesleri, önce Türkiye’nin sonra Rusya’nın AB’ye girişini savunmalı derim ben.

En azından bir zararı olmaz.

Sayı: 2007 09
Yayınlanma Tarihi: 2007-09-01