Kres adının anlamı üzerine

0
7

Bu yazımızda Girit’in ilk kralı olan ve Girit’e adını veren “Kres” sözcüğünü Akdeniz diliyle ilişkilendirerek açıklamaya çalışacağız. Yazımızın daha önce bu konuda yazdığımız dört yazıyla ilişkilendirilerek okunması, görüşlerimizin daha doğru anlaşılmasını sağlayacaktır.

Kres Adıyla İlişkili Akdeniz Halkı Sözcükleri
“Kres” adıyla ilişkili sözcüklerden biri Karyalılarla aynı adı taşıyan gizemli tanrıça Kar (ya da Ker) ve onun “Q’re ya da Karu, Karys” adlarını taşıyan oğlunun adıdır. (Gravers, s. 67-397) Kolkhis asıllı güneş tanrısı Helios’un eşi ve mitolojik Girit kraliçesi Pasiphae’nin , Kolkhis’teki Aia ülkesinin kralı Aietes’in ve büyücü Kirke’nin annesi olan dişbudak ağacı Nymphası Krete’nin annesinin adı “Krete”, Girit adının öz biçimi “Krateia” ve Atina kentinin Pelasg kökenli adı “Krana” incelememize konu olan “Kres” sözcüğüyle ilişkili gibi durmaktadır. Pelasg baş tanrısı Kronos’un başka bir çalışmada incelenecek adı, Yunan dilinde “güç, kuvvet” anlamına gelen Kratos sözcüğü de Kar ya da Pelasg kökenli gibidir. (Umar-1993, s.477) Bu sözcüklerdeki “kra” kökünün eski Karya ve halen konuşulan Abaza dilinde de bulunması ve bağlamına uygun anlamlara gelmesi Akdeniz dil ortamında paylaşılan unvanlar olduğunu gösterir gibidir.
“Krata” sözcüğünün sonundaki “ta/te” eki, Akdeniz dil çevresinde ana tanrıça adlarının sonunda kullanılan ululama terimidir. Bu terim, Tunç Çağı Anadolu’sunun Hurri asıllı ana tanrıçası Khapa/Hepa’nın adının sonunda da kullanılır ve Hepa ( ya da Hapa), Hepat/Hepatu olur.

Monist Anlamı Olmayan Bir Unvan: Kres
Anthony D. Smith’in belirttiği üzere arkaik halklar için adlar çok önemlidir, bir kişi ya da tanrının adı onun özüyle eşdeğerdir. Bu nedenle bazen saygı uyandırır, bazen korkuyla yasaklanır.
“Adların verilmesi ile bu adların içerdiği gerçekliklerin bahşedilmesi arasında bir fark yoktu onlara göre.”
“Varlıklar tamamıyla yazılı adlarıyla özdeşleştirilmiştir, öyle ki adları çözümlediğimizde o adın verildiği gerçekliğin bütün zenginliğini keşfedip tanımak olasıdır; tıpkı bir makineyi sökmek, ya da bir hayvana otopsi yapmak gibi.”
“Uzun süreden beri bildiğimiz gibi, orada ad bizde olduğu gibi nesnenin dışında kalan, tesadüfi bir olgu değildir; yani bir dizi sesbirimin bir araya gelip bir anlam ilişkisine girmesi biçiminde göreli, basit bir birleşme, bir boş seda değildir. Bunun aksine onlara göre adın kaynağı ad veren kişi değil adlandırılan şeydir; bu ad zorunlu olarak o şeyden çıkıp türemiştir: Tıpkı aslanın parçası olan gölge, suret gibi onun doğasını tercüme eder. Öyle ki onlara göre adı olmak ile var olmak (elbette adın yansıttığı niteliklere göre var olmak) aynı anlama gelir.”
“Ad, yazgının tercümesinden başka bir şey değildir, başka deyişle, tanrılar tarafından programlanıp yaratılan yapının, genetik kodun ifadesidir.” ( Bottero, s. 120-121)

