Lazcanın Tanıkları

0
2

Bir dilin yok oluşundan bahsederken aklımıza uzak bir gelecek geliyor. Elektriği kesilen bir makine gibi tık diye duracağını sanıyoruz. O gün geldiğinde, o dili konuşabilen son kişi ölecek. Böylece anadilimiz de yok olmuş olacak.
Oysa dil dediğimiz şey aslında insanın yaşan serüvenine çok bağlı bir şey. İnsanın hayatı değiştikçe, ektiği, diktiği şeyler, yaşadığı mekânlar değiştikçe dil de değişiyor.
Ben Lazcayı anadil olarak öğrenmiş, çok iyi bilen, konuşan, yazan biriyim. Öte tarafta 82 yaşında olan annem var. Biz annemle sürekli Lazca sohbet ediyoruz. Bu sohbetler sırasında farkına vardım ki Lazcayı annemle aynı şekilde kullanmıyoruz. Annem, kendi köyünde konuşulan Lazcadan başka bir şiveyi, ağzı bilmemesine rağmen Lazcayı benden daha iyi biliyor.
Benim belki tesadüfen kurmayı becerebileceğim bir cümleyi annem doğallığında kurabiliyor. Pek çoğumuzun Lazcada olmadığını düşündüğü bir kelimeyi umulmadık bir yerde annemin ağzından çıktığına tanık oluyorum.
Demem o ki; yaşlı insanlar orta yaş ve altındakilerin sahip olduğu dili kullanma becerisinden, kelime hazinesinden çok daha fazlasına sahipler.
Çünkü eski kuşaklar bambaşka hayatlara ve tecrübelere sahiptirler. Şehirde, bir ofiste çalışıp hayatını kazanan birinin Lazca hafızası ile hayatı köyde geçmiş, bugün adını dahi unuttuğumuz ürünleri ekip biçmiş insanların Lazca hafızaları haliyle bambaşka.
Bütün bir yaşamın geleneksel olana eşlik ettiği inançları, değerleri, adetleri, ritüelleri kısaca yaşamla ilgili her şeyi hafızalarında taşıyorlar. Tüm bunlarla ilgili bilgiye sahipler. Hafızalarında bütün bu bunlara ilişkin kelimeler, duygular, cümle yapıları, deyimleri, kalıpları mevcut.
Her şey sadece onların hafızalarında saklı. Çünküsözlü bir kültürden bahsediyoruz. Bu yüzden, kültürümüzün, anadilimizin kodlarını taşıyan bu hafızadan bihaberiz.
Yaşlı insanların ölümü ile bu toplumsal hafıza da yavaş yavaş yok olup gidiyor.
Böylece, anadillerimiz her gün biraz daha ölüyor, biraz daha yok oluyor, biraz daha unutuluyor…
Şüphesiz geçmişe dönemeyiz. Yeniden kendir ekip, kendirle ilgili bir kültürü ayağa kaldıramayız.
Ama, yapabileceğimiz şeyler var elbette. Hala bu insanlar hayatta iken kapsamlı bir derleme çalışmasına girişebiliriz. Olabildiğince çok şeyi kayıt altına alabiliriz. Belki onlarca kişi tarafından toplamda yüzlerce ve hatta binlerce saat kayıtlar yapmak gerekiyor. Herkes kendine yakın olan yaşlı akraba ve tanıdıklarıyla sadece bir-iki saatlik derlemeler yapsa, bunların toplamından büyük bir arşiv havuzu oluşturabilir ve bunları internet ortamında aktararak bütün dünyanın kullanımına sunabiliriz. Kültürümüzün gerçek tanıkları, anadilimizin mükemmel konuşucuları hala hayatta ve bizim hala bir şansımız var.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here