Yapma yol olur

0
5

Demokrasi mücadelemizi ikide bir inkıtaya uğratan darbeler sürecinin son ayağı olan 15 Temmuz “kalkışması”ndan sonra, ilk kurduğum cümle “yapma yol olur” oldu.
Evet, tam da böyle oldu. Abdülaziz’in hal edilmesi ve benzeri hareketlerle dolu olan Osmanlı sürecini saymıyorum bile. Sadece Cumhuriyet döneminde yapılan darbe sayısı buradan Ankara’ya yol olur; ve sonunda işte böyle: “Yapma yol olur!..”
Zaten demokrasi karnemiz pek bir zayıf(tı). Darbeler tarihimizin ise maşallahı var. On üzerinden on. Vatandaşın darbelere karşı durması ise ilk sömestresi itibarıyla zayıf. İkinci yarısı ise – ki bu 15 Temmuz 2016 tarihine tekabül ediyor- yıldızlı pekiyi. Kısacası vatandaş sınıfı geçti.
Umudum, bundan sonra vatandaşın tepkisi de “yol olur”
Lakin, fakat, ama yok… Bilakis darbecilere ve yandaşlarına dümdüz sinkaflı bir küfür var. Hem de ağız dolusu…
İşin içine silah ve cebir girecekse ne diye meclis var, partiler var, seçimler var. Silahı eline geçirenler bizleri yönetsinler paşa paşa biz de bahçemizde hıyar yetiştirelim bari. Ta ki, silah gücü daha büyük olanın darbe yapası gelene kadar.
Hemen bir önceki cümleden ilhamla, ahlaka mugayir bir cümle daha sarf edeyim. Onların darbe yapası gelince, benim de kaka yapasım geliyor inanın. Hem de b.k püsür taifesi üzerine. Sonra çek sifonu; lağım kanalında buluşsunlar.
Darbeyi köyümde yaşadım. Gece yarısı köy meydanında da olsa sembolik olarak sokağa çıkarak ilk tepkimizi verdik. Sonra bir gazla, bir arabaya yedi kişi sıkışarak Biga’da aldık soluğu. Baktık ki bütün Biga ayağa kalkmış. Her kesimden tanıdık simaları gördük Biga Hükümet Meydanı’nda. Memnun olduk. Demokrasi cephesi kazandı diye yorum yaptık keyiflice…
Darbe gecesi farklı kanalların darbeye dik durması karşısında duygulandım ve gururlandım açıkçası. Recep Tayip Erdoğan ile yatıp kalkan TV kanallarının onun demecini canlı yayınlaması karşısında “işte bu!..” diye haykırdım sevinçle. Muhalefet liderlerinin tek vücut, tek ses darbeye karşı dik durmasını görünce, geleceğe daha bir umutla baktım.
İlk günü Biga’ya vaktinde gazete gelemedi ama ikinci gün (17 Temmuz 2016 Pazar) bir tomar gazete aldım farklı görüşlerden. Konan tavırlardan genel olarak memnun kaldım ziyadesiyle; ama beni rahatsız eden bir iki hususu da vurgulamam gerek yine de.
Cumhuriyet Gazetesi’nin manşeti var mesela. Ortalığı kan gölüne çevirmiş; bir sürü yeri bombalamış, bir çok cana kıymış darbecileri değil de onlara tepki veren vatandaşı manşete çıkarmış hayasızca. Algı operasyonu denen şey de tam bu olsa gerek. Ele geçirilen askerleri kemerleri ile döven şahısları taşımışlar manşete. Bir tarafta tankıyla, tüfeğiyle yolları kesen; helikopteriyle, uçağıyla sağı solu bombalayan darbeciler; diğer taraftan yakaladıkları askeri kemerle döven vatandaş fotoğrafı…
Ey Can Dündar! Azdan değilsin ha!..
Bir de Mine G. Kırıkkanat isimli vatandaş var. Yazar bu gazetede. Ona kocaman bir “ OHA” borcum vardı. Onu ödeyeyim önce. Vakti zamanında verdiğimiz oyları küçümseyen bu zavallı “oha” demişti ya, ondan mütevellit anlayacağınız. Kırıkkanatlı ve de kıt akıllı bu vatandaş komplo teorisinden bahsetmiş yine pervasızca. Tezviratın bini bir para. Ne diyeyim ki şimdi: Vah vah!.. Allah sağlık sıhhat versin inşallah…
Esas niye yanıyorum biliyor musunuz dostlar? Bu Fethullah denen adamın değirmenine vakti zamanında biz de kendi çapımızda su taşımışız da ona üzülüyorum şimdi. Kendi adıma, oldum olası tarikat/cemaat işlerinden uzak durmuşumdur kendimce sebeplerden. İçlerindeki insanlara da saygı duymaya çalışmışımdır aynı zamanda. Bu cemaat içinde de sevdiğimiz ve güvendiğimiz insanlardan dolayı yeri gelmiş kurbanımızı bağışlamışızdır. Çocuğumuzu dershanesine göndermiş; gazete ve dergilerine abone olup yıllarca okumuşuzdur. Meğerse hayır yapıyoruz derken şerre alet olmuşuz. Allah günahımızı affetsin. Verdiklerim de haram zıkkım olsun!
Ha! Hala çevremde “Fethullah” diyen varsa benden uzak dursun. Tam da dizi film ağzıyla: (Siz lümpen jargonu da diyebilirsiniz. Mahzuru yok!) İrtibatı koparalım babaaa!…
Geldiğimiz nokta ta söylenecek son söz şu:
Devlet babaa! 15 Temmuz acilen ve de behemahal “DEMOKRASİ BAYRAMI” ilan edilmeli… Arizamdır!..
Bu sıcak günlerde bir günlük bayram tatili iyi gelecektir.
Darbeci takımı da artık bir bardak soğuk su içsinler üstüne!
FIKRA TADINDA SON SÖZ: Anam ve babam darbe gecesi erkenden yatmışlar. Olaydan hiç haberleri yok anlayacağınız. Annem “Yahu, gece yarısı bir sela duydum gibi geldi. Yatsı desen değil. Sabah desen değil. Herhalde rüyamda duydum deyip, tekrar uyudum diye anlattı sonraki gün. Güldürdü bizi. Rüya değil güzel annem. Gerçek, gerçek! O sela gerçek… Vatandaşın ayağa kalkmasının gerçeği!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here