Karya Dilindeki “Kra” Sözcüğü
Karya halkının adı olan “Kar” sözcüğü, bazı yazarların yanlış biçimde “Luvi” olarak adlandırdıkları Karya dilinde “uç, doruk, baş, başkan, bey, dağ başı” anlamlarına geliyordu. Bu sözcüğün aynı dildeki bir versiyonu da “Kra” sözcüğüdür. (Umar- 1 999, s.180)

Abhaz-Abaza Dilindeki Kir, Kirips ve Kırte Sözcükleri
“Ki” sözcüğü, Abhaz dilinde “aziz, altın” anlamına gelmektedir. “Kir” azizler, aziz halk, (-r, ra, sözcüğüne verilen anlama göre aziz yaratıcı) anlamlarına gelir. (Büyüka-1971, s. 61) Şimdilerde “Marşan” denilen ama eski dönemlerde “Kirips” adını taşıyan bir Abhaz kılanı bulunmaktadır ki adının anlamı “aziz insan ruhu, aziz yaratıcı ruh” anlamlarına gelmektedir.
“Kırte”, Abhaz dilinde “varlıklar yeri” demektir, çağımızda şehir anlamında kullanılır. Büyüka da Girit adıyla benzerliğe dikkat çeker. (Büyüka-1971, s. 40-53)

Abhaz-Abaza Dilindeki Kra ve Kraş Sözcükleri
Abaza dilinde de “kı/ka” sözcüğü “baş, kafa” anlamına geldiği gibi “yer, zemin” anlamına da gelir. (Büyüka-1971, s.226) Aynı dilde “Ra” sözcüğünün “yaratmak” anlamına geldiğini ilgili herkes kabul etmektedir. Şimdi konuşulan dilde bu anlamda tek başına kullanılmazsa da bileşik sözcüklerde bu anlamıyla yer alır. Büyüka’nın da belirttiği gibi Abaza dilinde bütün varlıklar büyük yaratıcı güneşin (Mara) bir parçasıdır. “Mara” ise özde “Ra” , başka deyişle ateş ve ışık, yaratıcı ve hükmedici güçtür. (Büyüka-1971, s.104-106-132) Yine aynı sözcük aynı dilde halk, insan, ordu anlamına da gelmekte ve bileşik sözcüklerde “yapan, yaratan, güçlü, hızlı” anlamlarıyla yer almaktadır. (Büyüka-1986, s.76) “Kı-ra/kıra/Kra” bileşik sözcüğü Abaza dilinde “baş insan, baş yaratıcı, baş güçlü, baş asker” anlamlarına gelmektedir. Bu anlamlar, “Kar/Kra” sözcüğünün Karya dilindeki anlamına denk düşmektedir. Sözcüğün artikle almış biçimi “A-kı-ra/Akra” sözcüğü “ulu yer tanrısı” anlamına gelmektedir. (Büyüka-1971, s. 127 ) Bu sözcüğün Abaza dilinde, Karya dilinde olduğu gibi yüksek yeri, tepeyi, doruğu ve dağ başını belirtir biçimde yaygın bir kullanılışı vardır. Aynı sözcüğün, Maykop Kurganı’nın dilinde (Aşuva dilinde) “Kayalık” anlamına geldiğini Turçanınov belirtmektedir.
Yine Abaza dilinde “şa/şı” sözcüğü ve kısaltılmış biçimi “sıcak, ısı, ışık, kardeş, kan” anlamlarına geldiğinden “Kraşa/Kraş/Kreş” sözcüğü, “baş ışık yaratan” dolayısıyla güneş anlamına gelebileceği gibi, “baş güçlü kardeş, baş insan kardeş, baş asker kardeş” anlamlarına da gelir.

