Nart Ateşi

0
1999
Turabi Saltık
Nart Ateşi
Yunanistan’daki Promete’ye değil, buzlu Kafkas dağlarındaki Nartlar’a gerekliydi öncelikle ateş. Ve Promete değil Nart Sosrukua ilk elde etti ateşi. Nartlar’ın kültürü ve sanatı olmuş, Kafkas tarihini bilince çıkartmıştı. Yöresel olanı evrensel olana dönüştürmüş, Kuzeyin tarzını açığa çıkartmıştı. Sosrukua Kuzey Kafkasya’nın, ateş insanlığın olmuştu!
 Ateş, ana klan dizgelerinden günümüze ulaşan söylencelerde, hem yaratmış hem de yok etmişti. Bunun için: “Ey ateş sana yok edici mi yoksa yaratıcı mı demeli?” diye sormuştu pek çok filozof. Ama gene de insan biraz da ateşi ele geçirmekle insan olmuştu.   
 Nart mitolojilerinde daha en başından beri ateşin saklanması, korunması, söndürülmeden yakılması, oradan oraya taşınması Nart kadınlarına aitti. Onlar bir iş, bir uğraş sonucu bulmuşlardı ateşi. Nart kadını anaydı ve ateş mitolojide kadının parmak ve tırnak uçlarındaydı. Adiyuf parmaklarıyla aydınlatmıştı gece karanlıkta sefere çıkan eşinin yolunu.
 Sonra ateşin denetimi erkeklerin eline geçmişti. Nart Sosrukua devlerden, Promete tanrılardan çaldı ateşi. İkisi de erkekti ve onlar tarihte, zorla ya da çalarak ele almışlardı denetimini ateşin. Ama kadınlar bir iş bir uğraşla elde etmişlerdi ateşi.
 Nart Sosrukua, yaşadığı dönemin tanığıydı. O ateşi devlerden çaldı. Bir saldırı ya da savunma aracı olarak Nart Tlepş’in yaptığı kılıçla yendi devi. Bin yıllar öncesinin köklü bir direniş geleneğini bıraktı Kafkasyalılara. Ateş; yeninin kültürü, bilincin ve direnişin ifadesi oldu. Yetkinleşen ve derinleşen Kafkas bilinci, kapılarını Nartlar’a açtı. Sosrukua, başarılı oldu. Kafkasya bu başarıyla köklü bir direniş geleneği kazandı. Üzerinde yükselen bir direnme kültürüne dönüştü. O Kafkasya’nın yeni kültürüydü.
 Yeni kültür köklüydü, ateş ve Sosrukua’ya dayanıyordu. Kökenine indiğimizde en uzak geçmişinde Adiyuf, Seteney, Tlepş gibi örnek alınabilecek Nart kişiliklerini görürüz. Ama Kuzey Kafkasya’nın külleri, Nart ateşinin korlarını örtmüş. Öyleyse:
 Ateşe konuş küle ağla!
 Gene de karamsarlığa değil bir kültür devrimine ihtiyacımız var. Diaspora edilen halkların en büyük düşmanı karamsarlık, dostu küllerinden tutuşacak korlardır. Maddi şiddetin yanında manevi şiddettir karamsarlık. Bazen manevi şiddet, maddi şiddetten daha etkili olur. O kolektif olan değil, içimizdeki “ben”dir. “Ben” yalandır, yalan “ben”. Kimliksizdir ikisi de. Yenide yalan, yalanda yeni yoktur. Sosrukua ve ateş Kafkasya’nın yeni kültürüdür. Bu gün korları örten küllerin ve Kafkas tarihinin en bilinçli, en iyimser kültürüne sahibiz yine de.
