Süreli Yayınlarımız-7

0
5

Süleyman Yançatoral 1987’de Kafdağı Dergisinde süreli yayınlarla ilgili bir dizi yazı yayınlamıştı.
“Kuzey Kafkasya ‘ya İlişkin Süreli Yayınlar (1950-1980)”
Derginin 5. sayısında yazdıkları:

Kuzey Kafkasya’nın otokton halkı olan Kuzey Kafkasyalılar 19. yy.’ın ortalarında Rus Çarlığı’nın kolonyalist politika ve baskıları, dönemin emperyalist eğilimli devletlerinin etkisi ile Osmanlı İmparatorluğuna göçe zorlandıkları (sürüldükleri), imparatorluğun politik şartları nedeni ile dağınık yerleştirildikleri, değişen dünya siyasal dengeleri nedeni ile çeşitli ulusal devletlerin içinde kaldıkları, muhacerette geçen 123 yıldan beri bulundukları topraklarda kültürel yaşam mücadelesi verdikleri bilinen bir olgudur.
Bilinen bu olguyu bilinen yapan ve yapacak olan araç, araştırma, inceleme ve yayındır. Geçmişten günümüze kadar geçen tarihsel süreç, çeşitli kişi ve kuruluşlarca incelendi, yazıldı ve yayınlandı. İnsanlığın gelişimi içinde yine araştırılacak, yazılacak ve yayınlanacak. Çeşitli görüş ve düşünceler bu şekilde oluşacak. İnsanlar inandıkları görüşler doğrultusunda mücadelelerini kuşaklar boyu sürdürecekler. İnsanlığın kaçınılmaz gelişimi ve değişimi tarihsel bir süreç içinde gerçekleşecek. Değişim ve gelişim kaçınılmaz. Bu bilimsel bir olgu. Ama nasıl bir değişim? Nasıl bir gelişim? Bu sorular ve yanıtları önemli.
Konunun önemi geleceğe yön vermesinden kaynaklanıyor. Geçmişi bilerek geleceğe yön verebilenler, geleceğin mimarı, geleceğin egemeni olacaktır. Geleceğe egemen olmak isteyenler geçmişi tanımaya, öğrenmeye çalışıyorlar. Araştırıyor, yazıyor ve yayınlıyorlar.
123 yıllık muhaceret yaşamında, Kuzey Kafkasyalı aydınlar da geçmişi araştırdılar, yazdılar ve yayınladılar. Görüşleri, topluma ve dünyaya bakış açıları farklı olsa dahi, Kuzey Kafkasyalı aydınların bir arayış içinde oldukları görülmektedir. Muhaceret yaşamında yayınlanan kitap, dergi, gazete vb. yayınlarda kendini gösteren bu arayış, geçmişten geleceğe doğru ilerleyen bir çizgide görülmektedir.
Bu arayışın en iyi gözlendiği alan süreli yayınlar. Belirli periyotlarla yayınlanan dergi ve gazete koleksiyonlarının araştırılması bize bu arayışın biçim ve yolu konusunda bilgi sağlıyor.
Muhaceret kesiminde çeşitli zamanlarda eski ve yeni Türkçe ile süreli yayınların yayınlandığı görülmektedir. Dergi, gazete şeklindeki bu yayınlarda devrin Kuzey Kafkasyalı yazar ve çizerleri yazılarıyla toplumun diğer kesimlerine bilgi aktarmakta, çeşitli mesajlar vermekteydi.
Kuzey Kafkasya’ya yönelik süreli yayınların irdeleneceği bu çalışmada 1950-1980 yıllarını kapsayan dönemde yayınlanan dergi ve gazetelerin bakış açıları, yayın biçimleri, yazarları, işlenen konular ele alınacaktır.

-Kafkas Dergisi
Kafdağı Dergisinin yine 5. sayısında S. Yançatoral’ın Kafkas Dergisi hakkında yazdıkları:

