Süreli Yayınlarımız 16-1

0
11

Mayıs sayımızda konumuz Birleşik Kafkasya dergisi idi.
Hatırlatalım; ilk sayı Ağustos-Eylül-Ekim 1964 tarihini taşıyor. Üç ayda bir yayın hedeflenmiş. Derginin sahibi Yılmaz Nevruz, yazı işleri müdürü Mustafa Beştoy. İlk yedi sayı böyle yayınlandıktan sonra ortak sayı olarak yayınlanan 8-9. sayılarda (Mayıs-Ekim 1966) yazı işleri müdürlüğünü Seyfi Şahin üstlenmiş. Son sayı yine birleşik olarak (13-14-15) Ağustos-Ocak 1967-68 tarihini taşıyor.
İlk sayıda yayınlanan Birleşik Kafkasya imzalı “Hedefimiz” yazısını Mayıs sayımızda vermiştik. Bu sayımızda da yine ilk sayıda yayınlanan Yılmaz Nevruz Karaçaylı’nın “Yolumuz”, Mustafa Beştoy’un “Kafkasya ve Kafkasyalılar”, 4. sayıda yayınlanan Sefer E. Berzeg’in “Samsun İlinde Kuzey Kafkasya Muhacirleri” yazılarını kısaltarak veriyoruz.

Birleşik KAFKASYA
Sayı: 1 Ağustos – Eylül – Ekim, 1964

Yolumuz

Y. N. Karaçaylı

Kafkasya halklarının milli kurtuluş ha reketi, yakın geçmişte “Birleşik Kafkasya” adlı bir basın organına sahipti. Bu organ, şimdi bizim dergimizin taşıdığı isimle çıkıyordu. Böyle olmakla beraber dergimiz, yeniden yayıma başlayan eski “Birleşik Kafkasya” dergisi değildir. Biz onun maddi değil, manevi mirasçıları sayılırız. Onun güttüğü gayeleri ve izlediği fikirleri yaymaya devam edeceğiz. Bu gaye ve fikirler arasında, Kafkasya halklarının birliği fikri başta gelmektedir. İşte bunun içindir ki, dergimize “Birleşik Kafkasya” adını vermeyi daha yerinde ve daha uygun bulduk.
Şunu da unutmuş değiliz ki, “Kafkasya Birliği” fikrinin gerçekleştirilmesi hususu, her zaman, Kuzey Kafkasya milli siyasi düşüncesinin gayesi olagelmiştir. Daha, Mart 1918’de Trabzon’da toplanan Kafkasya halkları ve Osmanlı Devleti temsilcilerinin müşterek konferansında Kuzey Kafkasya heyeti, bu birlik fikrinin gerçekleştirilmesini resmen ele almış bulunuyordu. Diğer heyetlerin (Mavera-i Kafkasya ve Osmanlı) başkanlarına yaptığı bir müracaatta şöyle diyordu: “Kuzey Kafkasya lılar, Mavera-i Kafkasya’nın Dağıstan ve Kuzey Kafkasya halklarıyla bağlı olmadan, bağımsız bir devlet halinde yaşamayacaklarına inanmaktadır. Coğrafi, stratejik, ekonomik ve siyasi şartlar (Tek Bir Kafkasya) devletinin kurulmasını amirdir. Bu yüksek gayeye ulaşmak, Kuzey Kaf kasya heyetinin davasını teşkil eder”. Aşağı yukarı bir yıl sonra, 29 Ocak 1919’da aynı fikir, Kuzey Kafkasya Cumhuriyet hükümetinin resmi gazetesi “Kuzey Kafkasya” da tekrar ele alınmıştır. Gazete başyazısında şöyle diyordu: “Müstacel zaruret, bugün Kafkasya hükümetlerine, ye ni kurulmuş Cumhuriyet hükümetlerini, gerek Bolşevik anarşisi ile mücadelede ve gerekse sulh konferansında bağımsız ve başına buyruk yaşama haklarını müdafaa işinde birleştirmeyi âmirdir.”
Yazık ki, bağımsız yaşama müddetinin kısa sürüşü ve o zamanın siyasi şartlarındaki karışıklık, Kafkasya halklarına, kendi birliklerine müşahhas bir şekil vermeyi imkânsız kıldı. Bu iş, yalnız muhacerette yapılabildi. 14 Haziran 1934’te Brüksel’de Azerbeycan, Kuzey Kafkasya ve Gürcistan temsilcileri tarafından “Kafkasya Konfederasyon Misakı” imzalandı. Ermenistan temsilcileri de misakı, 1940 yılının ilkbaharında Paris’te imzalamışlardır.

.. Şimdiki merhalede daha önemli gayemiz, bizzat Kuzey Kafkasya cephesini sağlam bir hale getirmektir. Son yıllarda, cephemiz büyük kayıplar verdi… Pşimaho Kosok, Vassan Girey Cebagi, Ahmet Nabi Mağo ma, Ali Han Kantemir, Aytek Namitok aramızdan ayrıldılar… Buna göre de kadro, yer değiştirme ve yeni elemanların işe celbedilmesi meselesi, milli kurtuluş hareketimizin en aktüel bir meselesi olarak karşımıza çıkmaktadır…
İşte bunun içindir ki, bugüne kadar hareketimizi idare eden “Kuzey Kafkasya Milli Merkezi”nden yapılan yeniden teşkilâtlanma ve genişleme işini yürekten tebrik ediyor ve destekliyoruz… Daha ilk dünya savaşından önce Mareşal Fuad Paşa, Gen. Yusuf İzzet Met Çunatuko, Aziz Meker ve başka vatanseverlerin teşebbüsüyle Kuzey Kafkasya vatanseverlerinin teşkilâtlanmış kadroları vücuda getirilmiş ve bugün bizlerin yürüttüğümüz davayı onlar da yürütmüşlerdir. Bu şahısların nüfuz ve tesiriyledir ki, yeni doğan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, ilk olarak Osmanlı Hükümeti ve daha sonraları da üçlü ittifak devletlerince hukuken tanınmıştır. Eski muhaceretimiz, Kuzey Kafkasya bağımsızlığı fikrini babadan oğula intikal ettirmekle, bu fikri bugüne kadar kalplerinde yaşatabilmişlerdir…
Bu milli teşkilâtın yalnız sağlam ve kitleleri kapsayan bir teşekkül haline getirilmesi işinde değil, aynı zamanda bağımsızlığın müstakbel piyemont’unu vücuda getirmede de başarı kazanacağına sarsılmaz bir iman besliyoruz. (Kısaltılmıştır)

Müstacel: Acele
Müşahhas: Somut

Birleşik KAFKASYA
Sayı: 1 Ağustos – Eylül – Ekim, 1964

Kafkasya ve Kafkasyalılar

M. N. Beştoy

Ezelden beri, güzel yurtlarının tabi sahipleri olarak hür ve mesut yaşayan Kafkasyalılar, son birkaç asır içinde büyük felaketlere uğradılar: Kuzeyden gelen barbar, egoist ve sadist bir dev tarafından, bu masum ve onurlu insanların yurtları vahşetle çiğnendi ve istilâ edildi.

XVI. asrın sonlarında başlayan ve tam üç buçuk asırdan beri devam edip gelen Kafkas – Rus mücadeleleri esnasında üç milyondan fazla Dağlı, din ve vatan uğrunda can vermiş tir. 1864 yılında Kafkasya’nın Ruslar tarafından tamamen işgal edilmesi üzerine, bir buçuk milyona yakın Dağlı, Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde bulunan kardeş ülkelere göç etmişlerdi. Bu hadise, Rusların tahammül edilmez baskılarından ziyade, dinlerine son derece bağlı olan Dağlılara, o zamanki din ulemasının tesiri ve tavsiyesi ile vuku bulmuştur. Yoksa yurtlarını terkeden Dağlıların, hürriyet mücadelesinden vazgeçmiş oldukları iddia edilemez. Bilakis, onlar yurtlarından, bir gün şehitlerinin intikamını almak ve dedelerinin, Kafkas Dağlarının hürriyete kavuşturul ması hususundaki mukaddes vasiyetini yerine getirmek andıyla ayrıldılar… Bu göçmenlerin yegâne tesellisi, gittikleri yerlerde gördükleri takdir ve şefkat olmuştur… Birinci Dünya Savaşı esnasında Türkiye’de bulunan Kafkasyalıların büyük bir kısmı, Osmanlı Devletinin toprak larını paylaşmaya kalkışan müstevlilere karşı savaşırken, diğer bir kısmı da o zamanlar teşkil olunan “Kafkas Gönüllü Alayı”na katılmışlardı (1918). Türkiye’deki Kafkasyalılar, İstiklâl Savaşı esnasında Anadolu’daki milletdaşları ile omuz omuza, müstevlilere karşı çarpıştılar… Keza, bu Kafkasyalıların, Anadolu’da Kuvay-i Milliye ruhunun teessüsü, iç isyanların bastırılması ve Türkiye Cumhuri yetinin kuruluşundaki hizmetleri büyük olmuştur.
Kafkasya’da kalan Dağlılar ise, hürriyet mücadelesinden asla vazgeçmemişler; her fırsatta Ruslara başkaldırarak, canları ve kanları bahasına çarpışmaya devam edegelmişlerdir…
…Gönül isterdi ki, hiç olmazsa, okullarımızdaki tarih kitaplarında Malazgirt, Kosova, Mohaç… zaferleri yanında, o derece büyük ve şerefli olan İçkeri, Gergebil, Unsokul… zaferleri de yer alsın; Plevne, Çanakkale… müdafaları kadar şanlı Ahılgoh, Germençağ, Gimri… müdafalarından ve bir avuç vatan fedainin başında, Rusların muazzam ordularına çeyrek asır kan kusturan eşsiz önder İmam Şamil’den bahsedilsin; yeni nesil, 1930-31 yıllarında Kuzey Kafkasya’daki milli isyanın unutulmaz önderi, büyük abrek İsmail Kerti’nin şu derin manalı sözlerini işitsin ve gelecek nesillere intikal ettirsin:
“Düşmanımız olan Bolşevizmin ne kadar kuvvetli olduğunu biliyoruz. Elde ettiğimiz muvaffakiyetler muvakkattir. Bolşevik Rusya’yı deviremeyeceğiz. Yalnız, biz isyancılar, dinsizlerin çizmesi altında evvelâ malı – mülkü müsadere edilmiş, sonra da esir ve istismar hayatı yaşıyarak kahır altında ölmektense, hak ve hakikat, hürriyetimiz, mukaddes Kur’an-ı Kerim’in, camilerimizin ve her ferdin ulvi hakkı için, kötü hamimize karşı savaşarak er meydanında can vermeyi tercih ettik. Ölümümüz, bizim için şeref olacak ve tarih de bizleri iyi satırlarla anacaktır.”

Birleşik KAFKASYA
Sayı: 4 Mayıs, Haziran,Temmuz-1965

Samsun İlinde Kuzey Kafkasya Muhacirleri

Sefer E. Berzeg

Tarihçe

Bugünkü Samsun ili, Kafkas muhacirlerinin ikinci vatanları Anadolu’ya belli başlı çıkış noktalarından birisidir. Kafkasya’nın Ruslar taralından kat’i istilâ tarihi olan 1863-64 yıllarından başlayarak vukubulan her hicret buraya bir miktar Kafkaslıyı getirip bırakmıştır. Bunlar tarihin karanlık çağlarından beri üzerinde yaşadıkları verimli Kuban topraklarından sürülen Adigelerin Abzeh, Ubıh ve Şapsığ dallarına mensup olup aralarındaki birkaç Abhaz (Apsuva) köyünden ve işleri dolayısıyla il merkezine yerleşmiş birkaç Asetin-Lezgi ailesinden başka, diğer Kafkas dallarına rastlanmaz. Umumiyetle 100 haneyi bulmayan küçük fakat temiz ve mamur köyler halinde bütün havaliye serpilmişlerdir.
Muhacirler ilk yerleşme yıllarında bütün iskân mahallerinde olduğu gibi burada da iklim değişikliği, bakımsızlık, sefalet ve bunlardan doğan salgın hastalıklar yüzünden müthiş zayiat vermişler; birçokları buralarda tutunamayarak Anadolu içlerine dağılmışlardır…
Bu perişan muhacirler bütün bu felâketlere rağmen türlü güçlükleri büyük bir enerjiyle yenerek kısa zamanda, bugün bile temiz ve düzenli görünüşleri ile derhal dikkati çeken mütevazı köylerini kurtararak yerleştiler… 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’na ve sonra da Balkan ve I. Cihan Savaşlarına -bütün Kafkas asıllılar gibi- nüfuslarıyla kıyas edildiği takdirde hayreti celbedecek kadar çok sayıda gönüllüler göndererek katıldılar. Öyle ki bu yıllarda ve daha sonraları birçok köyler adeta erkeksiz kaldı. İstiklâl Savaşı da bu bakımdan bir istisna teşkil etmedi ve daima silahlı olan bu muhacirler Pontus-Rum tedhişçilerinin, bölgedeki Müslüman halkı toptan imhayı hedef tutan saldırılarına karşı silahsız ve müdafaasız halkın tek dayanağı oldular… Memlekete hizmet eden meşhur ve meçhul birçok şahsiyetler yetişti.
… En popüleri ve ilk akla geleni … bütün vasıflarıyla tam bir Kafkaslı olan Dünya Güreş Şampiyonu merhum Yaşar Doğu’dur. Sporculuğu yanında temiz ahlâkı ve efendiliği ile de bütün yurdun ve dünya spor çevrelerinin sevgisini kazanmış olan Yaşar Doğu’yu tanımayan bir Türk’ün bulunabileceğini zannetmiyoruz.
Türk İstiklâl Savaşı’nın meçhul mücahitlerinden biri olan Kavaklı Berzeg Ekrem Bey bu yıllarda emrindeki Kafkas asıllı gönüllülerle büyük işler görmüş, kuvvetli Pontus-Rum çetelerini tenkil etmek suretiyle … bölgede inzibatı temin etmiştir… Atatürk 1919 yılında Samsun’a geldiği zaman onu ilk destekleyen ve iltifatına mazhar olanlardan biri olup Rum çetecileri tarafından şehit edilmiştir.
Samsun’da ve civar illerde oturan Kafkas asıllı vatandaşlarımız tarafından hayırla yadedilen diğer bir şahsiyet de muhtelif mutasarrıflıklarda bulunmuş olan Degumko Bekir Paşa’dır. Onun hemşehrilerine düşkünlüğünü belirtmek için halk arasında vaktiyle söylenen;
“Kırık kamçı, yırtık yamçı.
Nereye gidiyorsun?
Bekir Paşa’ya…” şeklindeki mizahi sözler bir darbımesel olarak halk arasında hâlâ kullanılmaktadır.
Türk resminin tanınmış simalarından biri olan ressam Avni Lifij de Kavak’ta doğmuştur…

Yerleşme

Samsun ili merkez hariç 8 ilçe ve 12 bucaktan ibarettir. 835 köye sahiptir. Bütün ilçe merkezlerinde az veya çok sayıda Kafkas asıllı vatandaşlarımız bulunduğu gibi bucaklardan üç tanesi (Dikbıyık, Biçincik, Köprübaşı) de hemen tamamen Kafkas muhacirlerinden ibarettir. Buna mukabil 10-15 yıl öncesine kadar Samsun şehri içinde oturanlar mühim bir yekûn teşkil etmiyordu. Fakat yurdumuzda son senelerde başlayan şehre göç hareketine muvazi olarak birçok köylüler de Samsun şehrine ve il-çe merkezlerine yerleşmiş, bu suretle birçok köyler adeta tamamen boşalmıştır. Halen Kafkas geleneklerini muhafaza eden ve nüfusunun tamamı veya hiç değilse ekseriyeti Kafkas asıllı olan köyler bağlı oldukları ilçelere göre aşağıda gösterilmişlerdir:

Alaçam ilçesi: Tamamen Kafkas muhacirlerinden kurulu olan tek köy Atsoko, Ç’üpe, Hatuk, Mahoş, Hurmapko, Voç’e gibi Adige ailelerinin oturmakta olduğu 80 hanelik Karlı köyüdür. Bundan başka Alaçam içinde, Yenice köyünün Sarılık mahallesinde ve Bedeş köyünde de bir miktar Kafkas asıllı aile yaşamaktadır.

Bafra ilçesi: Sadece Kafkas muhacirlerinin oturduğu bir köye hemen hemen rastlanmaz. İlçe merkezine ve köylere dağılmış durumda olan Kafkaslıların yerleştikleri başlıca köyler:
Kelikler (Kavakpınarı), Adaköy, Engiz, Gazibeyli, Kaygusuz, Türbe, Kovanlık, Lengerli.

Çarşamba ilçesi: Burada Kafkaslıların kurmuş oldukları köyler nüfusça diğer ilçelerdekinden daha kalabalık, arazileri verimli ve halkının iktisadi durumu iyidir. Buna mukabil denebilir ki Kafkas geleneklerinin en ziyade zaafa uğradığı ve dejenere olduğu yer de buralardır. Kafkaslıların yerleşik olduğu başlıca köyler:
Cacıl (Paşayazı), Hacılıçay, Kızılot, Köklük, Kurtahmetli, Kuşhane, Tekfurmeydan – Beylerce, Aşağıdıkencik, Manamut – Bölmeçayır (Huaj Hable), Melik (Avtle Hable), Yukarıdikencik, Dikbıyık, Aşıklı, Epçeli, Gömen (Hatlako Hable), Gölceğiz, Hamzalı, Kababürük, Otluk, Taşdemir, Turgutlu, Tepealtı, Irmaksırtı, Ulaş, Güdedi.

Havza ilçesi: İlçe merkezinde oturan Kafkas asıllılar oldukça mühim yekûn tutar. Bunun yanında ilçeye bağlı aşağıdaki köylerde de hemen hemen tamamen Kafkas muhacirleri yerleşiktir:
Dindardibi (Dündarlı), Gürün (Abhaz), Hurdaz – Cevizlik (Abhaz), Karameşe (Abhaz), Kıroğlu, Meryemdere (Maze Hable), Ulucal (Döşemetaş), Memduhiye.

Kavak ilçesi: Bu ilçede de tamamen Kafkas muhacirleri ile meskûn -birisi bucak merkezi olmak üzere- on iki köy mevcuttur:
Bükceğiz, Çakallı Muhacirleri, Çarıklıbaşı (Abhaz), Germiyan, Kapıhayat, Karapınar, Karlı, Sıralı, Toptepe Muhacirleri, Biçincik, Hisariye, Sakızlık.

Lâdik ilçesi: Kafkas muhacirlerinin kurduğu başlıca köyler:
Soğanlı, Hızarbaşı, Kızılsini, Uzunyazı, Kabacagöz.

Terme ilçesi: Çarşamba ilçesi için söylenenler burası için de aynen tekrar edilebilir. Kafkaslılarla meskûn başlıca köyler:
Emiryusuf, İmanalisi, Karamahmut, Kumcığaz, Ortagerfi, Sancaklı, Yenicami, Hüseyinmescit (Üskütü).

Vezirköprü ilçesi: Bu ilçeye bağlı köylerden aşağıda adı yazılı olanlarda da hemen hemen tamamen Kafkas muhacirleri yerleşiktir:
Kületek, Bakla, Köprübaşı, Kadıçayırı, Yarbaşı, Saz.

İşte, özellikle 1864, 1878, 1905 yıllarında anayurtlarından koparak Anadolu’da kendilerine ikinci bir vatan bulan Kuzey Kafkasyalıların Samsun ilimizde yerleşmiş oldukları yerler -hemen hemen- bunlardan ibarettir. Şurasını da ilave etmeliyiz ki yukarda adı geçen yerlerin hepsi hukuki manada birer köy idaresi olmayıp birkaçı diğer bir köyün veya bir ilçenin parçasıdırlar.
(1) General İsmail Berkok. Tarihte Kafkasya. s. 529. İstanbul. 1958.

Önceki İçerikDiasporanın anavatanla iş ilişkisi
Sonraki İçerikKatalonya’da bağımsızlık gerilimi
Yaşar Güven
1958’de, Düzce Köprübaşı Ömer Efendi Köyü’nde doğdu. 1980 yılında İTÜ Gemi İnşaat ve Deniz Bilimleri Fakültesi’nden mezun oldu. Üyesi olduğu Gemi Mühendisleri Odası’nın (GMO) 50. yıl ve İstanbul Kafkas Kültür Derneği’nin (İKKD) 60. yıl Andaç çalışmalarının editörlüğünü yaptı. Her iki kurumun yönetim kurullarında görev aldı. Kurucusu olduğu firmada iş yaşamı devam ediyor. 2005 yılı aralık ayında yayın hayatına başlayan Jıneps gazetesinin kurulduğu tarihten itibaren yayın kurulu üyesi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here