 Sosrukua’yı Sosrukua yapan içindeki bireysel “ben” çatışmalarından çıkıp toplumsal olana yönelmesi; fırtınalı, karlı, tipili günlerde donmakta olan Nartlar’a sunmasıydı ateşi. Ateş, Nart Sosrukua’nın iradi çabasıydı. Bir iradeyle elde etmişti onu. O, yaşadığı çağın ve yaşadığı coğrafyanın ürünüydü. Ona ilham veren o coğrafyaydı. Nart Sosrukua bir alt-üst oluş yaşamıştı karlı, tipili Kuzey Kafkasya’da.
 Tüm ünlü kişilikler zaten bu alt-üst oluşlarla doğmuştu. Sosrukua, Afrika çöllerinde yaşasaydı alt-üst olmaz, ateşi çalmazdı. Ateş lazım olmazdı ona orada. Soğukta ödül, sıcakta cezaya dönüşmüş bir alt-üst oluş, ateşi çaldırtmıştı ona. Çöl ve ılıman bölgede öncelikli değildi ateş, tipi ve buzda öncelikliydi. Öyleyse, ılıman bölge Yunanistan’daki Promete’ye değil, buzlu Kafkas dağlarındaki Nartlara gerekliydi öncelikle ateş. Ve Promete değil Nart Sosrukua ilk elde etti ateşi. Böylelikle soğuk ve tipiyle alt-üst oluştan geçmiş Nart kültürünü, Nart yaşamıyla birleştirmişti. Ünlü bir kişilik olarak ateşle, ateşten doğmuştu. Nartların kültürü ve sanatı olmuş, Kafkas tarihini bilince çıkartmıştı. Yöresel olanı evrensel olana dönüştürmüş, Kuzeyin tarzını açığa çıkartmıştı.
   Sosrukua Kuzey Kafkasya’nın, ateş insanlığın olmuştu!
   Ama ateşe konuş, küle ağla!
   Tarih açısından büyük öneme sahipti Nart Sosrukua ve ateş!
   Ateşi ve Sosrukua’yı bilmek yetiyor mu? Hangi nedenlerle, hangi zamanda ve hangi sebeple çaldı, bunu anlamak gerekli. Nartlar ve onların kültürü buzun, soğuğun ve tipinin verdiği alt – üst oluşla ulaşmıştı ateşe. Nart ateşi böylelikle insanın elinde bir meşale olmuş, yeninin kültürüne dönüşmüştü. Yeni kültürünün yarattığı yeni sanatçılar, aynı zamanda önemli birer düşün ve eylem insanlarıydılar. Büyük yapıtlara damgasını vuran büyük sanatçılar bu büyük alt-üst oluşlarla doğmuş birer eylem insanıydılar.
Devlere karşı bir ilk eylemdi Nart Sosrukua’nın ateşi ele geçirme eylemi.
 İlk insan ilk eylemlikleriyle ulaşmıştı ilk büyük şeylere. Sanata, çanak ve çömleğe ve daha pek çok şeye, ateşi elde etme eylemiyle başlamıştı. Büyük ve önemli yapıtlar toplumların alt – üst oluşlarıyla ortaya çıkmış, ateş olmuş aydınlatmışlardı. Her biri de Sosrukua gibi birer eylem insanı olmuştu. Lenerdo da Vinci, Albert Dürer, Voltaire, Rousseau, Diderot, Pikasso ve daha niceleri… Onlar da birer düşün ve eylem insanıydılar. Her biri çağının en önemli ressamı, matematikçisi, mühendisiydi. Nart Sosrukua’nın insanlığa sunduğu ateşle aydınlanmış ünlü tarihsel kişiliklerdi. Tüm o sanatçı, yazar, filozof gibi kimliklerin her biri ateşin meşalesiyle aydınlanmış birer heykeltıraş, mimar ve gravürcüydüler. Tarih açısından bu önemli kişilikler, toplumsal pratik mücadelelerle bir alt – üst oluş eylemlikleriyle ortaya çıkmışlardı. Nart ateşinin önemi insanlığın bu alt-üst oluşundadır.
  
 

Sayı: 2010 03
Yayınlanma Tarihi: 2010-03-01 00:00:00