1950 Sonrası Süreli Yayınlarda ilk Adım
Kuzey Kafkasya’ya yönelik olarak Türkiye’de çıkarılan süreli yayınlardan birincisi “Kafkas Dergisi” adı altında 1953 yılında yayın hayatına başlar. Kafkasya’dan Türkiye’ye göç eden Kafkaslı’lar arasında yardımlaşmayı sağlamak ve üyelerine kültür alanında yardım etmek amacıyla kurulan İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin yayın organı olarak yayınlanan derginin sahibi İsmail Ziya Bersis, yayın Müdürü Şeref Terim’dir.
Aylık olarak yayınlanan dergi “siyasi, tarihi ve edebi” amaçlıdır.
Derginin ilk sayısında İ.Z. Bersis, derginin kendisinin olmadığından söz ederek “Dergi gelenek ve göreneklerini canlandırmaya çalışan Türkiye’deki tüm Kafkasyalı’larındır” demekte ve Kafkasya’nın tarihi, kültürü, edebiyatı hakkında bilgisi olanları yardıma çağırmaktadır.
1 Ocak 1953 – 1 Aralık 1953 tarihleri arasında yayınlanan dergide gerek ortak gerekse imzalı yazılara rastlanmaktadır. Yabancı dillerde yayın yapan dergilerde çıkan yazıların çevrilerek yayınlandığı da görülmektedir. Belli başlı yazarları; Şeref Terim, Dr. Vasfi Güsar, Ahmet Canbek Habjoka, Seyın Time, Mehmet Ketey, A. Meker, İsmail Ziya Bersis, İnal Şhaplı. Hemen hemen her sayıda imzalarına rastladığımız bu yazarların yanı sıra arada bir yazı yazan kişiler de vardır.
Dergide belli başlı şu konular işlenmiştir: Kafkasya Ticaret Tarihi, Kafkaslı’ların Muhacereti, Kafkasya Coğrafyası, Eski Çerkeslerde Din, Kafkas Soyadları. Ayrıca çeşitli konularda şiir, masal, makaleler ve toplumdan haberlere yer verilmiştir.
Dergide yazılan tüm yazılarda ister tek tek, isterse bir bütünlük içinde ele alınsın; geçmişi tanıma (Kafkasya tarihi, coğrafyası, toplumsal yapısı vb.), yaşanılan toplumun siyasal yapısıyla bütünleşme, anti Sovyetik bir siyasal çizgi, Kafkasya’nın bağımsızlığı için mücadele edilerek Kafkasya’ya dönme özlemi, gelenekleri koruma özlemi vb. görülmektedir.
Derginin genel çizgisini İ.Z. Bersis “Kafkas İdeali” başlıklı yazısında şöyle açıklıyor: “Dergiyi çıkarmaya başladığımızdan beri birçok mektup alıyoruz. Mektuplarda kimi nasihat veriyor, kimi de bu dergiyi niçin çıkardığımızı soruyor ve Kafkasya’nın arkasından koşmanın bir hayal olduğunu ileri sürerek, bizleri siyasetle uğraşmakla suçluyor.
Bütün bunlar gösteriyor ki, demokrasinin ne olduğunu, insan hak ve hürriyetlerinin ne maksatlar taşıdığını anlayanımız çok az. Derginin amacı Kafkas Kültürü, gelenek ve görenekleri, Kafkas Tarihi, konularında bilgi sahibi kılmaktır. Biz ne milliyetçi ne de ırkçı bir politika takip ediyoruz. Biz devletimizin ve hükümetimizin tuttuğu siyasetin taraftarı, cumhuriyet ve demokrasi rejiminin ve devrimlerinin destekçisiyiz.
Kafkas Dergisi Türkiye’de yaşayan Kafkasyalıların kültürünü, tarihini, kahramanlıklarını, özgürlük savaşlarını hatıralarda canlandırmak, bilmediklerini öğretmek için çıkıyor.
Kafkas Dergisi hiç bir vakit mürteci olamaz. Hiçbir Kafkasyalı’nın ne karısı çarşaf giymek ne de kocası yobazlık fikrini beslemek istemez.
Kafkas Dergisi Komünizmin düşmanıdır. Biz Kafkasya’nın geleceğini tayin edecek etkenin, bütün Kafkasyalıların birleşme ve dayanışması, demokrasinin yerleşmesi ve genişlemesinde görüyoruz. (Kafkas Dergisi, Sayı 6, Sf.2-3)
Derginin tüm sayılarında bu amaca yönelik yazılar görülmektedir. Bu çalışmanın çerçevesi içinde yer alan Kuzey Kafkasya’ya yönelik süreli yayınlar doğal olarak çok partili demokratik parlamenter sisteme geçişe rastlamaktadır. Dolayısıyla 1950 yılında yapılan seçimlerle çok partili sistemle birlikte, daha önceleri konuşulmayan ve yazılmayan bazı konular ele alınarak yayınlanma imkânları bulunmuştur.
Derginin çıkması ile çeşitli eleştirilerle karşılaştığı görülmektedir. Dergiye gönderilen mektuplarda dergiyi çıkartanların siyaset yaptıkları, milliyetçilik ve ırkçılığı destekledikleri, yobazlık ve gericilik yaptıkları şeklinde suçlandıkları görülmektedir. Bu suçlamalara karşı, yöneticiler bu tür suçlamaları yapanların demokrasinin ne olduğunu, insan hak ve hürriyetlerinin ne maksatlar taşıdığını bilmediklerini ileri sürerek Kafkas Kültürünü, tarihini, gelenek ve göreneklerini tanıtmak için bir yayının çıkartılmasının demokratik insan haklarından biri olduğunu söylemektedirler. Dergi yöneticilerine göre Kafkas Kültürünü yaşatmak amacı ile yayın çıkartmak demokratik insani bir haktır. Bu kültürü yaşatmak için geçmişi iyi tanımak gereklidir. Gelecek, demokratik rejimin tüm kurumları ile yerleşmesi ve genişlemesi oranında biçim kazanacaktır.
Kafkas Dergisi, dergi sahibi İ.Z. Bersis’in 31.12.1953 tarihinde ölümü üzerine 12. sayısını tamamladıktan sonra yayın hayatından çekilir. Derginin 12 aylık çizgisi bir yazı ile okurlara duyurulur. İ.Z. Bersis derginin 12. sayısında, göçmen Kafkasyalıların içinde yaşadıkları devlete minnet ve şükran duyguları içinde olduklarını ileri sürerek “Kafkasyalılar baba ve ced’lerini şehit verdikleri, Rus emperyalizminden intikam alarak Kafkasya’yı hürriyetine kavuşturacaklardır. Bu an gelinceye kadar Kafkas Kültür, ahlâk, gelenek ve göreneklerini yaşatmak için Kafkas Kültür Derneği kurulmuştur. Dergimiz bu amaçla derneğe yardım edecektir. Dergi 1954 senesinden itibaren yeni bir programla çıkacaktır. Kafkas Dergisi Türkiye’de yaşayan Kafkaslı’ların ideallerini yaymayı ve onlara rehber olmayı kendine şiar edindiği için hükümetin takip ettiği siyasetten başka bir siyaset takip etmeyi aklından geçirmemiştir” demektedir.

