K’uzim: Sınırları aşan bir şarkının hikâyesi

0
318

Bugün üç ülkede (Türkiye, Ermenistan, Lübnan) çeşitli müzisyenler tarafından seslendirilen, farklı potpurilerde kullanılan, kliplere konu olan “K’uzim” şarkısının hikâyesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

“K’uzim”in hikâyesini ilk ağızdan dinlemek için tatile memlekete geldiğimde, Yusuf Vayiç ile görüştüm. Yani “K’uzim”in söz yazarı ve bestecisi. Yusuf Abi ile uzunca bir söyleşi gerçekleştirdik. Konuştuklarımızın tamamına bu sayfalarda yer vermem mümkün değil ancak sınırları aşan bu şarkının yaratıcısı ve hikâyesi hakkında temel bazı bilgileri paylaşmış olacağım.

Yusuf Abi’nin yazma serüveni lise yıllarında edebiyat öğretmeni Nizamettin Bekaroğlu’nun yazdığı şiirleri beğenmesi ve onu notla ödüllendirmesiyle başlıyor. Kendine şair demeden yazma denemeleri yapan bir gençken öğretmeninin yüreklendirmesi sayesinde şiirden ve şarkıdan bir daha kopamıyor.

Lise sonrasında politik nedenlerle kaldığı cezaevinde yok edilen şiirlerinin üzüntüsünü hâlâ yaşıyor. İçeride yoldaşlarıyla kurduğu yaşamdan çok farklı olan “dünya denen bir cezaevi”ne çıktığında uzun süre uyum sağlamakta zorlanıyor. Cezaevindeki ilişkilerin kendileri için “başka bir dünya” olduğunu söylüyor. Dış dünyaya uyum çabalarında türküler hep yanı başında oluyor. Özellikle Âşık Mahzuni Şerif’e büyük saygı ve merak duyuyor. Onun güzel bir dünya düşüyle halk edebiyatının söyleyiş biçimini birleştiren tarzını ‘Hemşince olarak neden yaşama geçirmeyeyim’ fikri bu süreçte ortaya çıkıyor.

İlk başlarda duygu ve düşüncelerini Hemşince dile getirmekte zorlandığını söylüyor. Bunun sebebini “Hemşince sadece konuştuğumuz, yazmaya alışık olmadığımız bir dildi” diyerek açıklıyor. Ancak bu zorluklar onu Hemşince yazmaktan alıkoymuyor. Zaman içinde yaptığı birçok denemenin sonunda “Artık Hemşince yazılı olarak kendimi ifade edebildiğimi gördüm” diyor.

“K’uzim”in hikâyesine gelirsek; Yusuf Abi, “K’uzim benim özlediğim dünyanın dile getirilmesidir aslında” diyor. “Halk diliyle söylüyorum elbette ama o dilin içindeki politik söylem benim için şarkının tadı tuzu oluyor. Nasıl bir dünya istiyorsam, dünyayı nasıl görüyorsam, o bir şekilde kendine yer buluyor.”

“K’uzim”de insanların ezilmişliğini dile getirdiğini söylüyor. Elbette, ezilmişliğin olmadığı bir dünyanın özlemini de…

Şarkıların yazılma sürecini sorduğumda, bazen önce sözleri, bazen de önce melodiyi yazdığını ifade ediyor. Bazen de sadece sözü veya melodisi olan şarkıların tamamlanamadığını, melodiyle sözün uyumunu yakalayamadığı için yarım kalan şarkılarının olduğunu da söylüyor.

“K’uzim”de önce sözleri yazıyor ama melodi de hemen ardı sıra çıkageliyor. Melodisiyle sözünün çok uyumlu olduğunu düşünüyor.

“K’uzim”in sınır aşan bir şarkı olacağını bekleyip beklemediğini sorduğumda böyle bir beklentisinin hiç olmadığını ancak şarkının bu potansiyeli taşıdığını ifade ediyor. Şöyle ki Yusuf Abi şunları söylüyor: “ K’uzim’in içinde aşxar (dünya) var, aşxar olunca zaten tüm aşxar’a seslenmiş oluyorsun, sadece Hemşinlilere değil. En nihayetinde aşxar Hemşinlilerden ibaret değil. Aynı şekilde lusnika (ay), aakag (güneş), astağk (yıldızlar) hepimizin. Dünyanın her yerinde ezen-ezilen var ve onun karşısında güzel bir dünya düşü görenler var. Bu evrensel mesajın şarkının sevilmesinde etkili olduğunu düşünüyorum.”

Şarkının ilk olarak nasıl yayımlandığını da konuştuk. 14-15 yıl kadar önce Özgür Yasin Kırçiçek’in editörlüğünü yaptığı, Hopa’nın Sesi adlı sitede, makale ve forumların yanı sıra Hemşin ezgileri de yayımlanıyordu. Şarkı ortaya çıkınca Yusuf Abi, şarkıyı yayımlanabilecek bir forma sokması için daha sonra Entu grubunu kuracak olan Harun Topaloğlu’na ricada bulunuyor. Harun Topaloğlu’nun düzenlediği ve seslendirdiği şarkıya, Özgür Yasin Kırçiçek, şarkıda geçen nesneler ve Hemşin görüntülerinden oluşan amatör bir klip hazırlıyor ve şarkı Hopa’nın Sesi’nde yayımlanmış oluyor. Bu ilk kayıt bugün hâlâ YouTube kanalından ‘Hopa’nın Sesi K’uzim’ diye aratıldığında bulunabiliyor.

Daha sonra Harun Topaloğlu’nun söylediği bu kayıt, çeşitli videolar eşliğinde Türkiye’de yayılmaya başlıyor: Kimi zaman ‘Momi’ filminin görüntüleriyle, kimi zaman Hemşin coğrafyasından güzel fotoğraflarla…

Son yıllarda ise Ermenistan ve Lübnan’dan farklı müzisyenler şarkıyı farklı düzenlemelerle seslendirdiler. Bunlardan öne çıkan bazılarının 1.7 milyon izlenme sayısına ulaşan Nare Gevorgyan, 1.6 milyon izlenmeye ulaşan Katil (Hemşince Gatik, Türkçe Damla) ve Kristina Sahakyan’ın videoları olduğunu söyleyebiliriz.

Türkiye’de öne çıkan yorumun ise Onurcan Çelik ve Ufuk Yılmaz’ın performansı olduğunu belirtebiliriz.

Şarkının Ermenice ve Hemşince konuşanlar arasında aynı ilgi ve sevgiyi uyandırmasının nedeni, bir yandan da sözlerinin her iki tarafın anlayabileceği yalınlıkta ve temel sözcüklerden oluşmasıdır diyebiliriz.

Dört adet dörtlükten oluşan şarkının üç dörtlüğü ilk düzenlemede Harun Topaloğlu tarafından kullanıldığı için daha sonraki tüm versiyonlarda da bu üç dörtlük kullanılmıştır, bu üç dörtlük şu şekildedir:

 

K’uzim

Aakage erta çi                     : Güneş gitmiyor

Ta kidim perevadza          : Sanırım tutulmuş

İsa inç bes aşxara               : Bu nasıl dünyadır

Emmen dağ xarevadza    : Her yanı karışmış

 

Erginke elluş k’uzim         : Gökyüzüne çıkmak istiyorum

Astağke pernuş k’uzim   : Yıldızı tutmak istiyorum

Lusnikayin meçnan hed  : Ay’ın içinden

Kezi putenuş k’uzim         : Sana bakmak istiyorum

 

Ertuş k’uzim isti hed         : Gitmek istiyorum buradan

Aye ertak yarats hed        : Gel gidelim beraber

Medoğum aşxarsiva         : Karanlık bu dünyaya

Lusnika (Aakag) elloğuk mek: Ay (Güneş) olmak istiyoruz biz

 

Yusuf Vayiç, aslında dördüncü dörtlüğün de şarkıda olması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Bundan sonra şarkıyı yeniden düzenleyecek birileri çıkarsa ve kullanmak isterlerse diye bu son dörtlüğü de sizlerle paylaşmama izin verdi.

 

Çay kağa gağin kağa        : Çay topla, fındık topla

Çağtsutse lazut ağa          : Değirmende mısır öğüt

Tun ağa aner udin             : Sen öğüt, onlar yesin

As ispan inçves xaxa         : Bu böyle nasıl oyundur

Önceki İçerikİki kitap…
Sonraki İçerikSuruç Katliamı 6 yıldır adalet bekliyor
Mahir Özkan
Artvin İli Makriyal / Noğedi (Kemalpaşa ) ilçesinde 1978 yılında dünyaya geldi. Çukurova Üniversitesi Felsefe Öğretmenliği Bölümü'nden 1999 yılında mezun oldu. 2008-2011 tarihleri arasında Agos gazetesinde yayınlanan öyküleri 2014 Eylül'ünde 'Hemşin Öyküleri' adıyla Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. 2016'da Hemşince çevirisini yaptığı Küçük Prens, 'Bidzig Pirens' adıyla yine Aras Yayıncılık tarafından yayınlandı. Derlemelerini Uğur Biryol'un yaptığı İletişim Yayınları tarafından yayınlanan 'Karardı Karadeniz' ve 'Karadeniz'in Kaybolan Kimliği' adlı kitaplara makaleleri ile ve Leyla Çelik ile Elif Yıldırım'ın derlediği, Nika Yayınları tarafından yayınlanan 'Yeşilden Maviye Karadeniz'den Kadın Portreleri' adlı ortak kitaba bir öyküsü ile katkıda bulundu. 2009-2014 yılları arasında Norradyo adlı internet radyosunda 'Hemşin Öyküleri' adlı bir program hazırlayıp sundu. 2014 yılında bu yana yayınlanan Gor dergisinin yayın ekibinde yer alıyor. Evli ve bir kız çocuğu babası.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here