Kafkasya ile İlişkiler
Bilim adamları ilkçağlarda Ortadoğu, Anadolu ve Ege’de yaşayan Akdeniz halkını çağımızdaki Kafkas halklarıyla ilişkilendirmektedir. Bu konuyu daha önce çeşitli boyutlarıyla ele aldığımızdan yalnızca hatırlatıp geçiyor, ancak Girit dilindeki “Kras” sözcüğüyle Karya dilindeki Kar/kra, Abaza dilindeki Kar/kra, Kraş, krata, kir ve kirips sözcükleri arasındaki anlam ve ses benzerliklerini çok anlamlı buluyoruz. Bölgedeki çok sayıdaki arkaik kılan adlarıyla Abaza kılanlarının aynı adı taşıması, yer ve tanrı adlarının Abaza dilinde açıklanabiliyor olması, MÖ 1500 yıllarında bir Abaza boyunun adını taşıyan Aşuvaların Hitit belgelerinde Batı Anadolu’da yaşayan bir halk olarak görülmesi; mitolojide Kafkasyalı tanrı Helios’un Rodos adasıyla, Korinth kralının Kafkasya’daki Aya ülkesiyle, Girit kralı Minos’un eşi Pasiphae’nin Kafkasya’yla, Kafkasyalı korkunç tanrıça Kirke’nin Ege’yle ilişkili olarak gösterilmesi, bu benzerlikleri daha da anlamlı hale getirmekte, hatta ilişkilerin gerçekte de var olduğunu göstermektedir.
Girit toplumu tam bir etnik topluluk olarak tanımlanmaktadır. (Smith, s.73) Diğer taraftan Kres/Kraş sözcüğünün Abaza dilindeki anlamları, Girit’in o zamanki toplumsal yapısına denk düşmektedir. Girit’te yapılan kazılar, Girit’le ilgili mitolojik inançlar birlikte değerlendirildiğinde toplumsal gruplar arasındaki ayrımların keskinleşmediği, ay tapımına ilişkin inançları koruyan, soy (kan) temelinde atalara bağlı klan tapımlarının varlığını göstermektedir. Dilbilimcilerin Eteo-Giritliler ile Girit göçmenleri olan Likyalılar, Kaunoslular ve Girit’e ilk yerleşenler ve Giritlilerin yakın akrabası olarak kabul edilen Karyalıların arasındaki dil ve etnik sınırlar konusunda kesin bir fikre sahip oldukları, hatta bu konuları düşünüp araştırdıkları pek söylenemezse de, öyle görüyor ki o çağdaki Girit halkı, anaerkil gelenekleri benimsiyor, Ege ve Karya’yla aynı kültürü ve büyük olasılıkla lehçe düzeyinde farklılaşan bir dili paylaşıyordu. Güçlü olasılıkla Kres/Kreş, unvanını taşıyan kişiler kraldan ziyade klanın ya da kabilenin saygı duyulan ilk atalarıdır. Olasılıkla bu unvanı taşıyanlar, asıl yetkiyi elinde bulunduran kadının görevlerini de devralarak sürdüren erkek kardeşlerdir. Dünyanın başka yerlerinde de görüldüğü gibi kadın egemenlik hakkını değil, anaerkil düzenin gerileme sürecindeki olağan gelişimine uygun şekilde bazı yönetsel görevlerini oğluna ya da kocasına aktarmış, gerçek egemenliğini ise kararları onaylayarak ya da veto ederek sürdürmüştür. Belki de bu sözcük, Sümer’deki “Patesi” sözcüğü gibi dinerkine ve soy temeline dayanan bir sözcüktü. (Thomson, s.200)
Eğer böyleyse, “Kı-ra-ş(a)” bileşik sözcüğünün başındaki “yer, baş” anlamlarına gelen “kı” sözcüğüyle, Girit halkının topraktan doğduğu ve toprak tanrıçasının bütün evrenin başı olduğu inancı simgeleştiriliyor; “ra” sözcüğüyle ana tanrıçanın yaratıcılığı, ateş (güneş) ve ışıkla ilişkisi, dünyayı kapsayan ve yöneten gücü, canlıların ve insanların onun ölümlü ve güçsüz bir parçası olduğu inancı; “şa/şı” sözcüğüyle de klanın soy ve kan temeli, kardeşliği ve kader birliği vurgulanıyordu. Başka deyişle bu ad, kabile toplumunun soy ve kardeşlik temelindeki örgütsel yapısını, dinsel ve kültürel inançlarını tam olarak yansıtıyor ve ona denk düşüyordu.
Bunu da anlamak kolaydır, çünkü soy toplumlarında (klan, boy ve kabile) topluluk duygudaşlığı, çağımız toplumlarındaki duygudaşlıktan çok daha yoğundur. Soy toplumlarında ortak kültür daha çok içselleştirilir ve daha inançla yaşanır. Şimdiki kapitalist toplumların tersine kabile toplumlarında bireyler kabilenin ayrılmaz bir parçasıdır, kabileden kopuk bireysel yaşam hemen hiç yoktur. Böyle bir toplumda bireyin haktan çok görevleri vardır ve birey bu görevleri yerine getirebildiği ölçüde değerli ve makbuldür.
Klan soy (kan) temelini güçlü şekilde koruduğundan ve klanın bütün üyeleri birbirinin kardeşi olan büyük bir aile olarak düşünüldüğünden, bu unvanı kullananlar klanın adalet dağıtan büyük kardeşleridir. Mitosun içeriğinde Kres’in yasa koyduğunun, adalet getirdiğinin belirtilmesi bu görüşü destekler.
Yine de bu konuda kesin bir şey söylemek için acele edilmemelidir. Çünkü askeri bir liderin unvanı olması olasılığı da az değildir ve bunun da araştırılması gerekir. Belki de Girit özelinde dinsel liderlikle askeri liderlik iç içe geçmişti.