Kafkasya Kültürel Dergi
Sayı 19 Haziran,Temmuz,Ağustos-1969

Abhazların İmhası

Yazan: Awubla
1. Bölüm
Abhazlar, Dünya’nın ve tarihin en milliyetçi halkına komşudur. Bu komşu kendinden çok güçlü büyük komşuları karşısında ilerisini güvensiz gördüğünden, yaşayabilmek için ne pahasına olursa olsan yayılarak güçlenmeye kendini her zaman mecbur görmüştür. Bu görüş ona fırsatlardan faydalanma uyanıklığını kazandırmış ve aslında fena huylu olmayan halkından umulmayacak kadar entrikacı idareciler çıkmasına sebep olmuştur. Bunun örnekleriyle tarihi doludur.
Bilinen ilk kralı Farasman, batı komşusu Abhazya kralı Farnabaz’a karşı Büyük İskender’i tahrik edip onunla işbirliği kurmuştu (1). Alp Arslan’ın, Abhaz orduları ile halkı ve kralı Bakrat’ın dinmeyen intihar savaşları karşısında “Bu vilâyetlerde öldürmek ve yağma etmek için askerlerini serbest bıraktığı”nda (2), bu imha Abhazların komşularının işine yaramış, imha edilenlerin yerine geçerek Tifils’e (Tıblız-kırt: Kaplıca-şehri) sahiplenip Kafkasya’nın birinci milleti olmuştur. Çarizmden faydalanacağı zamanı da bilmiş ve faydalanmıştır. I. Dünya Savaşı sonunda Ruslar Kafkasya’dan çekilince onların yerine Almanya’nın politik himayesini ve savaş yardımını hemen almayı ve bu yolla Abhazya’yı ezmeyi de başarmıştı. Hele ondan sonraki Stalin – Beria rejiminden o derece faydalanmıştır ki o yüzden zamanımızda tarihinin göremediği altın çağına girmiş ve Sovyetlerdeki en hür ve ağır basabilen millet olmayı başarmıştır. II. Dünya Savaşı sonunda da batısındaki büyük komşusunun toprağında suçunun Rusya’ya yükleneceği bir genişleme çabasına giriştiği de bilinmektedir.

