Muharrem Baykan

11 yazı

Aralıkta misafir kızlar ve werşer geceleri…

Tüm tabiatın bizlere gününü göstereceği karlı, soğuk aralık günlerinin araladığı, arka yüzünden ortasına irice bir çivinin çakılarak duvarda duran maarif takvimini sabırla atlatmaya başladığımızda belirirdi karanlık, sisli aralığın meymenetsiz yüzü...  Günlerin gönülsüz...

Kasımda ‘gen (кlэн) oyunları’ Şuuurree…

 Yorucu ekimin yorgunluğu çabuk geçer, köyü sabahları ayazla karışık sis kaplardı bir süreliğine.  Sisin ardından ufukta yükselen güneşin gülümseyen yüzü altın sarısına çalan yamaçlardan aşağı, köy meydanına sızardı usul usul...  Artık sadece güney...

Ekimde tombul tarlakuşları

Kara sabandan sonra icat edilmiş, endüstrinin başlangıcı sayılabilecek tekerlekten sonraki en önemli icat olan “İkili Pulluk” devrinde yüklerdik at arabasına güneşin uykulu bakışları arasında.  Bir tatlı kızıllık sarardı etrafımızı hamutlarken atlarımızı.  İzlerdim; efsane...

Eylülde çeşme başları…

Emek kokan harman yerlerinin süpürülüp, bir kısmı tohumluk olarak ayrılıp, diğer kısmı ambarlara dolan tahıllar...  Yabani ot tohumlarıyla karışık bozkır tohumlarının dahi tavuk yemi olarak ayrıştıktan sonra, efsane zerun buğdayının, un değirmenlerinde...

‘Ğazab Buğdayları’ (Гъэзаб Гуэдзхьэр)

Paydos sonrası gönülsüz çıktığımız at arabası gölgeliğinden parlayan kızgın güneşe sitemli bir bakış fırlatıp kaderimize isyan etmek üzere ansızın esen meltemle çabucak tövbekâr rençber sefası…  Öğle sonrası yükselerek kızgınlaşan güneşle verilen mücadele,...

Ağustos

Ufukların kızardığını ilk defa gördüğüm tanyeri horozlarının uykulu çığlıklarının dizildiği Uzunyayla ayazı iliklerime işlediğinde yüzüme çarptığım soğuk çeşme suyundan burnumun kemiğini titreten ağustos sabahı...  Kendimi bildim bileli gece yatmaz sabah kalkmaz huyumu...

İğde çiçekleri…

Zifiri karanlıkta poyrazın alıp getirdiği mızıka melodilerini, ansızın kabayelin çalıp götürdüğü zamanlarda açardı iğde çiçekleri.  Ansızın belli belirsiz gelen mistik, limonsu, aromatik kokusu bir anda yok olur, arardı gözlerim etraftaki en yakın...

Verimli bir toprak parçasına tutunabilme sevdasına kurban verilmiş hayatlar

Uzun bir kışın bitiminde...  Bereketli yağmurların sel olup, Zamantı boyunca uzanan uçsuz bucaksız çayırlıklarında eriyen kar sularının coşturduğu akarsu taşar, tüm çayırlıklar bir süreliğine su altında kalırdı…  Bu zaman dilimi tüm kışı ahırlarda...

Taş değirmen…

Tanyerinin ağardığı kızıl bir güz sabahında;   Geceden avlu ortasına çekilmiş “şıgu” (at arabası) içerisine,  Kaput bezinden çuvallara elenmiş namı diğer zerun buğdayı doldurmuş,  İntizamla at arabasına yüklemişti bile babam...  Sırasıyla atları ağıldan çekip, hamut...

Şeşen

Adını okuduğunuz andan itibaren olacaklara hazırlıklı olmanızı tavsiye ederim.  Bir harman sonunda Atilla ile karar vermiştik bu işi çözmeye.  İlk iş yürüyüşle başlasa da asıl mesele namı diğer “Zıxede” (Kendine güvenen, parantezi kendisi...