Adige ve Abaza Dilindeki “Şa-Şı” Sözcüğü ve Tanrı Attis
“Kraş” sözcüğünü Abaza diliyle açıklarken, bileşik sözcüğün sonundaki “şa, -ş” sözcüğünün Abaza dilindeki “kan ve kardeş” anlamlarını belirttik, fakat Adige dilindeki anlamından söz etmedik. Oysa aynı sözcük Adige dilinde de kan ve kardeş anlamlarına gelmekte ve bu anlamlarıyla bileşik sözcüklerde yer almaktadır. Adige dilinde bu sözcük “Adeş/Ateş/Atış/Adış/Tış/Dış” bileşik sözcüklerinde “baba kardeşi, baba kanı” anlamlarına gelir. “Adeş/Adış/Dış/Tış” sözcüğü çağdaş dilde “amca” anlamında kullanılmaktadır ve “koç kardeş, koç kanı” anlamlarına da gelmektedir. İlginç olan şudur ki bu sözcük gerek ses gerek anlam yönünden Girit ana tanrıçasıyla da özdeşleştirilen Anadolu ana tanrıçası Kıpala’nın sevgilisi Anadolu asıllı ölen dirilen tanrı Attis/Attes (Attiş/Ateş) ile aynıdır!
“Teş/Deş (Taş/Daş)” sözcüğü Akdeniz halkının dinsel inancında çok önemli bir yere sahip gibi durmaktadır: Sumer’deki Pa-tesi, Gılgamış’ın Anadolulu adı San-daş, Hurri asıllı Anadolu baş tanrısı Teş-up, Urartu tanrısı Teş-u-ba ve yukarıda sözünü ettiğimiz Ateş/Atış. Bunlara eklememiz gereken bir tanrı daha var: Pelasg asıllı cehennem tanrısı Ha-des!
Doğru bir sonuca ulaşmak ve daha kesin bir şeyler söyleyebilmek için bütün bu bağlantıların incelenip araştırılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Kaynakça
Anthony D. Smith, Ulusların Etnik Kökeni, 2002
Bilge Umar, Türkiye Halkının İlkçağ Tarihi, İstanbul, 1982
Jean Bottero, Mezopotamya, Ankara, 2003
George Thomson, Tarihöncesi Ege, 1. Cilt, İstanbul,
Ömer Büyüka, Kafkas Kaynaklarına Göre İlk Yaratılışlar -İlk İnsanlık- Kafkas Gerçekleri, 2.cilt, İstanbul, 1986
Ömer Büyüka, Abhaz Mitolojisi Anaç mı?, İstanbul, 1971

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here