Sovyetlerin egemenliği altındaki milletlerden hiçbirinin uğramadığı derecede imha edilen Kafkas milletleri, Rusya-Güney Kafkas yardımlaşma yolunu karadan ve denizden tehdit etmeleri beklenen milletlerdir. Bunlardan Çeçen, İnguş, Karaçay-Balkar, Kırım Tatarları… gibi kuzeylilere isnat edilen “düşmanla işbirliği” suçu Abhazlara isnat edilemezdi, çünkü Abhazya’ya düşman ordusu gelmemişti ki işbirliği yaptıkları belli olsun. Bu imhaların gerçek nedeni Rusya’dan Güney Kafkasya yardım gelme yollarının güvenini sağlamaya matuf Stalin – Beria şovenizminin taktiğidir. İmha edilenlerin yerlerine Abhazya’da Magrel Gürcüleri, Çeçenistan’da Tuş ve Pşawa Gürcülerinin yerleştirildiği söyleniyor ki henüz mevsuk olarak bizce bilinmemekte ise de, yerinde inceleme fırsatı bulunursa elbette gerçek ortaya çıkacaktır. Bugün ölüm-kalım savaşı yapmaya kendilerini mecbur görmeleri yüzünden saldırgan olanların, her millete güven sağlayan bir Dünya düzeni kurulursa saldırılardan vazgeçeceklerine güveniyoruz.
Bu imha olaylarının detaylarını mevsuk olarak şimdilik bilemiyorsak da, rakamların dili bize “kimlerin kimlerce ne zamanlarda ve ne kadar imha edildiğini, imha zamanlarındaki hâkim atmosferi ve varsa suçluları” tanımakta yardımcı olacak, hatta bazı milletlerin arasındaki kardeşliğin zedelenmemesi için şüpheden kurtulmaları faydalı olan zümreleri temize çıkaracak etüt ve cevaplarına da fırsat vermiş olacaktır. Şimdi rakamları dinleyelim ve düşünelim:

