Dinsel inanç

0
152

Sevgili dildaşlarım ve din âlimi akraba, dost ve soydaşlarım; “BEN” din eğitimi almadım. Sadece, 7-8 yaşlarında iken, köyümüzde (Tavşandağı) Arap dili harfli alfabeyle, anlamını bilmediğim, pek çok sure ve ayeti okuttular (Yaşıtlarım, hatırlarlar). Bu okuma tarzı içinde, alttan okuma! Yani, “чlагьыбзэ” diyorlardı. Örnek; “Elifibe-sın-an, Elifibe sıra-in” ve “elifibe tra-un…” “Lam-yelif-sın-la-ha-trauhu Allahu!”  

Zaman zaman, yazılarımda, neden “DİNSEL İNANÇ!” konusuna giriyorum? Yanıtım; DİN ile DİL, AKIL ile BİLİM, insana özgü kavramlardır. Bu anlamda, ben de, kendimi “İNSAN!” kabul ettiğim içindir. Anadilim “ÇERKESÇE”dir. Ve bu dille düşünüp, konuşmak ve yazmak istiyorum. 

Gördüğüm, yaşadığım, duyduğum ve öğrendiğim şudur; Txba – Txbaмадэ – Хабзэ üçgeninde yaşarsam, hem ilahi ve hem beşeri anlamda, görevimi yapmış olacağım (Düşüncem budur). 

Dildaşlarım, ayıp olmayacaksa, bilinen ve öyle kabul edilen, DÖRT GÖKSEL İNANÇ buyruklu kutsal kitapların TÜRKÇElerini (Meal-Tefsir-Tercüme) “HIFZETTİM” TEVRAT-ZEBUR (Mezrurlar)-İNCİL ve KUR’AN. Elbette ki, bu konuda, ehil insanlardan yardım gördüm. En başta, ağabeyim, rahmetli BERÇ HOVALIGİLYAN vardır. Onlara yürekten teşekkürler.  

Peki, sonuç nedir? Yani, sözü nereye getirmek istiyorum? Yanıtım; “ATALAR DİNİ” tanımlamasıyla, göz ardı edilen; bu üçlü yaşamda (ritüeller hariç) Txba – Txbaмадэ – Хабзэ’de eksik nedir? 

Soruyorum; okuması, yazması ve hatta daha önceki veya sonraki “DİNSEL” buyruklardan bihaber, dedemiz, babamız ve annemizden “Yalan söyleyin, hırsızlık yapın, öldürün, komşuya zarar verin”… Dahası, cinselliğe yönelik “akraba evliliğini ve çokeşliliği” tavsiye eden oldu mu? Kadınlarımıza ve kızlarımıza “Sakın dışarıya çıkmayın. Erkeklerle konuşmayın, sohbet etmeyin” diyeni duydunuz mu? Hangi Çerkes yerleşim biriminde “Ahlak, Namus” kavramları “YOK” kabul edildi. Bizim için, en büyük yaptırım gücü, insana özgü “UTANMA DUYGUSUDUR”. İfadesi ise “Хьейнапэ – ЕмыкIу”dır. 

Dildaşlarım, yalvarıyorum; Anavatana, Arap kabile kültürü “Mu-Salmanlığı” taşımayın. Onları, bugüne kadar, koruyan inançlarıyla oynamayın. Tekrar tekrar yazıyorum. Bu suda yıkandık. Ve sonumuz, sürgün ve soykırım. Sürüldüğümüz yerlerde de “koruma” ya da “HAİN!” olduk. Uyanmamız için, bunlardan daha canlı, belge var mıdır? Yabancıların Anavatan’a müdahale etme koşullarının başında “Farklı İnanç” mücadeleleri önceliklidir. Örnek olarak Afganistan ve Suriye gösterilebilir.  

Sn. Özdemir İnce, selam ve saygılarımı sunuyorum. Sağlık içinde olmanızı diliyorum. Gazetenizi ve sizi, aksatmadan okuyorum. Sn. İnce, siz ve sizin gibi insanlar, yani eli kalem tutanlar, herhangi bir konuyu sunarken, bilgi ve belgeye dayanmalıdır. Kanaat hasıl ediyorsanız bile, yine de, belge ve insan aklının ortak paydası esas olmalıdır, diye düşünüyorum. 

Mesele nedir? Diyorsunuz ki, “Osmanlı’ya şunlar bunlar sığındı”. Bu arada, “ŞEYH ŞAMİL’in Ruslara yenilmesinden sonra Osmanlı’ya sığınan Çerkeslere” vurgu yapıyorsunuz. Sn. İnce, her olayın nedenini, niçinini ve sonucunu, vukua geldiği “ZAMAN-MEKÂN-İMKÂN” üçgeninde değerlendirmek daha doğrudur.  

Şeyh Şamil (adı üstünde şeyhtir?)… Bu Şeyh’in o zamana göre, çarlarla savaşacak bir gücü de yoktu. Peki ne oldu? Yanıt; bitmek bilmeyen Osmanlı-Çarlık savaşlarında, Osmanlı adına “Dinsel İnanç” öncelikli, kullanılan “Vur-Kaç” eylemli, figürandır. Çarlara yenilen Osmanlı’dır. Dolayısıyla onunla birlikte Şeyh Şamil de yenilmiştir. Şeyh Şamil, hiçbir zaman, vatan için savaşmamıştır. O sadece, Osmanlı ve din adına hareket etmiştir. Onun için, çardan ilk isteği, kutsal saydığı topraklara gidebilmesi için müsaade olmuştur. Çar da hemen yerine getirmiştir. Günümüzdeki Suriye sığınmacıları ile Çerkeslerin Osmanlı topraklarına sürülmesi ve soykırıma uğraması, özünde bir değildir. Teşekkür ederim. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here