Aidiyet şizofrenisi; Çerkeslerin üzerindeki kara bulut

0
240

Kendimizi hep başkalarının söylediği gibi konumlandırdık, hep başkalarının bize söyledikleriyle hissettik kendimizi. Savaşta cesur dediler, en ön cephede savaştık. Mecliste hain dediler, kendimizden utandık. Kadınları güzel dediler, kadınlarımızın güzellikleriyle övündük. Yediğin kaba pisleme dediler, yediğimiz kaba pislemeyiz dedik. Ananız-babanız öğretmedi bu dili dediler, suçu anamızda-babamızda aradık. Hiç kendi bakışımız olmadı hayata. Hayata hep başkalarının pencereleriyle baktık. Türkiye’de Türk, Suriye’de Arap, ABD’de Amerikan pencereleri… Halbuki bizim bugün özlem duyduğumuz şey; kendi penceremiz… Kendi etkileşimimiz, kendi duygumuz, özlemimiz… Bugün yine öyle, önümüzdeki pencere kimin diye sormuyoruz… Halbuki bu pencerenin baktığı şey, gösterdiği yer hayırlı değil. Çerkesya silik, Türkiye net. Orası ata, burası anavatan bu pencerede; halbuki gerçekte atavatan söyleminin bir karşılığı yok.

Bugün Xeku’ya atavatan diyen zihniyet yarın Çerkesceye atadil diyecek. Bugün Türkiye’ye anavatanım diyen zihniyet, Türkçe’yi de anadili görecek ve bize atalarımızdan sadece sözler miras kalacak. Atasözleri… Bugün Çerkesya’yı yüreğinde hissetmeyenlerin sayısı az değil, tehlikeli bir çoğunluktur ve tüm bunun sebebi bugün Türkiye’deki Çerkeslerin kendilerini yurtlarına değil de Türkiye’ye ait hissetmelerinin sonucudur. Bunu açıkça söylemekten çekinmeyenler şu sıralar genelde gözükmese bile, bunu bağırmaya başlayanların varlığı da yok sayılmamalıdır. Artık yaşadığımız çağa, bu çağda gelişen olumlu-olumsuz herşeye kendimiz gibi bakmanın vakti geldi. Bizler; Türkiye’de ve daha nice yerde yaşayan Çerkesleriz, bu hayatı biz seçmedik. Bu hayata zorlandık. Bu hayatta da birçok şeye zorlandık. Düşmanlığa, nefrete, asimilasyona ve daha nicesine! Bugün, tüm bir ulus olarak yaşadığımız soykırım ve zorlandığımız sürgünden 151 yıl sonradayız. Dilimizi unutmaya zorlanıyoruz! Dünyaya baktığımız Çerkes pencerelerini yıkıp, herkes kendi bakmamızı istediği penceresini koyuyor önümüze. Karşı gelemiyoruz bile, durumumuz böyle de vahim. Bu durumun sebebi (En azından Türkiye’de) ise aidiyet hislerimizdeki şizofrenidir. Uluslar kendini tek bir kimliğe ait hissederler, oysa biz bunu başaramıyoruz. Yakamıza yapışmış Türklüğü bir türlü inkar edemiyoruz.

Hem Çerkes, hem Türk olmayı ısrarla savunurken, bu tezimizin saçmalığını; “Türkiye’de yaşayan herkes Türktür” sloganına bağlıyoruz. Bakın, hem müslüman hem Çerkes, hem ateist hem Çerkes olunabilir. Hem sosyalist hem Çerkes, hem milliyetçi hem Çerkes de olunabilir. Bunlar birbirini engelleyen şeyler değildir. Ancak hem Türk, hem Çerkes olunamaz. İkisi, farklı ulusların kimliğidir. Türkiyeli Çerkessiniz, anladım! Bu anlamda söylemek istiyor da olabilmenizi umardım, fakat bu ülkedeki kimliksel gelişmelerinize karşı tavırlarınız ortaya çıkarıyor ki, siz dünyaya Türk kimliğiyle, hemde milliyetçi Türk kimliğiyle yaklaşıyorsunuz. Halklara, demokrasiye, taleplere, ortak mücadeleye, örgütlülüğe hep Türk penceresiyle bakıp; Kürtlere hain, örgütlere-partilere bölücü, Ermenilere düşman diyorsunuz. Bizim düşmanlığa değil, kardeşliğe ihtiyacımız var ve siz bugün sizlere uzatılan kardeşlik ellerini, Çerkesliğe ait olmayan duygularla itiyorsunuz. Çerkes ulusunun bugün Türkiye’de içinde bulunduğu durumun farkında mısınız? 30 yaş altı nesil için dilimiz yabancılaşmış, Çerkes teyamülleri ve geleneklerinin büyük bir bölümü yok olmuş vaziyettedir ve evet, bu durumun en büyük suçlusu bizleriz! Kendimizi, kendimiz dışında her yere ait hissediyoruz. Kendimizi, kendi vatanımız için değil, Türkiye için yıpratıyoruz. Kendi haklarımızı savunan insanları başkalarından önce biz yerden yere vuruyoruz! Onlara ilk hain kelimesini, ilk bölücü kelimesini biz kullanıyoruz! Bizden sonraki ilk sırayı da tesadüfe bakın ki Türkçüler, Türk ırkçıları kullanıyorlar. Biz ne zaman kendimizden, vatanımızdan, xabzemizden, tarihimizden bu kadar uzaklaştık? Kendi dilimiz için, vatanımız için, kültürümüz için çabalayan insanları ne zaman karşımıza aldık? Halklara ne ara bu kadar kin ve düşmanlık besledik? Bir defa bile çatışma-dövüş-kan davası içerisine girmediğimiz insanlar neden bizim düşmanımız? Peki bugün neden sözde o düşmanlarımızın kazandığı haklarla; dernekler, partiler, örgütler, okullar, sınıflar, kürsüler kuruyoruz? Kendinizi, kendi tarihinize, kendi kültürünüze, kendi milletinize, kendi vatanınıza ait hissedin! Üstünüzde kambur gibi taşıdığınız ikinci kimliği reddetmeniz gerekiyor!

Sizler Türk değilsiniz, sizler sadece Çerkessiniz! İkisini birden düşünmeniz sizde aidiyet şizofrenisi yaratıyor ve bu şizofreni sizi sömürüyor arkadaşlar! Kendinize ve ulusunuza bu kötülüğü yapmayın, hemen bugün kendinize gelin ve halkınızın sorunlarını, tamamen kendi pencerenizden değerlendirip kendi halkınız için düşünmeye başlayın!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz