Derneklerimiz – KAFFED – DÇB

0
260

Kafkas Dernekleri Federasyonu’nun (KAFFED) uzun yıllara dayalı çalışma sonucu kurulduğunu biliyoruz. 2022 Olağanüstü Genel Kurulu ile başlayan bir tartışma sürecinin içindeyiz.

Dünya Çerkes Birliği (DÇB) üyeliği ve Tüzük üzerinden başlayan tartışmalar, 2023 yılı Olağan Genel Kurul toplantısı sırası ve sonrası bazı üye derneklerin “faaliyetlere gözlemci olarak katılma, üyelikten ayrılma, üyeliği askıya alma” gibi tavırlar almasıyla devam etti.

Tavır alan derneklerimizden başlayarak federasyon üyesi derneklerimizle süreci değerlendirmek, gerek Türkiye’de gerekse uluslararası arenada önemsediğimiz “birlik” konusunun daha sağlıklı yürüyebilmesi için katkıda bulunmak istedik. Derneklerimize aynı dört soru yönelttik.

Mart sayımızda İstanbul Kafkas Kültür Derneği, Kayseri Kafkas Derneği, Eskişehir Kuzey Kafkas Kültür ve Dayanışma Derneği yönetim kurulu veya başkanları ile yaptığımız söyleşileri verdik.

Derneklerimiz ve KAFFED – DÇB

Nisan sayımız için Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Samsun Çerkes Dernekleri ve Ceyhan Kuzey Kafkas Kültür Eğitim Derneği ile irtibat kurduk. 31 Mart yerel seçimlerine yönelik yoğunluk nedeniyle sadece Antalya Çerkes Derneği yanıtlarını gönderebildi.

Derneklerimiz – KAFFED – DÇB

Mayıs sayımızda dönüş yapan Ankara, Bursa Çerkes Derneklerini veriyoruz. İrtibat kurduğumuz -isimlerini yukarıda andığımız- derneklerimizden dönüş beklerken Hamamözü Çerkes Derneği, Aydın Kuzey Kafkas Kültür Derneği ve Nazilli Kuzey Kafkas ve Dayanışma Derneği ile de irtibat kuracağız.


“Güçlü, etkili, saygın ve tuttuğunu koparan bir KAFFED beklentimiz var elbette her şeyden önce”


-Nasıl bir KAFFED/Federasyon/Birlik hayaliniz var? Üye derneklerle ilişkiler, uluslararası kurumlarla ilişkiler, sürgün, soykırım, başta anadili olmak üzere kimliğe ve kültüre dair her konuda nasıl bir birlik? Mevcut durumun ihtiyacı karşıladığı seçeneği de var elbette.

-Ankara Çerkes Derneği YK Başkanı Yusuf Hatuk: Nasıl bir KAFFED beklentimiz var, şunu başta belirtmek isterim ki, kurumların varlığına ve bu kurumlara saygı duyulmasına inananlardanız. Kişiler gelip geçicidir ama kurumlar kalıcıdır.

Güçlü, etkili, saygın ve tuttuğunu koparan bir KAFFED beklentimiz var elbette her şeyden önce. Ama maalesef günden güne gücünü kaybeden bir KAFFED yapısı ile karşı karşıyayız. Anavatan ile ilişkilerde de duraklama dönemine geçmiş durumdayız. Geçmişte ne kadar ileri seviyedeydik o da ayrı bir tartışma konusu belki ancak şu dönemlerden daha iyiydi en azından. Maalesef günümüzde yaşanan tartışmalar da KAFFED’in yapısına gölge düşürecek cinsten. Bunu neye bağlıyorum; devamlı aynı yüzlerin KAFFED yapılanmasında bulunmasına ve arka planda bir şeylere yön verme çalışmalarına hız kesmeden devam etmelerine veya değiştirmek isteyenlerin yeterli çabayı göstermediklerine, gösterdikleri çabanın da değiştirmeye yetmediğine bağlıyorum.

Üye derneklerle ilişkilerimizin üst seviyede olması gerekiyor. Birbirimizin yardımına koşmamız gerekiyor ve o dernek bu dernek kavramından çıkıp tüm dernekleri sahiplenmek gerekiyor ki bir şeyleri başaralım. Ayrışmalar olmasın, yoksa içinden çıkılmaz bir hal alır, o da toplumumuza huzursuzluktan, zarardan başka bir şey getirmez.

Bu arada tüzüğümüzün de düzenlenmesi gerektiğine inanıyorum. Şöyle bir durum var; 1 kişi birden fazla derneğe üye olabiliyor, olmakla kalmayıp delege sayılarını yükseltebiliyor. Bu durumun düzeltilmesi gerektiğine ve 1 üyenin birden fazla üyeliği olabilir ama delege sayısına etki etmeyecek şekilde şekillendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yoksa herkesi üye yapalım derneklere, delege sayılarını yükseltelim, her dernek 25 delege ile genel kurula gelsin, son derece yanlış bir durum.

Uluslararası kurumlar ve STK’lar ile de ilişkileri sıcak tutmalıyız. Bu dünyada kimse tek başına bir şey yapamaz, hele de bizim gibi azınlıkta olan toplumlar için olması gereken durumlardır diye düşünüyoruz.

Toplumu ilgilendiren tüm toplumsal organizasyonlarda birlikte hareket edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Birlikte hareket edip sesimizi daha çok, daha gür duyurmalıyız. KAFFED bu hareketin en önünde olması gereken, en çok çabalaması gereken kurumdur (ilişkileri sayesinde).

Mevcut durum her zaman her ihtiyacı karşılıyor mu, bence hayır ama bunun sadece KAFFED ile değil, yaşadığımız ülkelerin sorunlarıyla da alakalı olduğunu düşünüyoruz (Ekonomi, iklim şartları, coğrafi şartlar vb. diye sıralanabilir).


Ankara Çerkes Derneği Yönetim Kurulu

Hatko Yusuf Hatuk (Başkan), Kankush Ender Kankoç, Ajuk Elif Sarıhan, Turkav Mustafa Demircan, Muradin Birol Meral, Abaze Şamil Tarkay, Şık Güray Altınışık, Gendergenoy Melisa Siide Önlü, Janbey Yakup Savaş.


-Siyasi kararları, hemen her sosyal tabakadan insanların üye olduğu kültürel derneklerin birliği gerçeğinden hareketle nasıl almalı? Dernekler ve KAFFED siyaseten neyi ne kadar yapabilir? Kimliğe dair talepler demokrasi ile ilintili. Kendinizi ifade edeceğiniz kamusal alanların en etkili olduğu yer TBMM ve orada temsiliyetimiz yok. Yerelde yoğun yaşadığımız kentlerde belediye başkanlığı seçimlerinde ağrılığımız tartışılır. Ne yapmalı, nasıl yapmalı?

-Herhangi bir siyasi karar alamayız. Soruda da belirtildiği üzere her sosyal tabakadan üyelerimiz var ve bu bizleri siyasi karar almada engelleyen bir durumdur. Derneklerimiz siyaset üstü olmalı ve bunu tüm üyelerine ve siyasilere aktarabilmelidir. Bizim siyaset ile yapabileceğimiz iş, siyasileri üyelerimizle uygun zeminde buluşturmak olmalı. Onun haricinde herhangi bir siyasi tarafta olmamalı, sadece Çerkes siyaseti ile ilgilenmeliyiz. Orada da toplumumuzu ileriye götürecek hamlelerde bulunmalıyız.

Neler yapılmalı? Şunu belirteyim; kimse sizin kaşınız, gözünüz için bir şeyleri vermiyor, çalışmak ve emek vermek gerekiyor. Bizden bir siyasetçi zamanında “Partinin adamları dururken sizleri neden işe alayım, önceliğimiz onlar” demişti. Bunu şunun için anlattım, bir yerde emek vermezseniz kimse size bir şeyler vermiyor, verse de uzun soluklu olmuyor maalesef.

Bireysel anlamda partilerde olmalısınız ki ancak o zaman bir şeyler yapabilme veya yaptırabilme gücünüz olsun. Yakın tarihte seçimleri geride bıraktık. Kaç belediye başkanı çıkarabildik? (5-10). Kaç meclis üyesi çıkarabildik? (10 -15). Rakamlar çok komik değil mi sizce de? Hadi biraz geriye gidelim, kaç milletvekili çıkardık? (10-15). (Kaçı toplumla ilgili, kaçı Çerkes olduğu için listelere girebildi, o da ayrı bir tartışma konusu.) Siz, bir olmadığınız sürece bir şey talep edemezsiniz ve eriyip gidersiniz, kimse de kusura bakmasın, sonuç onu gösteriyor. Pembe senaryolar çizmeyi herkes ister tabii fakat gerçekçi olmak lazım.

Her şeyi toplum için, kendimiz için, derneklerimiz için yapmalıyız, ancak o zaman bazı durumlardan bahsedebilirsiniz. Her zaman şunu savunmuşumdur; insanların siyasi görüşü ne olursa olsun Çerkes toplumu için, derneklerimiz için bir arada olmalı, sesini ve taleplerini ancak o zaman duyurabilir.

 

-Türkiye ölçeğinde en geniş, deyim yerindeyse kahir ekseriyeti kucaklayacak siyaseten karar alıp uygulayacak bir yapı olmalı mı? Olabilir mi?

-Bu biraz ütopya gibi geliyor bana; her federasyonun, her STK’nın amacı farklı olabilir. Zorla bir arada tutmanın faydasından çok zararı olabilir.

 

-Dünya Çerkes Birliği’ni (DÇB) nasıl değerlendiriyorsunuz? 1997’de UNPO’da, Çerkeslerin XIX. yy’da yaşadıklarının sürgün ve soykırım olduğunu, Çerkeslerin çifte vatandaşlık ve tarihsel topraklarına koşulsuz dönüş haklarının olduğu kararlarının alınmasını sağlayan DÇB gerçeğinden hareketle kamuoyumuzda ‘2000 öncesi ve sonrası’ DÇB’nin iki farklı yanı oldu’ değerlendirmelerine katılıyor musunuz? Nasıl bir Dünya Çerkesleri Birliği/Uluslararası Birlik hayal ediyorsunuz? Diaspora merkezli birlik düşüncesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

– Evet, katılıyoruz. 2000 öncesi ve sonrası diye ayırmak gerekiyor.

DÇB gibi bir yapının olması gerektiğine inanıyoruz fakat iç yapısının bu şekilde olmaması gerektiğine de inanıyoruz. İsme takılmamak gerekiyor, önemli olan işleyişi diye düşünüyoruz. En başta dediğim gibi kurumların varlığına ve saygı duyulması gerektiğine inananlardanız ama buradaki durum farklı. Durum farklı olduğu için de insanların saygısını yitiren bir kurum olma yolunda hızlıca ilerliyor (kraldan çok kralcı davrandıkları için). İnsanların artık keyfi karar verebildikleri bir kurum haline geldi, gelen tepkilerin çoğunluğu bu yüzden. Benim anavatanla ilişkilerimin, akrabalarımla görüşme imkânımın kimsenin keyfine kalmaması lazım.

Diaspora merkezli birlik düşüncesini nasıl değerlendiriyoruz: Bizim anavatanla ilişkilerimizde tek kurum üzerinden hareket edilmemesi gerekiyor. İki merkezli bir birlik düşüncesi olması gerekiyor. Neden? Anavatandaki tartışmalara, sorunlara, rahatsız edici durumlara karşı tüm olaylara hâkim, süreci birlikte götürebilen, diasporada bir ayağı olan bir birlik olması gerekiyor.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz