Cezalandırma

0
9

Adığe ulusal pedagojisinde/çocuk ve insan eğitiminde, ulusal eğitimde, diğer uluslarda bulunmayan farklı özellikler bulunur.
Diğer uluslar gibi Adığelerde de, çocuğu hoş (‰˝‡¯1˝Û) ve el üstünde tutmanın, çocuğa önem vermenin ve onu elden geldiğince iyiye doğru yöneltmenin, çocuğun kendisi, ailesi ve ulusu için yararlı olacağı bilinir. İyinin ve kötünün kuşkusuz belirlenmiş sınırları vardır. Bu iki özelliğin birbirinden uzak tutulması gerekir; kötünün kişiyi iyi olandan uzaklaştırdığı bilinir.
Böyle durumlarla karşılaşan Adığe ana ve babaların, eğitim (Ô1ÛÍ1˝) konusunda bulmuş oldukları çözüm yolu da ilginçtir.
Çocuk yersiz ve zamansız davranışlarda bulunmaya başlarsa, geleneğe ve Adığe ulusal eğitim anlayışına göre ana ve babalar durumun farkında değillermiş gibi davranırlardı. Ancak bundan, çocuk karşılaştığı bir kişiyle uygunsuz konuşacak olursa, büyüklerin bundan hoşlandıkları ve sustukları gibi bir anlam da çıkmaz. Ana babaların susma nedeni, başkalarının gözü önünde çocuğunu terbiye etmeye kalkışmanın ayıp ve geleneğe ters düşmekte olduğunu bilmeleri idi. Evde ana ve babanın çözemediği sorunu, başkalarının öğütle çözemeyeceği bellidir. Adığeler hep derler: “Evinde terbiye al, toplum içine öyle gir!” (ìËÛÌ˝ Á˚˘˚„˙‡ÒË ‡Ò˝ Í1Ó!).
Çocuk ana ve baba korkusu duyacak, toplum içinde ana babayı utandırmaktan kaçınacak biçimde, küçüklüğünden başlanarak eğitilir. “Baban duyarsa uygun düşmez, baban görürse ayıp olur” gibi sözlerden daha büyük bir cezalandırma olamayacağı, küçükken çocuğa kavratılır. Bu, Adığe çocuk eğitiminde izlenen bir yöntemdir.
Çocuğun öğrenmesi gereken şey; toplum içinde ya da bir insan önünde uygunsuz davranırsa, bunun aile mensuplarına utanç getireceğini, leke süreceğini kavramasıdır. Toplum uygunsuz davranmanın ceremesini/cezasını çocuğa değil, çocuğun yanındaki büyüğüne keser. Çocuğun cezası ise daha sonra gündeme gelir. Çocuğu yüzünden utanacak hallere düşen baba ya da aile büyüğü, eve dönüldüğünde ve baş başa kalındığında, çocuktan yaptığının hesabını sorar. Adığe geleneği, bir başkasının önünde, insanların içinde, büyüğün kendi çocuğuna terbiye vermesini uygun bulmaz.
Çocuk yanlış yapacak ya da hatalı davranacak olursa sert bir göz işareti ile uyarılır, bu da geleneksel bir uyarı biçimidir.
Adığe ulusal eğitiminin temel özelliği, azarlamadan, güzellikle, tatlı dille ve sevecen yaklaşımlarla çocuğu eğitmek, sözle uyarmadan çocuğun yanlışını anlamasını ve düzeltmesini kavratma biçiminde olmasıdır.
Çocuğun büyütülmesi ve eğitilmesi, kuşkusuz kolay bir şey değildir. Yanlış yaptığında, bilerek gelenek dışı davrandığında, Adığeler çocuğa sert yaptırımlar uygulamaktan da kaçınmazlardı. Adığe çocuk eğitiminin, diğerlerinden farklı olan yönü, çocuğu küçük düşürecek ve aşağılayacak söz ve konuşmalara yer vermemesi, bu tür cezalandırmalara da izin tanımamış olmasıdır. Kaynana, kayınbirader/çocuğu amcası ve komşu biri yanında annenin çocuğunu terbiye etmeye kalkışması ise, çok ayıp karşılanırdı. Anne ya da baba geleneği bu biçimde bozmaya kalkıştıklarında, çocuğa uygulanan ayıba tanık olmamak için, o ailenin ya da kişinin yanında olanlar uzaklaşırlardı, evde iseler kalkıp giderlerdi.
Anne sabredemeyip gelenek dışına çıkar ve çocuğa kızacak olursa, kaynana, kayın ya da olaya tanık olan aileden olmayan birinin, gelenek gereği susması ve bir şey duymamış gibi davranması da gerekirdi. Bunun nedeni, anne gelenek dışına çıkmış ve huysuzca davranmış olsa bile, anneyi çocuğunun önünde kınamaya, küçük düşürmeye kalkışmanın geleneğe aykırı olmasıydı. Böylesine bir durumla karşılaşan kişi, kendi kendisini eleştirmekle yetinirdi: “Acaba bu gelin bana mı kızdı ki böyle yaptı? Bana kızdığı için, suçsuz yere o küçük çocuğu azarlamış olmasın sakın? diyerek kusuru kendinde aradığı durumlar olurdu.
Çocuğu yanlış yapacak olursa, bunu yalnız iken ve bir başkasına duyurmadan, ona kavratmak gerekirdi. Bu da Adığelerin geçmişte üst düzeyde bir eğitim anlayışına ulaşmış olduklarını gösteriyor. Adığe geleneksel eğitimi, insanın insan, özgür ve serbest olmasını amaçlıyordu. Bunu toplumun kavraması, benimsemesi, Adığeler bağlamında en doğru eğitsel yol olarak görülüyordu.
*Adığe Geleneği
İlkokul 8. sınıf ders kitabı, Maykop, 2007.

Sayı : 2010 08

Yayınlanma Tarihi: 2010-08-01 00:00:00