1) 10-11. yüzyıllarda ve öncelerinde Abhazya Krallığındaki Abhazların ve kuzeyde Hazar Federasyonuna dâhil Avaz (Abaz: Amaz) Krallığındaki Abazaların her birinin bir buçuk milyondan fazla oldukları, yayıldıkları sahalardan ve yaptıkları işlerden belirmekte ise de nüfus miktarlarını rakamlayan bir belge yoktur.
Bu yoldaki ilk rakamları 17. yüzyıl ortalarından itibaren buluyoruz. O tarihlerde Evliya Çelebi Elburz-Anapa hattı ile Faşe (Riyon) nehri ve Karadeniz ile çevrili bölgeden ibaret Güney Abhazya’yı inceliyor. Sahil bölgesinin 15 beyliğini (aşiretini) gezip 13’ünün savaşçı nüfusunu tespit edip 98 bin buluyor. Diğer iki beyliğin savaşçılarını yazmayıp yalnız genel nüfusunu 40 bin gösteriyor. Gezemediği dağ bölgelerinin de halklarıyla görüşüp kaynaşarak onlar hakkında da bilgi topluyor ve oralarda da 12 Beyliğin adlarını, her birinin 10-15 bin kişilik nüfusu ve askerlerinin toplamı 32.300 olduğunu bildiriyor. Buna göre, incelenen sahanın genel nüfusu 900 bin civarlarındadır. Sahanın büyüklüğü de bu nüfusu yaklaşık olarak verir. Sınırlanan bu bölgenin gerek içinde ve gerek kuzeyinde tetkik edilmeyen 12 kadar Abhaz-Abaza aşireti (beyliği) daha vardı ki bunları da katarsak o zamanki Abhaz (Abaza) nüfusunun 1 milyondan oldukça fazla olduğu ortaya çıkıyor.
18. yüzyılda Rusların güneye sürdüğü kalabalık halkların bu bölgeye girip kaynaşmasıyla ve Ruslara dayanan güneyli komşuların da Faşe (Riyon) kuzeyine sızıp çoğalmasıyla Abhaz (Abaza) dil bölgesi ve nüfusu gittikçe azalmıştır. Ruslarla uzun ve inatçı savaşlarda ölerek ve göçürülerek(3) yok edilen bu milletin, her nasılsa vatanında kalabilen bir avuç kılıç artığının belini doğrultmasına ve üremesine imkân verilmediğini bildiren belgeler çoktur. Abhazya’da bu suretle boşalan yerlere yerleşen yabancılar -çoğu Magrel Gürcüleri olarak- 35 köydü(4), Abhazya şehir ve kasabalarında varlığı Le Baron de Bave’in bildirdiği(3) yabancı nüfusla birlikte azınlıklar yine de 25 binden az olup, yerli Abhazlar hâlâ genel nüfusun %70’inden fazla idi. Buraya kadar olan rakamlar resmi olmamakla beraber hatalarının az olduğu her şeyle sabit olmaktadır. Resmi rakamlara 1897 yılından itibaren sahibiz.
2) 1897 yılki ilk sayımda Abhazya’daki Abhazlar 72.103 bulunmuştur(5).
3) 1912 yılında; Abhazya Abhazlarının ve içlerindeki azınlıkların nüfusları serpildikleri ilçelerdeki miktarları ayrı ayrı belirtilerek bir tablo halinde Gürcü tarihçi Maçavaryan’ın Sohum Rehberi adlı 1913 tarihli eserinden alıp Met Yusuf İzzet Paşa’nın Kadim Kafkasya adlı eserinde gösterilmiştir. Burada Abhazlar 88.091 kişi olup; yıllık artış oranı binde 14,8’dir. Gelip geçicileri de dâhil olarak azınlıklar ise 29.325 Gürcü, 15.596 Rus, 10.680 Ermeni, 6.110 Rum, 1.001 Türk, 4.851 sair milliyetlerdir. Bu genel nüfusun % 57’si yerli Abhaz ve % 19’u yerleşik ve gidici Gürcüler toplamı, öbürleri daha azdır. Bu azınlıkların yerleşikleri aşağıda görülecektir.
4) 1917 resmi Kafkas Yıllığına göre: Buradaki Abhazların nüfusu yukarıdaki yıllık artış oranı olan binde 14,8’e göre 1917 yılında 94.809 kişi olması gerekirken, sayımda 92.448 bulunmuştur (6). Azınlık nüfuslarına geçiciler dâhil değildir ve belki de içinde bulunulan savaş dolayısıyla ayrılmışlardır. Abhaz artışının da yıllık oranının binde 10’a düşmesi aynı savaş yüzünden olabilir. Azınlıkların 20.966’sı Gürcü, 14.339’u Rus, 5.362’si Ermeni, 250’si Yahudi, 2.656’sı çeşitli milletlerdendir. Bu resmi yıllıktaki Abhazya nüfus tablosuna birkaç yüz kişilik azınlıkların bile milliyet adları yazıldığı halde memleketin otokton sahipleri ve nüfusun ezici çoğunluğu olan Abhazların bu milliyet adı yazılmayıp “Asyalı” adıyla yazılması Abhazya’da Abhaz varlığına tahammül edilmemesinden ileri geldiği başka örneklerle de belirmektedir. Abhazlar genel nüfusun % 68’i, Gürcüler % 15’idir, öbür azınlıklar daha azdır.
5) Met İzzet’in yukarıda adı geçen eserinin 245. sayfasının 2. haşiyesinde “Bolşevik hâdisatından dolayı bugün Abhazya’da hemen hiçbir Rus kalmamıştır” denmektedir ki buna göre 1918 yılında Rusların da gitmesiyle Abhazya’nın genel nüfusu artık normal yerleşik nüfustur ve Abhazlar bu nüfusun % 76’sıdır, Abhazya’nın gerçek nüfusu işte budur (Abhazlar bu yıl 93.500’dür).

(1) Arianos. İskender’in Anabasis’i. Türkçeye çeviren Hayrullah Örs.
(2) Sadrettin. Ahbarü-d-Devleti-s-Selçukiyye. Türkçeye çeviren Necati Lügal.
(3) Le Baron de Baye: Abhazya’da; Profesör Eugene Pittard: Kuzey Kafkas Cumhuriyeti 1919.
(4) B. Aüzba: Alaşara 9/1967.
(5) Colombia Üniversitesi’nin “Kuzey Kafkasya’da yaşayanlar ve dilleri” adlı yayını. Türkçeye çevirip Kafkasya Kültürel Dergisinde yayınlayayan: Yıldız Okyay Tlifij.
(6) Met izzet. Kadim Kafkasya s. 244.
İmha: Ortadan kaldırma, yok etme
İsnat etmek: Dayandırmak
Matuf: Yöneltilmiş, bir yöne eğilmiş
Mevsuk: Belgeye dayanan, doğru, doğruluğuna güvenilen, sağlam
Zümre: Topluluk, takım, grup, camia
Otokton: Yerli
Haşiye: Dip not

Önceki İçerikKhuade Adnan’a baskı
Sonraki İçerikMeot Dönemi Kurganları
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here